ABD’de insanlar yarın dönem-arası seçimde oy kullanmak üzere sandık başına gidecek. Başkan seçimi yapılmayacak, Kongre’nin Temsilciler Meclisi üyelerinin bütünü (435 üye) ile Senato’nun üçte biri (34 üye) ve 50 eyaletten 36’sının valisi için oy kullanılacağı için yine de önemli bir seçim bu.

Çok uzun bir süre öncesinden başlayan kampanyalar seçmen kanaatlerini oluşturdu.

Halk iki yıl önce başkan seçilen Donald Trump’ın ekonomiye getirdiği dinamizmden memnun; ancak kamuoyu yoklamalarında rakip partinin adaylarının önde gittiği görülüyor. Trump seçimde Kongre’nin iki bölümünde de çoğunluğu kaybedebilir.

Amerikan seçimlerinin ne sonuç vereceği bizim için önemli değil. Ancak yerel seçime bizde de artık aylar sayılabildiği için, ABD’de seçmen tercihlerinin oluşumu, partilerin aday seçimleri ve yürütecekleri kampanyalar bakımından yol gösterici olabilir.

Bizde şu sıralar her parti belediye başkanlıkları için aday göstereceği isimleri belirlemekle meşgul. Hangi partinin yetkilisine mikrofon uzatılsa seçimden en büyük başarıyla çıkacakları görüşü alınıyor.

AK Parti adayları ‘Ben buradayım’ demeye başladı

Referandum, başkanlık seçimi ve genel seçimde önde çıkan iktidar partisi bu seçimde de kendisini favori olarak görüyor. Uzun yıllar Kayseri’de belediye başkanlığı yapmış, daha sonra bakan olarak da ülke kamuoyunun dikkatine girmiş olan, AK Parti’yi yerel seçime hazırlamakla görevli kadronun başı Mehmet Özhaseki, İzmir dahil bütün büyükşehirleri kazanacakları iddiasında. 81 ilin 60’ına şimdiden kazanılmış gözüyle bakıyor…

Kılı kırk yararak adayları belirliyorlarmış.

Üç büyükşehirde isimleri bilinen adaylarla kent ahalisinin karşısına çıkılacağı yolunda bir beklenti var AK Parti’de. İstanbul’da Binali Yıldırım, İzmir’de Süleyman Soylu, Ankara’da da Mehmet Özhaseki isimlerine şans tanınacağı sanılıyor.

Hürriyet gazetesinde bugün çıkan İpek Özbey ile mülakatındaMehmet Özhaseki‘‘Cumhurbaşkanımızın takdiri önemli’’ uyarısında bulunsa da, kendisinin Ankara adaylığı için, ‘‘İnsanın isminin bir ülkenin başkenti için belediye başkanı olarak geçmesi elbette gurur verir’’ demeyi de ihmal etmiyor.

Artık AK Parti’nin en önemli açıklamaları için kullandığı Hürriyet’te yine bugün ismi İstanbul adaylığı için geçen TBMM başkanı Binali Yıldırım’ın konuya ışık tutacak sözleri yer alıyor.

Okuyalım:

“Bugüne kadar partimin ve ülkemin bana nerede ihtiyacı varsa hep orada hizmet ettim. Partimde istişare süreçleri tamamlanmadan böyle net ifadeler kullanmayı doğru bulmam. Biz makamları mutlu olmak için değil, millete hizmet etmek için bir vasıta olarak görürüz.”

TBMM başkanı bu sözleri Arjantin dönüşü Senegal’e uğradıklarında yanında bulunan Fatih Çekirge’ye söylemiş. O da, bu cümlelerin altına ‘‘Sanıyorum bu sözler birçok şeyi açıklıyor…’’ diye not düşmüş…

Ben anladığımı yazayım: Özhaseki Ankara’ya, Yıldırım İstanbul’a aday gösterilmeyi bekliyor…

Geriye kalıyor İzmir…

İçişleri bakanı Süleyman Soylu niye olmasın?

[CHP’nin kalesi olarak bilinen İzmir aslında geleneksel olarak ‘sağ’ siyasetin beşiğidir. Demokrat Parti, Adalet Partisi, Anavatan Partisi uzun yıllar İzmir belediye başkanlığına sahip olmuştu. Süleyman Soylu da AK Parti’ye geçmeden önce DYP genel başkanı olduğuna göre…

O olmadığı takdirde İzmir için düşünülen bir diğer isim, geçen yıl Ticaret Odası başkanlığına seçilen Mahmut Özgener. Özgener İzmir’de uzun yıllar belediye başkanlığı yapmış Osman Kibar’ın da torunu.]

Ortalıkta dolaşan ve yetkililerin ‘‘Hayır, onları düşünmüyoruz’’ demedikleri için yaygın kabul gören aday isimleri, AK Parti’nin üç büyük kentte kamuoyu tarafından bilinen kişilikleri tercih edeceğine işaret ediyor.

Bu iyi bir şey mi?

2014 yılında AK Parti İzmir’den iki dönem milletvekili seçilmiş Binali Yıldırım’ı belediye başkanlığına aday göstermiş, ancak o beklediği başarıya ulaşamamıştı. Yıldırım’ın oyu yüzde 36’da kaldı ve seçilemedi.

ABD’de garip bir durum var

Yerel seçim Mart ayının son günü yapılacak ve uzmanlar enflasyonu aşağıda tutabilmek için alınan ekonomik kararların olumsuz etkilerini o ayda göstereceğini söylüyorlar. Dedikleri doğruysa, iktidar partisinin beklentileri gerçekleşmeyebilir.

ABD’de yarın yapılacak seçim bunun için de önemli.

NBC/Wall Street Journal’ın son anketine göre, ABD’de seçmen Trump’ın ekonomi yönetimi başarı puanını artırmış görünüyor. Geçen yılın sonunda yüzde 29 ‘‘Ülke doğru yolda’’demişken, bu oran şimdi yüzde 38. ABC/Washington Post anketi daha da parlak: Trump’ın seçimi sonrası yüzde 51 olan ekonomiyle ilgili olumlu görüş şimdilerde yüzde 65’e ulaşmış durumda. 2001’den bu yana en yüksek puan bu.

 

Ekonomi açısından olumlu puan alan Trump’ın özgürlükler ve dış politika konularındaki tavrı ise beğenilmiyor. Cumhuriyetçiler seçim yenilgisi tadarsa sebebi bu olacak.

Yarın saçlar öne düşecek ve ak mı kara mı ABD’de görünecek.

Biz ise bir beş ay daha bekleyeceğiz.

  • Abone ol