AK Parti, belediye başkanlığı için aday göstereceği kişilerin isimlerini kamuoyu ile paylaşmayı tek bir oturumda yapmak yerine parçalara bölmeyi daha uygun bulmuş görünüyor. İsimleri açıklama görevini de Cumhurbaşkanı da olan AK Parti genel başkanı Tayyip Erdoğan bizzat üstlenmiş durumda.

Dün de aralarında Ankara ve İzmir’in de bulunduğu bazı illerin belediye başkan adayları açıklandı.

Sürpriz var mı?

Görebildiğim kadarıyla yok.

İstanbul için uygun görülen isim açıklandığında da sürpriz duygusu yaşanmayacağına eminim.

Tayyip Erdoğan önemli görevlere uzun yıllardır tanıdığı isimleri getirmeyi tercih ediyor çünkü.

Bugüne kadar Tayyip Erdoğan’ın yaptığı tercihler halktan da kabul gördü ve AK Parti girdiği her seçimden başarıyla çıktı.

Şimdi de beklenen, aynı başarının 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak yerel seçimde de tekrarlanması…

MHP ile ittifak bu seçimde de işlevini yerine getirirse İstanbul ve Ankara AK Parti’de kalmaya devam ettiği gibi, CHP yanlış bir isimle seçmen karşısına çıkarsa İzmir’i de kazanabilir AK Parti-MHP ittifakı…

Kağıt üzerinde durum böyle. 2002 yılından beri yapılan seçimler de bu tahlile hak verdiriyor.

İtibarlı yazarlar öyle demiyor ama…

Durum gerçekten böyleyse, AK Parti’nin itibar ettiği kalemlerin alarmist yaklaşımlarının sebebi ne olabilir?

Her gün bir veya iki köşede ‘‘Aman ha, bu seçim kaybedilebilir de’’ anlamına gelecek uyarı yazıları çıkıyor. Kimi aday gösterilmek istenen/gösterilen isimlere itiraz ediyor, kimi ise vatandaşın sıkıntılarını öne çıkartarak endişesini dillendiriyor.

Vaatlerde bulunulmuş, yerine getirilmemiş… Ekonomide yaşanan sıkıntılar artık herkesi rahatsız edecek derecelere çıkmış… İşsizliğe çare bulunamamış…

Bir yanda aday belirlemede oldukça rahat görünen AK Parti, bir yanda da ona her ahvalde destek çıkan köşe yazarları… Ters köşelerdeler…

‘‘Yerel seçim sanmayın, bu seçimin sonucu ülke açısından Bir BEKA SORUNU; burada tökezlenirse iktidar da kaybedilebilir’’ tarzda yorumlar AK Parti’nin itibar ettiği yorumcuların ağızlarında.

Göremediğimiz, bizim gibi dışarıdan bakanların algılayamadığı bir cereyan alttan alta kendini belli ediyor da, AK Parti bunu fark edemiyor ve bazı destekçileri bu yüzden mi telaşlı?

Tekrar edeyim: AK Parti hiç de endişeli görünmüyor; özellikle de MHP ile ittifak tazeledikten sonra…

İki muhtemel gelişme yukarıdaki soruya daha kesin cevap vermeyi kolaylaştırabilir.

Formül ve aday… Muhalefetin sınavı…

Gelişmelerden biri, muhalefetin iktidarı zorlayıcı bir formül bulmasıdır.

24 Haziran seçimlerinde muhalefet beklediği başarıyı gösteremedi; cumhurbaşkanı adayı gösterdiği isim seçilemediği gibi, MHP ittifakı sayesinde AK Parti iktidarda yoluna devam edebiliyor. Ancak yine de daha büyük bir başarısızlığın önüne geçmeyi o seçimde başardı muhalefet. CHP’nin karşı-ittifak hamlesi bütünüyle hayata geçebilseydi, sonuç çok daha farklı da olabilirdi…

Yine de İYİ Parti’nin seçime katılabilmesinin önlenmesi girişimini önleyici türden hamleler yapabildi CHP.

İYİ Parti’nin seçime katılamadığı bir seçimin nasıl sonuçlanacağı hiç hesaba katılmıyor. Oysa katılmalı ve üzerinde iyice düşünülmeli.

Kendi kanaatimi yazayım: CHP İYİ Parti’nin seçime katılması hamleleriyle muhalefet adına çok daha vahim olabilecek bir başarısızlığın da önlemiş oldu.

Bakalım bu defa nasıl bir hamle gelecek CHP’den?

AK Parti’ye yakın çevrelerin telaşının sebebini anlamaya yarayacak muhtemel gelişmelerden ikincisi, tahmin edilebileceği gibi, muhalefetin seçmen önüne çıkaracağı adaylardır… Yerel seçim vatandaşı doğrudan ilgilendirir, bu yüzden de parti sadakatinin en aza düştüğü seçimdir. Tanıdığı, güvendiği, iş yapabileceğine inandığı bir ismi kim aday gösterirse, biraz tereddüt etse de, oyunu partisinden olmayan beğendiği bir adaya da yönlendirebilir seçmen…

Bunun örnekleri geçmişteki bir çok seçimde görülmüştür.

Telaş bütünüyle sebepsiz değil yani.

İYİ Parti’nin tavrı bu defa da önemli. 24 Haziran seçiminde İYİ Parti’nin varlığı daha vahim olabilecek bir başarısızlığın önüne geçti; ancak Meral Akşener’in kendi adaylığında ısrarcı anlamsız takıntılı tavrı muhalefet adına ciddi olabilecek bir başarıyı da imkansız hale getirdi. Şimdi de benzer bir durumla karşılaşılması pekala mümkündür.

Geldiğimiz nokta, artık yapılmasına dört ay kalmış olan yerel seçimde, iktidar partisinin neredeyse bütün adayları da belli olmuşken, hala müphem unsurların varlığıdır. Şu anki durum, 31 Mart 2019 seçiminin AK Parti adına yeni bir zafer olabileceğine yakın bir durum. Bunu değiştirebilmek ancak muhalefetin yapabileceği manevralara bağlı.

Muhalefet o manevraları yapabilir mi?

Cevabı herkes kendisi versin.

  • Abone ol