Daha önce bir vesileyle ayrıntılı yazdığımı hatırlıyorum, o sebeple bu defa özetleyerek geçeceğim: Yıllar önce, bir Amerikan Üniversitesi tarafından Atina’da düzenlenen bir toplantıya katılmıştım. İlginç bir toplantıydı. İlginçliği, çok sayıda İsrailli ile Suudi Arabistan ve İran’dan konukları bir araya getirmesindendi.

Özel bir oturumda, İran’dan üst düzey bir yetkiliyi hep birlikte dinlemiştik. İsrail’den katılanlar, en çok “Ne zaman İsrail’in varlığını tanıyacaksınız?” merağını giderecek sorular yöneltmişlerdi İranlı üst düzey yetkiliye.

Bir oturumu yöneten İsrailli profesör, “Ülkeye dönünce Chatham House kuralı yüzünden burada yaşananları olduğu gibi aktaramayacağım için üzülüyorum; yoksa bir yanımda at kuyruklu saçlı bir Suud vatandaşının, diğer yanımda sarıklı bir İranlı mollanın oturduğunu isimlerini de vererek anlatabilseydim benim için keyfe keder bir durum olacaktı” demişti.

Bu defa farklı bir toplantı yaşanmış.

İsrail’in güvenliği her şeyden önemli

Polonya’nın başkenti Varşova’da yapılan, ABD’nin mali destek verdiği güvenlik toplantısında, değişik Arap ülkelerinden üst düzey katılımcılar yer almış. Suudi Arabistan’dan… Bahreyn’den… Birleşik Arap Emirlikleri’nden… Körfez’deki diğer Arap ülkelerinden…

Tam 60 katılımcı yer almış Varşova Güvenlik Toplantısı‘nda.

Filistinli katılımcı yokmuş. Hem o sebeple, hem de nasıl olsa orada yapılan konuşmaların isim verilerek başka yerlere taşınmayacağı güvencesiyle olağanüstü rahat konuşmuş katılımcılar…

Chatham House kuralı orada da geçerliymiş çünkü…

Bahreyn dışişleri bakanı Khalid Al Khalifa“Bölgesel güvenlik için uzun yıllardır süren Filistin-İsrail ihtilafından çok daha tehlikeli olan İran’dır” demiş ve eklemiş: “Filistin-İsrail ihtilafının en önemli sorun olduğunu konuşarak büyüdük. Fakat sonraları daha büyük bir meydan okumanın varlığını fark ettik. Çok daha zehirli bir sorun olduğunu, hatta bunun modern tarihin en zehirli sorunu olduğunu fark ettik. İslam Cumhuriyeti’nden, İran’dan gelen zehirli sorunu fark ettik.”

Tahran’daki yönetim için ‘Neo-faşist rejim’ sıfatını da kullanmış Al Khalifa; Tahran’ın kendi ülkesi Bahreyn’i karıştırmaya çalıştığı gibi Yemen, Suriye ve Irak’ı istikrarsız hale getirdiğini de söylemiş…

İsrail-Filistin sorunu ne ki, esas tehlike İran…

Gerçekten yeni ve ilginç bir yaklaşım…

Al Khalifa‘nın konuştuğu panelin bir başka konuşmacısı, Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanı Abdullah bin Zayed Al Nahyan, “Her ülke bir başka ülke tarafından tehdit altına düşerse onun kendisini savunma hakkı olur” demiş “İsrail’in Suriye’deki askeri etkinliği konusunda ne düşünüyorsunuz?” sorusuna cevap olarak…

Suudi Arabistan’ın dışişlerinden sorumlu devlet bakanı Adel al-Jubeir de oradaymış… O da aynı panelde yaptığı konuşmada, Filistin devlet başkanı Mahmud Abbas’ın yönetimine karşı çıkan Filistinli grupları destekleyen İran’ın Filistin davasına zarar verdiğini söylediği gibi, ardından “Hamas ve İslami Cihad örgütlerini destekleyerek Filistin yönetimini zayıflatan kim?” sorusunu sorup sorusunu yine kendisi cevaplamış: “İran tabii…”

Körfez ülkelerinin İsrail-Filistin ihtilafına dönük politikalarında köklü değişiklikler olduğu fark ediliyordu da, resmi ağızların bunu artık kalabalıklar önünde ifade edecek hale geldikleri bilinmiyordu.

Al KhalifaAl Nahyan ve el Jubeir konuştuklarının o toplantının yapıldığı binanın dört duvarı arasında kalacağını sanarak bu görüşleri açıklamış olmalı.

Chatham House kuralı onu gerektiriyor çünkü.

Orada kalmamış ama… Görüyorsunuz, okudunuz, neler söylediklerini sizlerle paylaştım.

Hayır, Varşova’daki toplantıya katılmış değilim, konuşulanları kendi kulaklarımla işitmedim.

Netanyahu’nun oyunu

İsrail başbakanı Benjamin Netanyahu bu konuşmalar yapılırken salondaymış, o da davetli katılımcılardan biriymiş. Ağzını hiç açmamış. Ancak, ülkesine dönerken, uçakta, gezisini izleyen gazetecilere cep telefonundan panelin 25 dakikalık konuşma kaydını izletmiş… Netahyahu‘nun ofisi videoyu YouTube‘a da yüklemiş…

Chatham House kuralı resmen çiğnenmiş yani. [Ardından, herhalde konuşmacılar itiraz ettiği için olacak, kayıt videosu YouTube’dan kaldırılmış, ama neler söylendiği gazete ve televizyon haberlerine yansımış durumda. Ben de bu bilgileri Amerikan Fox-News kanalından öğrendim.]

Dahası da var…

Uçaktaki konuşması sırasında, İsrail başbakanı, yapılan toplantının “İran ile yapılacak savaşa” destek çıkılacağı umudunu verdiğini de söylemiş…

“İran ile savaş”

Toplantının sıcak bir havada geçtiğini de paylaşmış gazetecilerle, ama kimlerle ikili veya toplu görüşmeler yaptığı konusunda bilgi vermemiş…

Merak bu ya…

Bayağı çok sayıda katılımcı arasında Türkiye’den kim/ler vardı acaba? Filistin, İsrail, İran, Suriye, Hamas gibi konuların konuşulduğu bir güvenlik toplantısında Türkiye’nin ismi hiç geçti mi? Geçtiyse neler söylendi?

Meraklıyım ve o yüzden bunları çok merak ediyorum.

Ankara da merak etse iyi olur; hatta yönetimden veya yönetime yakın çevreden kimin katıldığı öğrenilip bu soruların cevabının Ankara tarafından aranmasında özellikle yarar var.

Netanyahu sevindirik olmasın da ne olsun?

  • Abone ol