Bir yakınım, tam telefonu kapatacakken, “Sizler için de yasaklar başladı, yarın yazacak bir şey bulabilecek misin?” sorusunu ‘pat’ diye kucağıma atıverdi.

Öyle ya, birkaç zamandır siyasi gelişmeleri seçim ekseninde değerlendiren yazılarla okur karşısına çıkan biri, o konuya yasak getirildiğinde zorda kalır, değil mi?

Yakınıma, “Merak etme, yazacak bir şeyler bulurum” dedim.

İşte bu yazı o yazıdır…

Karşıydım, ama…

Ne zaman seçim yasakları günü okur karşısına yazıyla çıkmam gerekirse bu yasağın yanlış olduğuna mutlaka değinirim. Demokrasilerin bayramıdır seçimler ve bayram havası sandığa gidilecek diye yarıda bırakılmaz. Bazı yasaklar söz konusu edilebilse bile, pek çok ülkede, o yasaklar arasında propaganda yer almaz. Hele seçime ilişkin yazılara herhangi bir kısıntı getirildiği görülmez.

ABD’de, Avrupa ülkelerinde durum budur.

Özellikle günümüzün karmaşık iletişim ortamı yasak uygulamasını daha da zorlaştırıyor. Yasak diye partiler burada propagandayı kesse, bizler kalemimize gem vursak bile, dünyanın dört bir tarafından propaganda sağanağına uğramamızı kolaylaştıran bir iletişim altyapısı var bugün. İnternet üzerinden, sosyal medyadan isteyen buraya ulaşabiliyor.

Çoğu internet sitesinin ana servis sağlayıcısı ülkemiz dışındaki bir yer zaten.

Bu durum da propaganda yasağını anlamsız kılıyor.

İşte bu sebeplerle, her seçim günü, “Yasaklar yasaklansın” anlamına gelen bir şeyler yazmışımdır.

[Burada bir itirafta bulunacağım: Tanığı olduğumuz bu son seçim kampanyası kanaat değiştirmeme sebep oldu. İyi ki, böyle bir yasak var; hiç değilse daha az etkilenmeye açık bir ortama sahibiz ve sandık başına giderken sakince düşünme imkanımız var. Galiba seçim günü propaganda yasağının bir süre daha devam etmesinde bir mahzur yok.]

Yazarlar da oy kullanır

Yazar dediğiniz, siyasi konularda kalem oynatanlarımız da dahil olmak üzere, herkes gibi bir partiye kendisini yakın hissedebilir. Görüşünü yazıyla veya sözlü olarak açıklarken, ne kadar saklamaya çalışırsa çalışsın, hangi partiye eğilimi bulunduğu belli olur zaten.

Metin Toker seçimden bir gün önce oy vereceği partiyi açık seçik yazardı sözgelimi ve bunu yapmayı her yazara tavsiye de ederdi rahmetli.

Hiç onun açıklığında bir yazıyla oyumun rengini önceden belli etmedim. İlk kez oy kullandığım 1973 seçimlerinden bu yana oyumu layık gördüğüm partiler çoğu kez değişti zaten.

Birlikte değiştik. Partiler değiştikçe benim oyum da değişti.

Geçmiş seçimlerle bu seçim arasında benim açımdan bir önemli değişiklik daha var: Seçim gecesi televizyonun karşısına oturarak belli olacak sonuçlar eşliğinde siyasi yorum yapanları izleyenlerdenseniz, o anların sıcaklığında benim görüşlerimi öğrenmeniz mümkün olmayacak.

Malum, televizyon kanalları beni ve daha pek çok görüş sahibini artık izleyicileriyle buluşturmuyor.

Yeni tipler ekranlardan karşınıza çıkacak; son birkaç yıldır olduğu gibi…

İnternet üzerinde yapılan yayınlarda olacağım

Ancak televizyonu değil de interneti haber alma amacıyla kullananlarınız için durum farklı. Neredeyse sonsuz sayılacak kadar fazla sayıda alternatif programlar var YouTube‘un sağladığı imkanları kullanan ve ben de bu gece onların bazılarındaki yayınlara katılacağım.

Önce, erken bir saatte (19.00 gibi) Alman Deutsche Welle (DW) ajansının şimdilik haftada bir ve önemli gün-gecelerde yaptığı Türkçe TV yayınında CNN-Türk ekranlarından tanıdığınız Nevşin Mengü‘nün konukları arasında yer alacağım.

DW deneme mahiyetindeki Türkçe yayınını TV’den de izlenecek sürekliliğe kavuşturursa hiç şaşırmayacağım. İzleyeni çok çünkü.

Gece, bir sonra (saat 21 gibi), ‘t24’ haber sitesinde yine vaktiyle CNN-Türk‘te benzer programlar yapmış olan Şirin Payzın‘ın başlattığı görüntülü yayın içerisinde beni de izleyebileceksiniz.

En sonunda (saat 23 sonrası) Ruşen Çakır‘ın öncüğünde yayın yapan Medyascope kanalında yine görüntülü olarak internet müdavimlerinin karşısına çıkacağım.

Gece benim için bitecek, ama Cüneyt Özdemir‘in de seçim gecesi yayını var ve o da sabaha kadar sürecek diye biliyorum.

Gözünü ve kulağını açık tutan için görüş çeşitliliği hiç de az değil sizin anlayacağınız.

Yabancı yayın kuruluşları Türkiye ile yakından ilgililer. Suudi Arabistan gazetesi Şark’ul Avsat artık Türkçe de çıkıyor. İngiliz Independent gazetesi de yakında Türkçe yayına başlayacak. BBC‘nin Türkçe haber yayını bayağı başarılı. Ruslar da birkaç koldan Türkçe haber bombardımanına başlayalı hayli zaman oldu. Bu alana ilgi gösteren ülkeler arasında Çin de var.

Dünya iletişim açısından böyle bir dünya işte.

Propaganda yasağını delmeme gayreti içerisinde kaleme aldığım yazımı okudunuz.

Bu yazı Fehmi Koru'nun blogundan alınmıştır

  • Abone ol