Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan CHP’nin İstanbul’daki belediye başkanlığı seçiminde hile yaptığı iddiasında. AK Parti günlerdir aynı iddia üzerine Yüksek Seçim Kurulu‘na (YSK) itirazlar edip oyları birkaç kez yeniden saydırttı, şimdi de seçimin iptalini talep ediyor…

Devlet Bahçeli‘nin açıklamalarına bakılırsa MHP de aynı talepten yana…

Belli ki, 31 Mart günü kendilerine oy vermediği anlaşılan bir kitlenin yenilenecek seçimde görüş değiştireceğini düşünüyor iktidar cephesi…

Daha önce yaşanmış bir senaryonun güncelleştirilmiş bir versiyonu bu. 7 Haziran 2015 tarihinde yapılan genel seçimde, AK Parti’nin oyları tek başına iktidarı imkansız kılan bir orana düşmüştü; o zaman da Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın yönlendirmesi ile altı ay sonra o seçim yenilenmişti.

1 Kasım 2015 genel seçiminden, AK Parti, oylarını yüzde 49,5’a yükseltip konumunu güçlendirerek çıkmıştı.

Herhalde şimdi de beklenen aynı senaryonun İstanbul’da tekrarlanması…

İhtimaller, ihtimaller…

Acaba bu defa da aynı senaryo tekrarlanır mı?

Yalnız İstanbul’da seçimin yenilenmesi, iktidara, bütün gücünü tek bir ile yoğunlaştırma ve böylece istediği sonucu alma kolaylığı sağlayabilir.

Ülkenin bütünüyle ilgilenmesi gerektiği için, son seçimde 58 il ve yüzlerce yerleşim merkezinde kampanya yürütmüş olan Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın bir ay veya biraz daha uzun bir süre boyunca İstanbul’un her semtinde yakın plan çalıştığını düşünün…

Elinde İstanbul yanında çok sayıda ilçe belediyesini de tutmaya devam eden iktidar partisi, başka illerdeki AK Partili belediyelerden de yardım alarak, yenilenecek seçimde tabloyu tersine çevirebilir.

Böyle bir ihtimal elbette vardır.

Tersi de olabilir ama…

İsterseniz o ihtimal üzerinde de birlikte düşünelim.

AK Parti’nin hiç de küçümsenmeyecek oranda bir taban oyu olduğu biliniyor. Araştırmalar sadık oy sahipleri oranının yüzde 25-30 civarında olduğuna işaret ediyor. Bu aslında Tayyip Erdoğan cazibesinin oylara yansımasıdır.

Taban oy üzerine AK Parti’nin icraatlarından memnun olan, istikrarı onun temsil ettiğine inanan, muhalefetin söylemlerini beğenmeyen veya CHP’ye bir türlü ısınamayan insanlardan da oy alıyor AK Parti.

Oyları bu ikincil derecedeki ek taban sayesinde yükseliyor ve iktidarı elinde tutabiliyor.

Yüzde 49,5’luk 1 Kasım 2015 oyu böyle bir yükselme sonucu elde edilmişti.

Ancak, daha sonraki referandumlarda, 2018 genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşandığı üzere, AK Parti, çoğunluğu sağlamak için bir dış desteğe ihtiyaç duymaya ve o ihtiyacını MHP ile ittifak kurarak karşılamaya başladı.

İttifaksız girseydi, geçen yıl yapılan iki seçimde de ağa takılabilirdi AK Parti. 31 Mart’ta ülke genelinde iktidar cephesi olarak oyları yüzde 50’in üzerine çıkabildiyse, bu, Cumhur İttifakısayesindedir.

Aynı ittifak AK Parti’nin ikincil derecedeki oy tabanının azalmasına da yol açıyor. Hep AK Parti’ye giden oyların bir bölümü son seçimde MHP’ye de kaydı, başka partilere de…

Bazı önemli il ve ilçelerle birlikte Ankara ve İstanbul’u da bu yüzden kaybetti AK Parti…

Kaybetmeye devam edebilir yenilenecek seçimde.

Özellikle de seçim sonrası sürecinde sergilenen tavır ve sözcülerinin söylemleri yüzünden…

AK Parti sandığı önemserdi, şimdi ise…

AK Parti bugüne kadar sandığı tartıştırmadan geldi; itirazlar hep muhalefetten AK Parti’ye yönelir ve AK Parti sandığa sahip çıkarak itirazları göğüslerdi. İlk defa bu seçimde rollerin değiştiğini ve sandığa yansıyan iradenin iktidar partisi tarafından sorgulandığını görüyoruz.

Halk -seçmenler- acaba bu dönüşümü beğeniyor mu?

Ya beğenmiyorsa?

Millet İttifakı‘nın bu seçimde Ankara ve İstanbul’da gösterdiği adaylar, geleneksel CHP seçmeni yanında daha önce eli CHP’ye oy vermeye gitmeyen bir kitleden de oy devşirmeyi başardılar. Ekrem İmamoğlu‘na oy verenler arasında daha önce AK Parti seçmeni olan azımsanmayacak bir kitlenin de varlığı söz konusu.

Onların AK Parti’den uzaklaşma sebepleri ortadan kalkmadan gidilecek bir seçimde iktidar cephesi yeniden yenilgi tadabilir.

İktidarın medya gücünün, ekranlara çıkması sağlanan yorumcularla görev tanımını iktidarın her icraatını övmek olarak gören kalem erbabının çabalarının bu seçimde ters teptiğini de bu tabloya ekleyebiliriz. Aynı yüzler ve kalemler önümüzdeki dönemde de benzer bir olumsuz işlev görebilir.

Bu arada ekonomik sıkıntıların artması ve bazı kesimlerde var olan yeni parti beklentisinin de bir biçimde karşılanabileceği ihtimallerini hesaba katmıyorum bile.

Terazinin iki kefesi de dolu sizin anlayacağınız. Yenilenen seçim CHP’nin İstanbul başarısını yok da edebilir, tam tersine iktidar cephesinin üzüleceği bir sonucu da getirebilir.

CHP’de herhalde bu yolda değerlendirmeler yapılıyordur.

Peki ya CHP, o değerlendirmeler sonucunda, “Madem seçim yenilenecek, bunu yalnız İstanbul için yapmayalım, bütün seçimi yenileyelim, hatta genel seçim de yenilensin” teklifini ortaya atarsa ne olur?

Görüyorsunuz, bu karmaşada üzerinde düşünülecek başka seçenekler de var.

  • Abone ol