“Tarihe İmam Hatipli cumhurbaşkanını yerinden eden kişi olarak geçeceksiniz” diyorlar… “Ümmetin reisine nasıl karşı çıkarsınız?” sorusu eşliğinde niyet okuyanlar da var… Hatta işi lanet okumaya kadar götürenler de çıktı…

Ahmet Davutoğlu’nun önderliğinde kurulan Gelecek Partisi belli isimlerden bu tepkileri almakta.

Oysa kurulan ve kurulması beklenen birer siyasi parti. Türkiye’de sayıları 100’ü bulan partiler arasına bir parti daha girdi, bir diğeri de yakında girecek. AK Parti ülkeyi 17 yıldır yönetiyor, ancak o da şimdi pek çoğumuzun adlarını hatırlamakta zorlanacağı Anavatan Partisi, Doğru Yol Partisi, Sosyal Demokrat Halkçı Parti, Demokratik Sol Parti gibi varlıklarını sürdürseler bile etkileri kalmamış partilerden birine dönüşebilir pekala.

Belki de endişe bu.

Halktan destek bulmaya devam ederse daha uzun yıllar iktidarda da kalabilir.

Yeni partilerin ortaya çıkması halkın önündeki seçenekleri artırır; hangi partiye oy verme kararı halkın kendisine aittir ve bunu da seçim günü geldiğinde öğrenebileceğiz. O güne kadar ülkeyi yine AK Parti yöneteceğine ve bu da AK Parti’ye halkın hoşuna gidecek icraatlar yapma fırsatı verdiğine göre, yeni seçeneklerin ortaya çıkmasının ona yararı dokunacağı bile söylenebilir.

Rekabet, karşısına rakip çıkacak olanı kamçılar, daha iyi olması için bir fırsat sunar.

Peki de şimdilerde AK Parti cephesinde kendini hissettiren telaşın sebebi ne?

Karşısına rakip iki yeni partinin çıkması partinin yönetim kademelerinde yer alanlarda rahatsızlığa sebep olmuş görünüyor. Vaktiyle AK Parti’den milletvekili seçilmiş olanlar ile AK Parti’ye destek verdiği bilinen işadamlarından oluşan 14 kişilik heyetin hazırlayıp ilgilisine sunduklarını öğrendiğimiz raporun varlığı ve aynı heyetten bazı isimlerin yeni parti kuracağı bilinen isimleri ziyaret edip “Yapmayın, etmeyin” tavsiyesinde bulunmaları da aynı rahatsızlıkla irtibatlı.

İyi niyetli bir gayret onlarınki…

Sunulan raporda yer alan ‘ıslahat’ maddelerini benimseyebilir AK Parti, kendisine çeki-düzen verebilir ve bu da telaşa kapılan yönetim kademelerini rahatlatabildiği gibi saflarından kaçtığı görüntüsü veren kitlelerin hareketlenmesini de durdurabilir.

Ya da rapordaki tespitlerin yanlış olduğu inancıyla son yıllarda uygulanan politikalardan sapılmayacağını bir kez daha ilan edip bildiği yolda devam da edebilir AK Parti.

Rakibi partilerin varlığına ve yakın çevresinden gelen eleştirilere aldırmadan…

Tabii bu arada eski-yeni rakip partiler de ülke şartlarında kendilerine daha geniş yerler açmak için çabalarını sürdürecek, doğru-yanlış değerlendirmelerini sonunda sandığa giderek kanaat belirtecek olan halkla paylaşacak ve iktidara gelmek veya ülke yönetiminde pay sahibi olmak için kendi tanıtımlarını yapacaklardır.

Partiler bunun için vardır demokrasilerde.

Demokrasilerde olan

Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde siyasi hayata pek çok yeni parti girdi, bazısında güçsüz bilinen partilerin halktan ilgi görmeye başladığı görüldü. Dünün marjinal partileri ile dün zaten var olmayan yeni bazı partilerin iktidara ulaştığı ülkeler var.

Bu partilerin bir bölümü siyasi hayatta daha önce var olan partilerden ayrılan kişiler tarafından kurulmuş, bir bölümü ise sistemden memnun olmayan kitlelerin tepkisini kanalize edebilecek türden isimlerin eseri olarak ortaya çıkmıştır.

İtalya’da şu anda iktidarı paylaşacak büyüklüğe kısa sürede ulaşan partinin kurucusu bir palyaçoydu. Ukrayna’da seçime televizyonda komik roller üstlenmiş biri katıldı ve halkın oyuyla cumhurbaşkanı seçilmeyi başardı.

Hiçbirinde kıyamet kopmadı.

Yine hiçbirinde, iktidarda bulunan parti ‘vazgeçilmez’ görüntüsüne kendisini kaptırmadı. 

Bugün yeni kurulan ve kurulacak partilere yöneltilen türden eleştiriler, 2001’de ilk ortaya çıktığında AK Parti için de söz konusu edilmişti. O zaman da şimdiki gibi tek sesli bir medya düzeni vardı ve ona rağmen AK Parti kurulmasından kısa süre sonra tek başına iktidara gelebildi.

Medyada kendisine yer verilmeyen görüş ve düşünceler, böyle yapıldığı için yok olmuyor, tam tersine merak güdüsü insanları farklı kanallardan haber edinme yollarına itiyor.

İlk ortaya çıktığında sadece bir TV kanalı ve bir buçuk gazete desteğiyle iktidar olabildi AK Parti; aynı AK Parti’nin şimdiki yönetimi, kendi geçmişini unutmuş, benzer bir medya ambargosuyla yeni partilerin önünün kesilebileceği hesabıyla hareket ediyor.

Ne bileyim, belki de onların hesabı doğrudur.

Gözlerden saklayamadıkları bu kadar telaş niye öyleyse?

  • Abone ol