Acaba bizde siyaset mi futboldan etkilendi, yoksa futbol mu siyasetten etkileniyor?

Garip bir soru, değil mi?

Yine de sormamı makul gösterecek bazı yönler var.

AK Parti 2002 yılı sonlarında iktidara geldi ve iktidarının ilk 10 yılında kendisine göz açtırmak istenmedi. Rüzgarlar, fırtınalar, kasırgalar yaşandı o ilk 10 yılda. Ülke hayrına olabilecek politikaları bile engellenmek istendi. “İktidar oldun, ama muktedir olamayacaksın” mesajı güçlü biçimde verildi. 

İstediği kişiyi cumhurbaşkanı yaptırabilmek için anayasayı değiştirmesi, seçim tarihini erkene alması gerekti.

Kapatılmanın eşeğinden döndü AK Parti, herhalde bunu kimse unutmamıştır.

Şimdi ikinci 10 yılında AK Parti, fena halde muktedir ve bu defa o kendisine karşı olanlara göz açtırmamak için elinden geleni yapıyor.

Muhalefet kolay değil günümüzde. Farklı söylemlere bile müsamaha yok gibi bir şey. Mahkemeler siyasi davalarla meşgul; mevcutlar yetmediği için yeni mahkemeler kuruluyor… Cezaevleri nüfusu da oldukça yoğun…

İktidarın elinde çekiç var ve karşısına çıkan her şeye çivi gözüyle bakıp öyle davranıyor.

Ben ve benim gibiler, iktidarının ilk 10 yılında AK Parti’ye günyüzü göstermek istemeyen, bunun için çeşitli ayak oyunlarına başvuran, şapkadan tavşan çıkarır gibi bir sürü göz boyama yöntemlerini devreye sokan cepheye, demokratik hak ve özgürlükleri hatırlatma görevini yapmaya çalıştık.

Hem de kendimiz için herhangi bir beklenti içerisinde olmadığımız halde…

Şimdi, yani AK Parti’nin ikinci 10 yılında da, sayımız hayli azalmış olsa da, yine bizler, bu defa iktidara demokratik hak ve özgürlükleri hatırlatmak ile meşgulüz.

Siyaset alanı böyle.

Ya futbol?

Dün doğup büyüdüğüm ilin süper ligdeki tek temsilcisi için önemli bir gündü. Bizim mahallenin takımı yine bizim mahalledeki sahasını baştan aşağı yeniledi ve iki yıldır kullandığı ödünç saha yerine kendi sahasına kavuştu.

Yeni sahasındaki ilk maçını dün İstanbul’un tarihi hayli eski bir takımına karşı oynadı. İyi oynadı ve maçı hakkıyla attığı iki gole karşı penaltıdan yediği bir golle 2-1 kazandı.

Maç sonrası yorum yapılan bir program, hem yeni sahaya hem de evsahibi takımın oyununa hayranlık ifade edilerek açıldı. Program moderatörü, “Bize İngiltere ligi (Premier League) ayarında bir maç izlettirdiler” dedi.

O öyle dedi, ama biraz sonra açıklamalarını canlı yayınladıkları rakip takımın asbaşkanı sersem sepelek laflar etti. Hakem yüzünden kaybetmişler, öyle söyledi. Oysa, VAR sistemi de onaylamasına rağmen iddiaya girmeye hazırım, attıkları tek gol hakemin VAR tarafından da onaylanan yanlış penaltı kararı sayesindeydi. Premier League’de o pozisyona penaltı verilmez.

Aynı programın yorumcularından biri, “Takıma hakemler hep haksızlık yapıyor, bugüne kadarki sekiz maçta tam dokuz penaltısı verilmedi” gibi ayıp bir cümleyi defalarca tekrarladı.

Son sekiz maçının yedisini kaybetmiş bir takım bu durumunu bir türlü hazmedemiyor.

Aslında yalnız dünkü maçını izlediğim İstanbul takımı değil, İstanbul’un bütün takımları hakemlerden şikayetçi.

Hakemleri AK Parti yerine koyun, şikayetçi takımları da durumlarını kabule yanaşmayan siyaset erbabının… Ya da tersini de düşünebilirsiniz…

Futbolda bir türlü kabul edilemeyen yeni durumun sebebini biliyoruz: VAR

‘Video Assistant Referee’ (‘Video ile yardımcı olan hakem’ demek) sisteminin devreye girmesi…

Eskiden hakemlerin hep kendi lehlerine karar vermelerine alışmış takımlar, araya VAR girdikten sonra aleyhlerine daha fazla karar verilmesinden şaşkınlar…

Dünkü maçta VAR onlara çalıştı ve hakem evsahibi takıma daha kolay çaldı faul düdüğünü; ama yine de mutlu değiller, çünkü VAR İzmir takımına çok fazla haksızlık yapılmasına da müsaade etmedi.

Ligde puan durumuna baktığınızda, bir Anadolu takımının ilk sırada yer aldığını görüyorsunuz.

VAR sayesinde.

Geçen yıl devreye girdi VAR ve ülkemizin en eskilerinden bir İstanbul takımı -hasbelkader benim de tuttuğum takımdır- az kalsın Süper Lig’ten düşecekti.

Düdük çalan hakem artık kritik kararları tek başına veremiyor, gol olduğunda veya birine kırmızı kart gösterilmesi gerektiğinde, pozisyonları çok sayıda ekrandan izleyen bir başka hakemin de onay vermesi gerekiyor.

VAR bu demek.

Ayrıca VAR tavsiye ettiği karara ışık tutan görüntüleri de izleyicilerle paylaşıyor.

O sayede her türlü rüşvet iddiası da duyulmaz oldu.

Kurulu düzen ve ondan yararlananlar bu durumdan rahatsız.

Normalde rahatlık duymaları gerektiği halde…

Ellerinden gelse uygulamayı iptal ettirecekler; ama bunu gerçekleştiremeyeceklerini bildikleri için eski yöntemlerine başvuruyor, bu defa VAR hakemlerini de baskı altına almaya çalışıyorlar…

Dün maçı izler, bizim mahalleye kazandırılan yeni sahayla ve takımın oynadığı klas oyunla gurur duyarken, maç sonrasında izlemeye çalıştığım bir yorum programı bana bunları düşündürdü.

Kim kimden etkileniyor, gerçekten merak ediyorum.

  • Abone ol