Kosova Balkanlar’da küçük bir ülke. Vaktiyle Yugoslavya’nın bir parçasıydı. Halkının çoğunluğu Müslüman, başka etnik kökenden olanların bile Türkçe konuştuğu bir toplum yapısına sahip. Bir iç-savaş sonrasında Sırbistan’dan bağımsızlığına kavuştu Kosova; ilklerden biri Türkiye olmak üzere önemli ülkeler tarafından resmen tanındı.

Tanıma konusunda ayak sürüyen Sırbistan’ın cumhurbaşkanı Aleksander Vucic, dün, tanımadığı ülkenin başbakanı Avdullah Hoti ile buluştu ve ekonomik işbirliği anlaşmasına imza koydu. 

Olumlu bir gelişme.

Bu olumlu gelişme, iki ülkenin bulunduğu coğrafyada değil, ABD’nin başkenti Washington’da gerçekleşti.

ABD başkanı Donald Trump Beyaz Saray’daki Oval Ofis’te tarafları bir araya getirdi.

Ne alaka?

İki Balkan liderini hasmane tutumlarını bir yıllığına dondurmaya ve ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkileri geliştirmeye yönelten girişimin sahibi Trump’ın dört yıllığına yeniden başkan seçilme gibi büyük bir hedefi var ve kendisini ‘imkansızı mümkün kılan çapta bir diplomat’ olarak göstermesi gerekiyor.

Beyaz Saray’daki imza töreninde, Sırbistan’ın İsrail’deki büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyacağı da duyuruldu. Kosova da İsrail ile diplomatik ilişki kuracak.

Hiç kuşkusuz bu görüntünün Trump’ın son zamanlarda bayağı zedelenmiş imajı için çok yönlü önemi var.

[Trump şu sıralarda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Yunanistan başbakanı Kyriakos Mitsotakis’li benzer bir tablo için çalışıyorsa hiç şaşırmam.]

Geçen hafta da, bir Amerikan heyeti İsrail’e uğrayıp oradan bazı siyasiler ile üst düzey diplomatları alarak Abu Dabi’ye gitmiş ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin İsrail’le barıştığını dünyaya ilan etmişti. Trump, o görüntüleri de kullanarak, kendi kamuoyuna, çok geçmeden başka Arap ülkelerinin de İsrail’le anlaşacaklarını duyurdu.

Tabii o gelişme de Trump’ın bir süredir ekonomik performansına da yansıyan koronavirüs mücadelesindeki başarısızlığı sebebiyle dökülmüş olan yaldızını yeniden parlatma ve seçimde rakibi olan Joe Biden’in kamuoyu yoklamalarına da yansıyan kampanyalardaki liderliğini sona erdirme amaçlıydı.

Özellikle iç kamuoyuna yönelik başka önemli atılımları da var Trump’ın şu sıralarda…

İki aydan az bir süre kaldı ABD’deki seçime. Trump ne yapacaksa yapıp bu süre içerisinde sandık başına gidecek seçmenlerden ‘yüzde 50+1’ oranında oy almayı garantilemeye çalışacak. 

Aksi halde?

Aksi halde, Trump da sayıları hayli az olan tek dönemlik başkanlar arasında yerini alacak.

Seçim yakınlaştıkça başka manevralar da göreceğiz.

Erken seçim ihtimal dışı değil

Elbette ABD seçimleri bizim ülkemiz için de önemli, ama orada olanları biraz da bizim seçimin kaderi açısından takip ediyorum. Oraya baktıkça, bizim seçimin tarihinin de fazla uzakta olamayacağını düşünmeden edemiyorum.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, dün, bir açılış töreni sırasında yaptığı konuşmada, “Önümüzdeki ilk seçim 2023 yılında” vurgusunda bulundu.

Bunu bana cevap olarak algıladım. Galiba benden başka ısrarla seçim tarihinin erkene alınabileceğini düşünen kalmadı. Daha dün bile, bazı gelişmelere bakarak, bu düşüncemi okuyanlarla paylaşmıştım.

Dışarıya dönük girişimler, Ayasofya’nın cami olarak ibadete açılması, süper ligden düşen takımlara yeni bir şans tanınması, Karadeniz’de doğalgaz bulunduğu büyük müjdesi, ABD’de Trump’ın kendisini yeniden öne geçirebileceğini umduğu hamlelere benziyor. 

Adaylarının karşısına Muharrem İnce veya Kemal Kılıçdaroğlu türü CHP’li bir rakip çıkartmayı da başarırsa AK Parti, herhalde ekonomik sıkıntılar dayanılmayacak boyutlara erişmeden sandığa başvurmayı tercih edecektir.

Eh, CHP’den çıkan sesler bunun da gerçekleşebileceği umudunu doğuruyor işte…

İnatçı bir kişiliğim olduğu doğru. Öyle olmasaydım, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün yaptığı açıklamaya rağmen, “Seçim tarihinin erkene alınmasına hazırlanın” demeye kalkar mıydım?

Sırbistan cumhurbaşkanı Vucicile Kosova başbakanı Hoti arasında Trump.. Beyaz Saray Oval Ofis’te..

Münasebetsizlere sahip çıkılmamalı

Sadece bizde veya İslam Dünyası’nda değil, dinin önem taşıdığı bütün toplumlarda din adına ortaya çıkan kişiler etraflarında insan toplayabiliyorlar. Bunlardan taraftarlarını toplu intiharlara sevk edebilecek deliliklere sapanlar ya da eli silahlı gruplar oluşturup terör eylemlerine sevk edenler de çıkabiliyor.

Ağzından dini sloganlar düşmüyor, kendilerini bir tarikata veya cemaate mensup olarak tanıtıyor diye, her sakallı, cüppeli, bol pantolon giyenin ardına düşenlerin hayal kırıklığına uğramamaları imkansız.

Yarın da insanların samimi hislerini istismar edenler yine çıkacaktır.

İnsanlar, özellikle de inançlı insanlar, keşke samimi hislerini istismar ettirmeseler.

Sapıklık kimden geliyorsa lanetlenmeli.

Arif Ersoy’u kaybettik

Çorum’dan çıkıp ülkemizin ve dünyanın en iyi üniversitelerinde eğitim aldıktan sonra kendini İslam ekonomisi alanında araştırmalara vakfetmiş bir bilim insanıydı Prof. Arif Ersoy. Bir döneme damgasını vuran ‘Adil Düzen’ fikriyatının oluşmasına en değerli katkıları verenlerden biriydi. Yalnızca bilimsel çalışmalarla yetinmemiş, görüşlerini ve benimsediği tezleri uygulama alanına da yansıtabilmek için siyasete de ilgi duymuştu. İki dönem memleketi Çorum’da belediye başkanlığı yapmıştı.

Teori ve pratiğe dönük bilgi ve deneyimlerini iç ve dış platformlarda tartışa tartışa bir hayat sürdürdü.

Lise dönemlerimizden beri arkadaşımdı.

Yeri kolay doldurulamayacak.

Allah’tan kendisine rahmet, ailesi ve yakınlarına sabırlar niyaz ediyorum.

  • Abone ol