Donald Trump’ın sandıkta kaybettiği seçimi sokağı devreye sokarak geçersiz kılıp dört yıl daha yerinde kalma planı tutmadı. Kendisine son güne kadar destek çıkan siyasiler, bürokratlar, hatta medya mensupları Kongre’yi basan vandalların tahribatını ve özellikle beş can kaybını görünce tırsıp araya mesafe koyma çabasına girdiler.

Siyasette olur böyle vakalar…

[İngilizce yayınlarda Kongre binasını basan tipler için ‘mob’ sözcüğü kullanılıyor. ‘Güruh’ demek. Bizde buna ‘ayak takımı’ anlamı yükleyen de oldu. Ben de yukarıda ‘vandal’ sözcüğünü kullandım. Ancak Trump’ın hareketlendirdiği ve sonunda Kongre’ye yönelen grup içerisinde iyi eğitim görmüş insanlar, siyasi kimliği olanlar da var. Şikago’da önemli bir teknoloji şirketinin tepe yöneticisi (CEO) “Hayatımın en talihsiz olayı” cümlesini de içeren bir pişmanlık açıklaması yaptı. O da oradaymış.]

Trump’ın peşine takılanlardan pek çok kişi baskın sonrası yolunu ayırdığı gibi, hiç beklenmeyen bir şey de oldu ve talimatlarını dinleyerek yaşadıkları uzak eyaletlerden Washington’a gelen, o “Yürüyün” dediği için Kongre’ye yollanan, onun “Vahşice olacak” mesajını “Yıkın, tahrip edin” şeklinde anladığı için vandallık yapanlarla arasına Trump da mesafe koymaya başladı.

Resmen “Yapılan yasadışı eylemlerle benim ilişkim olmaz, tasvip etmiyorum, eylemciler yakalanıp yargılanmalı” türünden açıklamalar yapmakta Trump

Plan neydi, biliyoruz

Şimdi takipçileri arasından önemli bir bölüm Trump konusunda yaşadıkları hayal kırıklığını değişik platformlarda diğer eylemcilerle paylaşıyor. Bir başka bölüm ise, “Merak etmeyin, bu liderimizin vakit kazanmak için başvurduğu bir taktik” görüşünde.

Hayal kırıklığının en önemli sebebi, Trump’ın başlattığı direnişi yarım bırakması… Kendisine akıl hocalığı yapan -eski bir general olan- Michael Flynn, Senatörler ve Temsilciler Meclisi üyelerine baskı amaçlı Kongre baskını sonrası Trump’ın duruma vaziyet etmesi için orduyu davet etmesi ve ardından da ortalık yatışana kadar başkanlığın el değiştirmesinin ertelenmesi aklını vermişti. Bu arada Kongre’deki Trump taraftarları seçim kaybedilen kritik eyaletlerde hile yapıldığı iddialarını araştırmak için bir komisyon kurulmasını sağlayacak ve komisyon da seçimlerin yenilenmesi tavsiyesinde bulunacaktı.

Plan buydu. Seçim yenilenecek ve Trump başkanlığa devam edecekti.

Yüreği kaldırmadı Trump’ın, planı yarıda bıraktı. Bu yüzden de ‘darbe’ sonuca ulaşamadı, ABD siyasi tarihine ‘darbe girişimi’ olarak geçti.

Trumpçıların hayal kırıklığı yaşayan bölümü bu bakımdan haksız değil.

“Bu Trump’ın bir taktiği, göreceksiniz, çok daha büyük bir hareket başlatacak” beklentisi içerisinde olan Trump taraftarları da kısa süre sonra kendilerine yeni bir lider bulma arayışına girebilirler. Kendi başının derdine düşecek Trump’ın hakkında açılacak davalar yüzünden onları görecek hali kalmayabilir.

 Şimdi ne olacak?

Washington’da çarşamba günü yaşananlara benzer eylemlerin görüldüğü başka ülkeler de var. İspanya’da bir çılgın yarbay demokrasiye ara verilmesine yol açacak bir girişimle parlamentoyu basmıştı (23 Şubat 1981). Venezuela’da birkaç kez (2002 ve 2018) askeri kalkışma yaşandı. En son bizde de 15 Temmuz (2016) uğursuz darbe girişimi oldu.

Evet, ABD’de yaşanan 5 kişinin öümüne yol açan girişim bizdeki gibi 250 insanın hayatına mal olan cesamette bir olay değildi; ancak yine de Kongre üyesi politikacılardan azımsanmayacak sayıda bir grubun demokratik işleyişi durdurma çabası, 30 bin insanın Washington’da toplanması, onlar içinden yüzlerle ifade edilen bir güruhun Kongre’yi basması, eylemcilerin bazılarının silah ve molotof kokteyi hazırlığı ‘darbe girişimi’ olarak yabana atılmayacak özellikler ve bazı benzerlikler taşıyor.

15 Temmuz’da Ankara’daki darbe girişimine katılanlar gibi 6 Ocak’ta Washington’da Kongre’yi basanlar da yekpare değil, değişik özellikte insanlar… İçlerinde en koyu komplo teorilerine inananlar olduğu gibi, devletin temel değerlerinin politikacılar tarafından çiğnendiğini, o değerlerin Trump eliyle ihya edilebileceğini düşünen tipler de var. Bazıları da, öyle anlaşılıyor ki, Trump’ın “Seçimde hile yapıldı” ısrarlı açıklamalarının etkisi altında kalıp demokrasiden yana tavır koymak üzere Washington’a koşmuşlar…

Reklam

Ne olursa olsun, beş kişinin can verdiği, Kongre’nin basıldığı, demokrasinin tehdit altına düştüğü bir eylem bu. Bir ‘darbe girişimi’ sonuçta.

[ABD’de kitleleri etkisi altına alan komplo teorileri ile ilgili okuma parçası: Yıldıray Oğur, “Türkiye küçük Amerika’ olur mu?”, Karar gazetesi, 9 Ocak].

Merak bu ya

Acaba devletin -ya da devlet adına harekete geçecek kişi ve kurumların- bu olaya tepkileri ne ve nasıl olacak?

Sayılarının 30 bine ulaştığı bizzat kendileri tarafından açıklanmış kitlenin bütünü hedef alınacak mı? Eylemi tahrik eden, kışkırtan mesajlar atan, konuşmalar yapan, gazetelerde yazıları ve televizyonda yorumlarıyla kitleleri yönlendiren insanlardan da hesap sorulacak mı? Çeşitli sosyal medya platformlarında hala görüş açıklamaya devam edenlerin üzerine gidilecek, eğitim kurumlarında, bürokraside yer alanlar başkanlık kararnameleriyle görevlerinden atılacaklar mı?

Gözaltına alınanlar var, haklarında açılacak davalar boyunca tutuklu halde mi kalacaklar?

Yoksa, Trump dahil birkaç kişi ve Kongre’de yaptığı vandallıkların görüntülerini iftiharla paylaşan on-onbeş kişiyle mi sınırlı tutulacak yargı süreci?

Kısacası devlet veya devlet adına konunun peşine düşecek olanlar sınırı nereden çekecekler?

Bunları merak ediyorum.

Merak ettiğim bir nokta da şu: Eylem temelde sandıktan başkan olarak çıkan Joe Biden’in görevi üstlenmesini engelleme amaçlıydı; Biden Beyaz Saray’a taşınıp başkanlık yetkilerini kullanmaya başladığında eylemle ilgili yargı sürecine müdahale edecek mi acaba? 

6 Ocak baskını yüzünden onbinlerce kişinin ardına düşülür, kitlesel tutuklamalar ve cezaevleri yollarının açılması yaşanır, yeni başkan yargı sürecine müdahale ederse şaşırılmaz da, tersi bir görüntü ortaya çıkarsa, onun meydana getireceği şaşkınlığı daha fazla yeğlerim.

Ne yapayım, ben böyleyim.

  • Abone ol