Nerede ise her göreve başlayan Çalışma Bakanına sesleniyorum, hatta yalvarıyorum: “Ne olur ülkemizin çalışma yasalarını düzeltelim” diye.

Son seslenişim Sayın Süleyman Soylu’ya oldu. “Açık çağrı” yazımda çalışma hayatı ve emeklilik sistemi üzerine gerekli düzenlemelerin bir an önce yapılmasını istemiştim.

Bakan değişti ve Sayın Mehmet Müezzinoğlu Çalışma Bakanlığına geldi. İlk toplantıda kendisine iki soru içerisinde beklenen düzenlemeyi iletmiştim. Neydi bunlar;

1- Kamu çalışanı ile özel sektör çalışanının sosyal güvenlik-kesintiler ve emeklilik hakları bakımından eşitlenmesi gerektiğini ilettim.

2-Mevcut sistemin asgari emekli maaşına dayalı olduğunu ve ne kadar erken emekli olunursa o kadar iyi olduğunu belirterek “Neden bu topluma çok çalışmayı teşvik edici bir sosyal güvenlik sistemi kurulmuyor” diye sormuştum. 

Evet, bu haliyle benim de şurada emekli olmama 5-6 yıl kaldı. Oysa emekli olmak istemeyerek, daha çok çalışmak istiyorum. Ama çok çalışmayı da teşvik edici bir mali yapılanma gerekiyor.

Mesela 52 yaşında emekli olmak yerine, 60 yaşında emekli olunsa. 8 yıl alınmayan maaş + 8 yıl ödenen fazladan SGK primleri dikkate alınarak, geç emeklilikte ona göre maaş verilse... Çok mu zor bir şey istemiş oluruz?   

***

Geçen hafta Sayın Nihat Zeybekçi bile teşvik edici unsur olarak bu yöntemden bahsetti. Hatta kendisi “50 den fazla işçi çalıştırılan yerlerde ek maliyet artışını düşürmemiz gerekir” dedi. Yani Sayın Zeybekçi;

1-Ne kadar çok çalışıyorsan o kadar destek

2-Ne kadar çok işçi çalıştırıyorsan o kadar destek; diyerek sistemi iki kelimede güzelce özetledi. Oysa yıllardır bu iki kelimelik çok basit çözümü bile hayata geçiremiyoruz. Yaptığımız şu oldu: Ne kadar çok çalışırsan emekli maaşın o kadar düşer. Erken emekli ol, kayıtsız çalış.

Ama burada şu noktayı unutmamak lazım. Asgari maaş sistemi ile devlete ödenen prim ila devletten alınan maaş arasında bağ maalesef koptu. Yüksek ücretlilerden alınan primle-düşük ücretler finanse ediliyor. Emekli maaşları nerede ise tümden asgaride birleşmiş durumda.

Batıdan 10 yıl daha fazla maaş alıyoruz ama, aldığımız maaş oranı da Batının yarısı seviyesinde. Çok çalışarak ve çok prim ödeyerek devletten insani bir maaş almanın imkanı maalesef kaldırıldı. Artık tüm maaşlar asgaride birleşti...

***

Bütün bu yanlışlar nerden başladı?

91 seçimlerinde, “kim ne verirse 5 lira fazlası benden” denilen vaatlerin sonucu oldu. İki anahtar vaadinin yerini iki büyük ekonomik kriz aldı. 7 çalışana 1 emekli düşerken, bir seçim uğruna 1,7 çalışana 1 emekli düşer oldu. Bütün bunlar Rahmetli Süleyman Demirel ve ekonomi kurmayı Tansu Çiller’in eseri olarak hala duruyor.

Yaş ortalaması 30’un altında olan bir ülkede, 50 yaş ortalamasına sahip ülkenin emekli sayısı çıktı. Hem SSK (şimdiki adı SGK) hem de devlet bütçesi delindi-dağıldı.

Her yıl yaklaşık 20-30 milyar dolar SGK açıklarını kapatmak için kamudan kaynak aktarmak zorunda kaldık. Dünkü tabloya bakın... 2003-2016 arasında bugünkü değerle SKG’ya bütçeden aktarılan kaynak 1 trilyon 60 milyar liraya ulaşmış. Kısaca bugünkü kur üzerinden 300 milyar dolar erken emeklilik maliyeti ödemişiz.

Dile kolay...

13 yılda 300 milyar dolar maliyet

Biraz düşünün. 30 yaş ortalamasında fazla vermesi gereken sosyal güvenlik sistemimiz 300 milyar dolar açık veriyor.

Bu para ile neler yapılmazdı? Kaç köprü, kaç km otoban, kaç kilometre hızlı tren hattı...

Ben söyleyeyim. Türkiye bir başka ülke olurdu. Emin olun...

İşte bu nedenle önceki gün Bakanlar Kurulundan çıkan erken emeklilik olmayacak kararı en doğru karardı. Hatta daha çok çalışmayı teşvik edecek bir çalışma olsaydı çok daha iyi bir karar olurdu.

Öneri: Bence isteyen 30  yaşında bile emekli olsun. Ama lütfen asgari emekli maaşı diye bir şey olmasın. Olacaksa da 65 yaşından yukarıdaki emekliler için asgari maaş olsun. Bir kişi ne kadar prim ödedi?...Emekli olunca ne kadar maaş alacak? Bu hesaba göre birey istediği yaşta emekli olur ama maaşta ona göre belirlenir.

***

Bugün ülkemizde 21 milyon 132 bin kayıtlı çalışana karşılık, 11 milyon 755 bin kişi emekli maaşı alıyor. (2016 rakamları)

Bu dengesiz durum sonucu ise 2016 yılında bütçeden SGK’ya aktarılan kaynak tam 108 milyar 73 milyon liraya ulaştı.

Bu ülkede yarım ekmek helva dağıtan partiye yüzde 7,0’nin üzerinde oy çıktı.

Unutmayalım ki başımızdakileri aslında biz yönlendiriyoruz. Devlet ve Millet uğruna canımızı veriyoruz ama bir türlü çalışmıyoruz. Veya çalışmak istiyoruz da bir türlü dengeyi tutturamıyoruz.

Avrupa’ya giden 5 milyon gurbetçi 65 yaşında emekliliği az görüp, 67 yaşına razı oluyor da; neden buradakiler 52 yaşını bile çok görüyor?

  • Abone ol