Bir ekonomi için en önemli göstergelerden birisi de şeffaflık ve doğruluktur. Şeffaflığın olmadığı yerde açıklanan bilgilerin doğruluğuna güven olamaz.

Bu durum kredi notlarından tutun, yabancı sermaye gelişine kadar çok sayıda ekonomik etkiler içerir.

Bildiğiniz gibi ülkemizin “İstihdam seferberliği” gibi bir ekonomik hamlesi bulunuyor. İşsizlik oranının yüzde 13,0 sınırına gelmesi ile sorun 2001 krizinin bile üzerine çıkmıştı.

Ve bu sorunu aşmak için TOBB üyelerine istihdamının üzerine yüzde 5 daha ekleyin denildi. İllerde de bu işin takibi valilere verildi.

Dört gözle veriler izlendi.

Ama basın izleyemedi.

Çünkü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı Sosyal Güvenlik Kurumu ve İŞ-KUR veri yayınlamayı durdurdu. Gelen sonuçları sadece Bakan açıkladı.

Son açıklamaya göre Nisan sonunda 1 milyon civarı istihdam sağlandığı yönündeydi. Oysa TÜİK’in anket usulü ile gerçekleştirdiği istihdam verileri bu sonucu doğrulamıyordu.

İşte TÜİK’in istihdam verileri:

17-07/20/ekran-resmi-2017-07-20-022523.png

Görüldüğü üzere Ocak ayı sonundan, Nisan ayı sonuna istihdam 1 milyon 485 bin kişi arttı. Ama bu artışın 871 bin kişisi kayıtdışı istihdam. Yani kayıtlı çalışan sayısı TÜİK verilerine göre sadece 614 bin kişi artmıştı.

Ve dün kabine değişti.

Aslında bir gün önce de bu köşede Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız sayın Mehmet Müezzinoğlu’na açık çağrı yaparak, verilerin yayınlanması gerektiğini belirtmiştim.

Ve dün Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aylardır beklettiği verileri yayınladı.

Ocak ayı sonundan, Nisan ayı sonuna çalışan sigortalı sayısı 972 bin kişi artarak 19 milyon 579 bine çıkmış. Yani TÜİK verilerinde görülmeyen istihdam artışı, SGK verilerinde görülüyor. Kayıtlı çalışan sayısı TÜİK verilerinde 614 bin kişi artarken, SGK verilerinde 972 bin kişi artıyor.

İki gün önce bu köşede; “SGK verilerini açıklasa ve TÜİK’e yollasa işsiz sayısı 400 bin kişi azalır” demiştim. Galiba SGK verileri bu konuda bir hakkı teslim ediyor. Gerçekten de SGK verilerine göre, kayıtlı çalışan sayısı TÜİK verilenden 358 bin kişi daha az. Böylece SGK veri yayınlayarak, görülmeyen 358 bin kayıtlı çalışan kamuoyunun bilgisine sunulmuş oldu. 

Sanırım şeffaflığın faydasını hep birlikte anlamış olduk.

YENİ EKONOMİ KABİNESİ HAKKINDA

Henüz görev dağılımı yapılmadı. Yani, ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı görevi nasıl dağılacak bilmiyoruz. Ama bir gerçek var ki, sayın Mehmet Şimşek görevlerini koruyor. Bunun anlamı bence açık:

Mehmet Şimşek ile yabancı sermaye ilişkileri canlı ve sağlıklı tutulmak isteniyor.

Aslında aynı konum sayın Nihat Zeybekçi konusunda da geçerli. 16 Nisan referandum sürecinde gerilen dış ilişkiler ve AB çatışmasında sağduyulu açıklamalar bu iki bakandan geldi. Önümüzdeki dönemin en kritik süreci olan “Gümrük Birliği anlaşmasının revize edilmesi” Nihat Zeybekçi’nin kontrolünde ilerliyor. Referandum sürecinde ve devam eden süreçlerde ilişkilerde gerilme olmasına rağmen Nihat Zeybekçi meseleyi ayrı bir platformda sürdürüyor.

Aslında bir noktaya da değinmemiz gerekiyor. Kabinede görev yeri değişen ve/veya görevi emanete teslim edenler de çok çalıştı. Mesela istihdam seferberliğinde devlet desteği çok önemli bir açılımdı. Sayın Mehmet Müezzinoğlu’nun hakkını vermemiz gerekiyor.

Gıda ve Tarım Bakanlığı ise ayrı bir mesele. Bence temel sorun sektördeki kontrolün bakanlıktan “Gıda Komitesine” verilmesi oldu. Umarım bu yanlıştan dönülür. En azından komitenin başkanlığı yeniden Gıda ve Tarım Bakanlığına aktarılır.   

Ben bu olayı SSK meselesine benzetiyorum. Siyaset 92’de erken emeklilik kararı verip, insanları 38-40 yaşında emekli edince kurumun batması normaldi. Sanki şimdi durum farklı derken ve de SGK iflas ediyor derken de bunu kast etmiştim.

Siyaset çalışmayı ve geç emekliliği teşvik edici çalışmalara bir türlü gelmiyor. Yan gelip yatmak ve erkenden emekli olmak en zengin ülkelerde bile yok. Bu sefa bize yabancı sermayenin lütfü. Unutmayalım ki, o kaynaklar da  kuruyor. Çalışmak ve kazanmak üzerine yeni bir iş hayatı kurmamız gerekiyor. Umarım yeni Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Jülide Sarıeroğlu en kısa sürede bu temel sorunu çözer.

İşin özeti şu ki; ekonomide popülist politikaları toparlama hamlesi gelebilir. Artık mali disiplin daha sık duyacağız. Ama büyümeye yönelik açık maliye politikasının değişmemesi dileği ile....

Ülkemize hayırlı olmasını ve başarıların artarak sürmesini umutla bekliyoruz. Çünkü beklentilerimiz çok fazla...

  • Abone ol