Bir haber..

Hain Almanya... Türkiye, kendi yolunu çizecek güce sahip. Gerekirse teröre destek veren Alman şirketlerine soruşturma açılır.

Haberin altında yarım sayfa Alman ortaklı şirketin ilanı.

***

Hain Hollanda... Türkiye’ye karşı hasmane tutum sergilemek onların ne hadlerine. Bize karşı art niyetli politika sürdürüyorlar. Çok yakında gücümüz görecekler.

Haberin arka sayfasında tam sayfa Hollanda ortaklı şirket ilanı.

***

Hain ABD... Bize karşı politikaları dengesiz. En stratejik konumdaki Türkiye’yi dost olarak görmüyorlar. Oysa bölgede en önemli aktör Türkiye. Biz olmadan oyun kurulamaz.

Haberin ön sayfasında ABD ortaklı şirket ilanı..

***

İnanın benzer akışı bir çok ülke ile bulabilirsiniz. Avusturya ile sorunlar yaşandığında, Fransa ile ilişkiler gerildiğinde, İtalya ile yaptırımlar gündeme geldiğinde... Kısaca eski dostluklar üzerine kurulu ilişkiler birer birer yıkılırken benzer durumları yaşıyoruz.

Yine tekrar edeceğim: Dış politika ve uluslararası ilişkiler çıkar üzerine kuruludur. İkili ilişkilerde “yumuşak güç” kullanım oranı o ülkelerin kamuoyunu etkileme açısından olmazsa olmaz şarttır. Dış politika, kişisel ilişki temelleri ile yürütülemez. “Sert güç” kullanımı ilişkileri gerer ve ardından ekonomik yıkım kaçınılmazdır.

Bundan yaklaşık 250 yıl önce Adam Smith “Mutlak üstünlükler teorisini” kurdu. Teoriye göre her ülke kendisine daha az maliyetli ürünleri üretir ve daha çok maliyetli ürünleri ithal eder. Yani, Türkiye eğer tekstil-giyim sektöründe ucuz üretim sağlıyorsa, bu malları üretir ve ihraç eder. Karşılığında ise kendisine üretimi daha ağır maliyetli malları ithal eder.

***

2016 yılında 198,6 milyar dolar ithalat yapmışız. Avrupa ülkelerinden ithalatımız 99,4 milyar dolar ile yüzde 50 pay alıyor. Geçen yıl Türkiye 142,5 milyar dolar ihracatının ise 78,1 milyar dolarını Avrupa ülkelerine gerçekleştirmiş. Yani ihracatta Avrupa’nın payı yüzde 55.

İlk 20 ülke ticaretinde ithalatın-ihracatı karşılama oranı olayı daha iyi anlatıyor:

İthalat-İhracat ve karşılama oranı:

Çin: 25.441 - 2.328 (%9,2)

Rusya: 15.162 - 1.733 (%11,4)

Almanya: 21.475 - 13.999 (%65,2)

ABD: 10.868 - 6.623 (%60,9)

İtalya: 10.218 - 7.581 (%74,2)

Fransa: 7.365 - 6.022 (%81,8)

Bu listeye lütfen iyice göz atın. Acaba hangi ülkelerle aramız iyi; hangi ülkelerle sıkça sorun yaşıyoruz?

Ülkemize gelen yabancı sermayeye bakın: Hollanda 22 milyar dolar ile birinci sırada... Ayrıca bir çok şirketimizin merkezi Hollanda.

Büyük şirketlerimizin ortaklıklarına bakın... Fransa, İtalya, Almanya, İngiltere, Avusturya... Ama gittiğimiz yol hain Avrupa deyiminden öteye geçmiyor.

Gelen turist sayısına bakın: 2014 yılında 36,8 milyon turistin 19,4 milyonu Avrupa ülkelerinden. Her iki turistten 1’i Avrupalı.

***

Türkiye son yıllarda dış politikada normal ötesi bir süreç yaşıyor. Sürekli -beka- sorunu ile olağan üstü durumdayız... Herkes bize düşman havası var. Ve bir el bizi ısrarla Batıdan alıp Doğuya doru itiyor. Körfez’e bile zor iniyoruz. vAvrupa Birliği aslında bizim çok önemsediğimiz bir projeydi. Ama biliyorsunuz ki AB’nin çok sayıda kurumu var: Mesela dengeli güçler birliği  isteniyor. Her güç denetlensin isteniyor. Yargı da hesap versin, siyasette hesap versin diyorlar.

İş dünyası açısından da aslında bu şartlar olmazsa olmaz koşullardır. Bir şirketin o ülkede hukuk karşısında haklarını koruma gücü, siyasetin ekonomiyi -kural dışı- etkileme oranı, rekabet şartlarının oluşması, vergi politikasının-ihale kanunun eşitlikçi yapısı... Bunlar bir ülkenin yatırım ve risk iştahı açısından ana unsurları olarak öne çıkıyor.

Komşusuyla bile zor geçinen bir halk kitlesi ile oluşturulan yok edici kamuoyunun, 80-90 yıllık yabancı ortaklıklı dış ekonomik ilişkileri yıkmasına kim ne kadar sessiz kalacak? Veya  kimler ne kadar daha örtülü destek olmaya devam edecek? Göreceğiz...

  • Abone ol