Bir uçtan bir uca gitmekte çok mahiriz. Orta yolu bulmak meğerse ne kadar zormuş.

Önümüzde Kurban Bayramı var. Tatil süresi yine 10 gün. Herkes tatil yerlerine koşuyor. Sayın Nihat Zeybekçi “Çalışmamız lazım” çıkışı da boşa gitti.

Zaten bu ülkede çalışmak ve üretmek bir türlü değer görmüyor. Uyguladığımız ekonomik modele “yan gelip yatma” modeli diyorum. Galiba zaman maalesef benim gibileri haklı çıkartıyor.

Keşke çalışmak daha değerli olsaydı. Keşke üretmek daha makbul görülse.

Keşke devlet üreten sanayicilerin ortağı olacağına rantçıların ortağı olsaydı. Vergiyi üretim ve istihdamdan değil de, rant üzerinden daha çok alsaydı.

Ha!

Diyeceksiniz ki, o vakit rant üzerinden çifte vergileme alınmış olur. Zaten rant üzerinden kayıtsız bir paylaşım söz konusu. Bunun yanında bir de resmi vergi çok kaçar.

Ne diyeyim, haklısınız. Şişli Belediyesinde yaşanan vurgun olayı, kayıt dışı rant paylaşımının nerelere vardığını bize gösteriyor.

***

Evet, iki uç noktada dolaşıyoruz demiştik.

Şu trafik meselesini bir türlü halledemiyoruz. Geçen yıllarda vatandaşa kameralı tuzak kurarak milyonlarca liralık vurgun yapıldı. O kadar çok şikayetin Ankara’ya ulaşması kaç yıl aldı biliyor musunuz?

Sayın Süleyman Soylu ve Naci Ağbal bu tuzağı geçen yıl Kurban Bayramında sonlandırdı. Gerçi kendi adıma söyleyeyim, Bakanların açıklamasından sonra da bu cezalar gelmeye devam etti.

Peki, şimdi durum ne?

Hatırlarsanız Ramazan Bayramında gazeteniz KARAR bütün trafik kameralarının kapalı olduğunu manşetten verdi. Emniyet, topu laboratuarı olmayan TSE’ye attı. Ama aynı zamanda eski TEDES tuzaklarına da yeni kurallar getirildi. Mesela artık en can alıcı nokta; hız sınırının yüzde 10 mesafesinde bir başka kamera olmayacaktı.  Hız sınırları eskisi gibi 110 km’den birden 50 km’ye düşürülemeyecekti.

Hatırlarsanız TEDES vurgununda iki nokta çok önemliydi. Hız sınırı birden çok düşürülüyor ve km başına kameralar yarleştiriliyordu. Ben hala neden o tuzakçı firmalara soruşturma açılmadığını da merak ediyorum ya.

***

Şimdi gelelim asıl meseleye.

Yine bayram

Yine uzun tatil

Yine yollar ana-baba günü gibi

Hatta şehir içleri de ralli alanından farklı değil. Hiç fark etmiyor.

Bütün elektronik trafik denetleme kameraları kapalı. Polisleri güneşin altına dikmek fayda etmiyor. Veya yol kenarlarına maket polis araçları kurmak ise ayrı bir komedi.

Şu işi bir türlü beceremedik gitti. Kuralları belirlenmiş, sorumluluklar yüklenilmiş bir sistem ile trafik denetimini yapamıyoruz. Ya vatandaşa tuzak kuruyoruz, ya da her türlü serbestlik arasında dolaşıyoruz. Açığı kapatmak için de trafik polislerini yollara dikiyoruz.

El-alemin arabayı bile sürücüsüz yaptığı bir çağda, biz hala 50 yıl öncesinin yöntemleri ile denetim yapmaya çalışıyoruz. Bir türlü gerçek duruma gelemedik.

İşte yine bir bayram

İnşallah yine binlerce kaza olmaz.

İnşallah yine yüzlerce insan ölmez.

İnşallah bayram yine millete zehir olmaz.

Ne diyelim: Yine bayram geldi; yine yollarda millet ölecek. Kaderimiz bu galiba.

SOKAĞIN ADALETİ

Benim alanım ekonomi. Ama bazı noktalara değinmeden geçemeyeceğim. Çünkü hepimizi ilgilendiriyor.

Haber akışına bakıyorum. Kavgalar, tecavüzler, yaralamalar,ölümler... Haber sayısı mı çok arttı; yoksa başka bir durum mu var?

FETÖ’nün 15 Temmuz hain girişimi sonrası hapishanelerde yer kalmamıştı. Ve eski adi suçlulara yönelik kısmi bir af olmuştu. Acaba adi suçluların salıverilmesi ile toplumsal suçlarda bir artış mı yaşanıyor? Açıklanmış bir veri yok. Benim ki sadece çıplak gözlem. Ama, adalet kavramını bir de sokak açısından düşünmek gerektiğini hatırlatmak istiyorum. Aksi halde ülkemizde çok ciddi bir suç işleme özgürlüğü olduğunu söyleyebiliriz. Ama bizim aradığımız özgürlük asla bu olamaz. Rahşan affı sonrasını hatırlayın derim. Umarım birileri bu sesi duyar. Ve sokaklara adalet gelir. 

  • Abone ol