Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Sayın Ahmet Arslan şu açıklamalarda bulundu: 

Osmangazi Köprüsü’nden günlük ortalama 21 bin aracın geçtiğini belirterek, “Garanti rakamıyla kıyaslarsanız alttayız, başlangıç rakamları olan 11-12 binle kıyaslarsanız bugün geldiğimiz nokta çok önemli. Yap-işlet-devret (YİD) modeliyle gerçekleştirilen ulaştırma projelerinde bir yıllık geçişlerin ortalamaları üzerinden hesap yapıldığını, verilen garanti rakamına ulaşılamamışsa aradaki farkın yükleniciye veya görevli şirkete ödendiğini” söyledi.

Köprünün fizibilitesinde üçüncü yıla kadar araç geçiş garantisi öngörülmediğine dikkati çeken Arslan, projenin Osmangazi Köprüsü ile birlikte 300’ü otoyol, 133’ü bağlantı yolları olmak üzere toplam 433 kilometre yolla İzmir’e kadar uzandığını anımsattı.

Arslan “Arsa fiyatları 3 kat arttı diye haberler yapılıyor. Arsa fiyatları durup dururken 3 kat artmaz, demek ki proje insanların erişimini kolaylaştırmış. Bu yüzden insanlar orada aktif yaşamak istiyor. İkincisi, o bölgelerde yatırımın, sanayinin önü açılmış” dedi.

Osmangazi Köprüsü ve bağlantı yollarından araç geçmemesi halinde, verilen garanti nedeniyle firmalara ödenecek miktarın yıllık 750 milyon dolar olduğunu ifade eden Arslan, bundan da işletme rakamlarıyla vergilerin düşüleceğini bildirerek;

“Bu kadar araç geçmesine rağmen yılda 1,5-2 milyar lira ödenecekmiş gibi söylentiler çıkarılıyor. Kusura bakmasınlar ama biz bu tip projeleri yaparken şunu ortaya koyuyoruz; Bu bir ihtiyaç mıdır, ihtiyaçtır. Bunu bugün yapabilecek imkanımız var mı, yok. Çünkü imkanlar sınırlı ve ülkenin her yerine bölünmüş yol yapıyorsunuz, hizmet götürüyorsunuz. O zaman alternatif finans yöntemlerini, kamu-özel iş birliğini devreye sokarak, özel sektör dinamiklerinden yararlanıyoruz. İşi hızlı ve kaliteli yapıyoruz. ‘Param yok’ deyip, insanımızın, dünyanın yararlandığı nimetlerden yararlanmasını 25 sene sonraya öteleyeceğimize bugün yapıyoruz”.

***

Şimdi ilk önce şu para işine girelim: “Kamu fazlası ile yatırım yapıyor; devletin daha fazla yatırım yapacak parası olmadığı için bu yatırımları özel sektöre yaptırıyoruz”. Bu doğru mu?

Yıl 2006:

-Genel bütçe gelirleri : 169 milyar

316 milyon TL...

-Faiz hariç bütçe harcaması: 129 milyar 121 milyon TL..

Aradan tam 10 yıl geçiyor

Yıl 2016:

-Genel bütçe gelirleri : 536 milyar 263 milyon TL...

-Faiz hariç bütçe harcaması: 518 milyar 870 milyon TL...

Bu 10 yıl içerisinde ülkemizde genel fiyat artışı %118. Yani, eğer devlet gelirlerini enflasyon kadar artırsaydı merkezi bütçeye 536 milyar TL değil, 369 milyar lira almalıydı. Hükümet yılda 167 milyar lira enflasyonun üzerinde gelir alıyor.

Faiz hariç giderler ise 519 milyar TL değil, 282 milyar TL olacaktı. Kısaca faiz hariç harcamaların enflasyon dışında 237 milyar lira arttığı görülüyor. (Faiz giderindeki düşüş etkisi)

Az para mı?

Bence hiç değil?

***

Peki, Devlet olarak ne yapıyoruz?

Onu da tüm devlet gelir-giderlerinden izleyelim: Merkezi bütçe+Sosyal Güvenlik Kurumu+Belediyeler gibi tüm devletin topladığı ve harcadığı paraya bakalım:

2006 yılında devlet 263,6 milyar TL toplamış ve bu paranın karşılığında 253,4 milyar TL harcama yapmış.

2016 yılında ise devletin milletten topladığı para 904,3 milyar liraya ulaşmış. Harcaması ise 939,5 milyar lira olmuş.

Eğer devletimiz gelir ve harcamasını enflasyon oranı kadar artırsaydı; gelirleri 904,3 milyar TL değil, 575 milyar TL olacaktı. Kabaca devlet 330 milyar lira fazladan para toplamış olmayacaktı.

Diyelim ki, enflasyon değil de ekonomideki payı kadar para toplasaydı. Bakınız Kalkınma Bakanlığı sitesinde ve Maliye Bakanlığı verilerinde bu oranlar var: Eski seri GSYH hesabına göre devlet 2002 yılında GSYH’nın yüzde 31,0’ini alıyormuş. Şimdi (2016) bu oran yüzde 41,0’e çıkmış durumda. Devlet payını 10 puan daha artırmış.

Kabaca, GSYH’mız 2,5 trilyon lira. O vakit devlet yılda yaklaşık yüzde 10 pay artışı ile 250 milyar lira daha fazla para alıyor. Bir de 2000’li yıllarda paranın faize giden kısmı yüksekti. Şimdi o para da cari harcamalara kalıyor.

Buna rağmen “para yok” demek ne kadar izah edilir bir durum.

Not: İşin yatırım kısmı ile devam edeceğiz...

  • Abone ol