Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Sayın Ahmet Arslan geçen hafta Cuma günü kamu-özel yatırımları hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Bu açıklamaların ne ifade ettiğini dün izah etmeye başladık.

Sayın Bakan “Bunu bugün yapabilecek imkanımız var mı,yok” diyordu. Oysa dün “Köprü-1” yazımızda merkezi bütçenin ve devlet genelinin eskiye oranla fazladan yıllık 250-370 milyar lira para harcadığını gördük. Keşke bu toplanan paralar daha fazla yatırıma gitseydi ve bu hizmetler kamu yatırımı olarak çok daha ucuza Türk Halkının hizmetine sunulsaydı...

Evet, toplanan paralar nereye gidiyor?

2006 yılında Genel Devlet Gelirleri (Merkezi bütçe+Sosyal Güvenlik Kurumu+Mahalli İdareler ve diğer kamusal kurumlar) 263,6 milyar lira gelir toplamışlar...Kimden? Tabii ki özel sektörden..

2016 yılında Genel Devlet Gelirleri 904,3 milyar liraya yükselmiş. Eski seri GSYH hesabına göre devletin ekonomideki payı yüzde 41,0’e çıkmış. Ekonomi büyüdükçe devletin imkanları 3 noktada artış göstermiş:

1-Artan fiyat artışlarından dolayı gelirler artmış

2-Artan ekonomik büyümeden dolayı daha çok gelir alınmış

3-Devlet ekonomideki ağırlığını da artırmış ve daha yüksek oranda para toplamış

İşte bu sayede enflasyon artışına göre 575 milyar lira toplaması gereken devlet tam 904,3 milyar lira toplamış oldu. Yani 2. ve 3. maddelerin etkisi ile devlet 330 milyar lira fazladan gelir imkanına kavuşmuş.

Aslında burada bir nokta daha var. İsterseniz onu da dördüncü madde olarak verelim:

4-Devlet eskiden harcamalarının önemli bir kısmını faiz giderine ayırıyordu. Şimdi o kaynaklarda diğer harcamalar için ek imkan doğurmuş durumda.

Bu son maddeyi şöyle izah edelim: 2006 yılında 169 milyar liralık merkezi bütçenin yüzde 27,1’i olan 46 milyar lira faize gidiyordu. Bu oran 2016 yılında yüzde 9,4’e düştü. Kısaca aynı oran devam etseydi, 2016 yılında faize 50,2 milyar değil, 145,9 milyar gidecekti. Azalan faiz harcamasının merkezi bütçeye oluşturduğu ek imkan sadece 2016 yılında 95 milyar lira olmuştur.

***

Şimdi paranın nereye gittiğine bakalım:

2006 yılında yatırıma giden para: 22,4 milyar TL

2016 yılında yatırıma giden para: 91,4 milyar TL

Kamu yatırımlarının devlet gelirlerine oranı yüzde 7,7’den yüzde 10,1’e yükselmiş. Peki, sizce yeterli mi?

Veya şöyle izah edelim: Artan eğitim gideri, artan sağlık kalitesi, dış yardım ve harcamalar, savunma sanayi giderleri vs vs....Hepsini topladığınızda 250-300 milyarlık fazladan gelir ve 95 milyarlık faizden kazanılan geliri karşılıyor mu?

Bütün bu yazılarımda ki ısrarım, en azından devletin fazladan gelirinin yarısının kamu yatırım harcamalarına gitmesi gerektiğidir. Böylece bu yatırımların kamu tarafından ucuza yapılması ve fiyatlarının da ucuz olması gerektiğidir.

***

Şimdi gelelim diğer açıklamalara:

A- “Köprüden 11 bin araç geçiyordu ama artış oldu ve şimdi 21 bin araç geçiyor”. İyi de 90 liralık ücret 65 liraya düşünce geçen araç sayısı arttı. O zaman ne diyeceğiz: Kamusal ucuz fiyat olsaydı, köprüden geçen araç sorunu da olmayacaktı. Zamana yayılı bir durum değil-fiyata dayalı bir gelişme söz konusu. 3 yıl sonra fiyatlarda önemli değişim olmaz ve alternatif güzergahlar trafiğe kapatılmaz ise köprü geçiş sorunu devam edecek.

B- “Yılda 1,5-2 milyar lira ödenecekmiş gibi söylentiler çıkarılıyor”. İşte buna da cevap dün Maliye Bakanı Naci Ağbal’dan geldi: 2018 yılında karayolu garantilerine ödenecek para 3,6 milyar TL. Sayın ulaştırma Bakanımız 1,5-2 milyara söylenti derken, meğerse rakam 3,6 milyar liraymış. (Unutmayın sadece 1 yıllık açık)

C- “Özel sektör dinamiklerinden yaralanıyoruz”. Sahi özel sektör bu kamu projelerine ne kadar öz kaynak yatırıyor? Ne kadarını bankalardan kredi kullanıyor? Daha önce de yazdım. Devlet bu köprüyü bankadan kendisi kredi kullanıp özel bir müteahhide yaptırsaydı 22 yılda ana para dahil ödenecek tutar 5 milyar dolar civarında oluyordu. Özel sektöre verince hazine garantisi 12,5 milyar dolara çıktı. Şimdi bir iktisatçı olarak anlamaya çalıştığım konu şu:

“Özel sektör dinamiği” ne?

  • Abone ol