Tarihler Eylül 2015 ve Ocak 2016’yı gösterdiğinde, Brezilya Reali iki kez zirve yapmış. Her iki zirvede de Real dolar karşısında 4,10 seviyesini görüyor.

Aynı tarihlerde Türk Lirası da dolar karşısında iki zirve yapıyor. Dolar/TL kuru iki zirvede de 3,07 seviyelerine ulaşıyor.

Aradan bir buçuk yıl geçiyor ve şimdi:

Real 3,30’larda

TL ise 3,90’larda.

Dolar karşısında real 4,10’dan 3,30’a düşerken, lira 3,07’den 3,90’a çıkıyor.

2016 başında 0,75 olan Real/TL kuru, şimdi 1,18’de. Yani TL, 2016 yılından bugüne kadar sadece dolar-euro karşısında değil, kendisi gibi zayıf ülke para birimlerine karşı da değer kaybetti:

Reale karşı %57 (Brezilya)

Rubleye karşı %75 (Rusya)

Randa karşı %50 (G. Afrika)

Hatta Mesika Pesosuna karşı bile %17değer kaybetmiş durumdayız.

DEMOKRASİ RAFA KALKIYOR LİRA DA ŞAHA...

Peki, 2016 ortasında bozulan korelasyon nerede başlıyor?

İlki Mayıs 2016...Yani seçimle gelen ülkenin Başbakanı seçimsiz olarak görevden ayrılıyor. Küresel sermaye için çok önemli olan hukuk - adalet sekteye uğruyor. Demokrasi kısmen rafa kalkıyor ama aynı anda TL’de şaha kalkıyor...

Aslında son günlerde de şaşılacak bir durum yok. TL yine emsalsiz şekilde olumsuz ayrışıyor. Tabii ki bunun yanlış ekonomik nedenleri var; bunları da defalarca yazdık. Ama unutmayın ki, bugün de yerel demokrasinin kısmen rafa kalktığı ülkemizde, bu hareketin parasal değerlere yansımasına ne diyeceğiz?

DÖVİZ -FAİZ KISKACI

Aklımıza bir türlü üretim gelmiyor.

Az sıkıştığımızda ‘açalım para musluklarını - verelim krediyi ve herkesi faize bağlayalım’ kafası bize hakim. Ekonomide bütün çözümlerimiz faiz üzerinden arıyoruz. Kafası sadece faize odaklanan bu anlayıştan başka bir ekonomi yönetimi oldu mu; bilmiyorum.

Aşağı faiz

yukarı faiz.

Kargadan başka kuş; faizden başka ekonomi bilmiyoruz.

2003 yılında yüzde 15’lerde olan faiz piyasası artık yüzde 70’lere dayandı. Şimdi de sistem tıkandı.

Ucuz faiz için yabancılardan sürekli kaynak alıyorduk. Artık orası kuruyor...Bize daha sınırlı para veriyorlar. Ama karşılığında herkesi krediye bağlamış durumdayız. Krediler yenilenmek isteniyor ama taze para yok.

Ve faizler yükseliyor. 1-2 yıllık tahvillerde yüzde 14,00 sınırına geldik. 10 yıllıkta ise yüzde 12,5 sınırlarındayız. Mevduatta ise zaten kapı arkasında yüzde 16-17’ler konuşuluyor.

Böyle bir ortamda kredi faizleri sizce kaç olur? Ülkemizde bir hata var: Mevduatların önemli kısmı dövize dayalı. Dolayısı ile artan kurlar mevduat faizlerini de yükseltiyor. Tabii ki krediye de yansıyor.

Kurlar niye artıyor?

Orası biraz meçhul...Yani herkesin bildiğini kimse söyle(ye)miyor.

Ama aslında çözümü söyleyen biri var: Uzun bir dönem SOCAR CEO’luğu ile çok başarılı hizmetlere imza atan Kenan Yavuz:

Ne diyor?

“Döviz, faiz, cari açık, enflasyon, işsizlik...Hepsinin tek ilacı var: Üretim, üretim, üretim.”

İyi de bu çözüm modelini anlayacak biri var mı? Her üretim kurumuna devlet yolunacak ‘vergi tavuğu’ gözüyle bakınca ve de dış düşmanlar çoğalınca sözler karşılıksız kalıyor. 

UMUTSUZ GENÇLİK!

İstihdamın 2016-2017 ilk 8 aylık ortalamasına bakıyoruz. Çalışan sayısı 758 bin artış gösteriyor. İstihdam artışı %2,8.

İş bulanların 339 bini üniversite mezunu ve istihdam artışı %5,6. Meslek liseli 121 bin kişi iş buluyor ve artış %4,3.

Son bir ayda üniversite mezunlarından 15 bini iş buluyor ama bunların biri bile kadın değil. Tamamı erkeklerden...Buna da şükür. Çünkü daha bir ay önce üniversite mezunu 18 bin kadın işini kaybetmişti.

Ya 15-24 yaş arası gençler?

İşsizlik geçen aya göre 21,1’den 20,6’ya düşmüş. Ama yine son bir ayda 56 bin genç çalışan işini kaybetmiş.

Nasıl oluyor da gençler işsiz kalırken, işsizlik oranları geriliyor? İşte asıl kilit orası: İş gücü piyasasından sadece son bir ayda 103 bin genç ayrılıyor.

Durum kısaca şu: Genç işsizlik oranımız düşüyor...Neden? Çünkü umutlar öldü. Sonuca bakarsan güzel bir durum. Sürece bakarsan felaket.

  • Abone ol