Bugünlere nasıl geldik? Artık bunun tartışmasını yapmayacağım...

Şu anda döviz ihtiyacı yüksek bir ülkeyiz. Uluslararası Yatırım Pozisyonumuz (UYP) 2016 sonunda 363,1 milyar dolardı. Eylül 2017 itibariyle ise 440 milyar dolara çıkmış durumda.

Cari açığımız yıllıkta 40 milyar dolara dayandı (-39.267 milyar$). AK Parti dönemi birikimli cari açık ise 531,7 milyar dolara ulaşmış durumda.

Ülkemize gelen yabancı sermaye ise 581,6 milyar doları kaynağı belli ve 40,5 milyar doları da kaynağı belirsiz olarak giriş yaptı. Gelen yabancı sermaye daha çok olduğundan 2002 yılında 27 milyar dolar olan MB döviz rezervi şimdi 100 milyar dolara yaklaştı. 

***

Şimdi bir fırtına yaşıyoruz. Hem siyasetin etkisi hem de ekonomik açmazın etkisi ile dalga boyu artıyor. Merkez Bankasından yüzde 12,25’den parayı alıyorsun, yüzde 13,80’den geri devlet kağıdına yatırıyorsun.

Hatta ucuz Merkez Bankası para ile çok rahat TL ile oynayabiliyorsun. Diyorum ya; Merkez Bankası şu anda “Sıkı Para Politikası” uygulamıyor. Merkezin ki oldu “Ucuz Para Politikası”

Kısa vadede yangını söndürmek gerekiyor. Bunun faiz artırımından başka da yolu gözükmüyor. Maalesef yine aynı noktaya geldik...

Bakın bir kaç rakam vereceğim:

-2004: MB borç verme faizi %27,0. Nominal enflasyon %8,60...

-2005: MB borç verme faizi %18,75. Nominal enflasyon %8,19...

-2006: MB borç verme faizi %19,25. Nominal enflasyon %9,59..

Size 2006 yılından bahsedeyim. Nisan 2006’da MB (O/N) borç verme faizi 16,25. Ama piyasada dalga başlıyor. Eyvah ABD faiz artıracak korkusu geliyor. Bizim Merkez Bankası faizleri Haziran ayında iki kez artırıyor. Bir ay içinde önce %18,00’e ve ardından hemen yüzde 20,25’e çıkarıyor. Ve Temmuz ayında da bir kez daha artırarak %22,50’ye çekiyor.

Merkez Bankası o günlerde enflasyon oranının sadece çift haneye çıkması ile faizleri bir kaç ay içerisinde 6,25 puan artırarak 16,25’den 22,50’ye çıkardığını hatırlayın...

Şimdi büyümeye bakalım: 2004 yılında %9,6 büyüyen ekonomimiz 2005 yılında da %9,0 büyüme kaydetmiş. Ya 2006 yılı? Hani enflasyonun ortalama %9,59 ama faizlerin %19,25 olduğu ve bir yılda 6,25 puan faiz artırıldığı yıl...İşte o yıl büyüme oranımız da %7,1 olmuş.

Neymiş? Büyüme için istikrar daha önemliymiş.

Bunu bugün TÜSİAD Başkanı da söylüyor. Erol Bilecik “Kurlardaki sert yükseliş kadar, sert düşüşler de olumsuz etkiliyor” diyor.

***

Evet, istikrar büyüme için kısa dönemde düşük faizden daha önemli oluyor. Hatta dün belirttim: Büyüme için faiz oranı yanında demokrasi oranımız da daha önemlidir...

İş dünyası aslında ara sıra dile getiriyor: Yeni yatırımların başlaması için ülkenin normalleşmesi gerekiyor. OHAL ortamında büyük yatırım hamlesinin olmayacağı aşikar. FETÖ ile mücadeleyi hiç ama hiç bırakmadan normalleşmeye de dönmemiz gerekiyor.

Bunlar kısa vadeli adımlar.

***

Peki orta-uzun vadede ne yapacağız?

İşte orada artık kendimizi laf kalabalığı yerine işe adayacağız. Defalarca bahsediyorum...İş hayatından vergi politikasına kadar çok geniş bir reform hareketi başlaması gerekiyor. Ama bugün Hükümetin gündemindeki reform söylemleri günübirlik işlerden öteye geçmiyor.

Size bir örnek vereyim mi? Ben yatırıma dayalı genişleyici maliye politikasını savunuyorum. Oysa bugün ulufeye dayalı genişleyici maliye politikası uygulanmaya başlandı. Çok ama çok tehlikeli...

Lafla peynir gemisinin yürümediği aşikar. Obez devletten kurtulmamız gerekiyor. Üretim diyoruz, ama üretimin altyapısına bir adım atmıyoruz.

Bugün cesur adım atmaktan korkmayalım. Ama sonrasında da hızla gerçek ekonomik önlemleri almamız gerektiğini unutmayalım.  Kamu mallarını ucuzlatalım, vergi indirimlerine gidelim ve özel sektörün yatırım finansman kanallarını açalım.

Bugün ticari krediler konut kredilerinden 4-5 puan daha pahalı oluyorsa, siz bu ülkede nasıl yatırım-üretim diyebilirsiniz?

Gerçeklerle yüzleşmekten korkmayalım. Sorunları tartışalım ve çözümler arayalım. Aksi halde bu sorunlar bir siyasi yapının değil, tüm ülkenin başını ağırtacaktır.

Düşman dışarıda dediğimiz an içerdeki sorunları görmezden geldiğimizi bilerek işe başlayalım. Ne dersiniz?

  • Abone ol