16 Nisan referandumuna sayılı günler vardı. Toplumda baskı zirvedeydi. Sağlıklı düşünmenin imkanı nerede ise yoktu. Düşünce farklılığı ile vatan hainliği kol kolaydı...

Gazeteden izin alıp kısa bir Karadeniz turuna çıktım.

Sabahın erken vakti köyde uyandığımda bir yakınım aradı: (Hollanda’da yaşanan olayları kast ederek) “Bak, bunlar neler yapıyor; ülkemiz milli mücadelede” gibi bir şeyler söyledi. 

Aşağıya kasabaya indiğimde ise çay ocağının önünde emekli olarak yaşamının yarısını Almanya’da geçiren dayıma rastladım: “Yeğenim vücudumun yarısını Erdoğan’a veririm. Ama bu gurbet ellerde yaşanan gerilim sonrası bizi oralarda hiç rahat bırakmayacaklar. Ne olacak bu durum?” diye söyleniyordu.

İki farklı bakış...İki farklı hayat....

MÜSİAD: SİYASET YOK

Hafta sonu Hollanda’daydık. Bir günde üç şube açılışı gerçekleştiren MÜSİAD ekibi ile yerinde izlenimlerde bulundum. Başkan Abdurrahman Kaan ile de ara ara fikir alış verişinde bulundum. Hatta bir çok şube başkanı, başkan yardımcısı ile de görüş alış verişi imkanı elde ettim.

Başkana ilk sorum şuydu: “Hollanda ile kısa süre önce ciddi sorunlar yaşadık. Ama MÜSİAD bugün 3 şube birden açtı. Nasıl oluyor bu?”

Cevaplar oldukça ilginçti. Mesela Başkan; “Bizim özellikle yurtdışında siyasi bir söylemimiz olmayacak. Biz ticari bir kuruluşuz - ekonomik bir kuruluşuz. Biz tamamen ticaret diplomasisi yapacağız” diyor.

“Yurt dışında bir FETÖ olayı var. Bu nedenle yurt dışında biraz daha genişlemek ve mevcudu güçlendirmek gerekiyor. Örneğin 15 Temmuz hain darbe girişimini en fazla MÜSİAD anlattı. 39 ülkede sermaye platformu olarak yapılanmış bir başka gönüllü sivil toplum kuruluşu yok.

Bugün Hollanda’da üç şube açılışı yaparak (Toplamda 4 şube oldu) aynı zamanda bir mesaj da vermiş olduk: Hem Avrupa Birliğine hem de Türk siyasetine... Amacımız siyaset harici, tamamen ticari diplomasi yürütmek” diyor Abdurrahman Kaan.

DEİK SORUNU?

MÜSİAD ile Hollanda’ya hareket etmeden bir gün önce DEİK Başkanı Nail Olpak ile oturduk. Yeni sistemin ve yapılanmanın ihtiyacını ve faydalarını dinledik.

Orada da Nail Beye benzer soruyu sordum: “Türkiye’de siyaset çok dalgalı seyrediyor. Oysa ekonomiyi bu dalgadan koruyarak daha istikrarlı tutmak gerekiyor. Bu çerçevede DEİK’in siyasallaşması sorunları artırabilir mi?”

Nail Bey, sadece başkanın siyasi kararla değiştiğini ama alt birimlerin, ülke iş konseylerinin aynen eskisi gibi seçimle devam ettiğini söyledi.

Açık söyleyeyim: DEİK gibi yapıların siyasallaştığı ortamda MÜSİAD gibi yapıların serbestleşmesi çok önemli. Aynı pencereden bakınca TÜSİAD’ın da dış ilişkilerde gönüllü kuruluş olarak sürekliliğini koruması gerekiyor. Üst çatı olarak ise TOBB’un eski “yumuşak güç kullanım” ağırlığı da hayati önem taşıyor.

Aksi halde Türkiye’yi tek bir siyasi söyleme hapsederek ülkemize iyilik değil, kötülük etmiş oluruz.

Bir örnek mi?

Bir yıl kadar önce  en büyük düşman olan İsrail ile bugün siyaset üstü enerji anlaşmaları imzalıyor ve Filistinlilerin devlet haklarını bitirecek, İsrail doğalgazını Türkiye üzerinden piyasaya pazarlamak için çalışıyoruz. Sorarım size; bu dönüşümü hangi sivil toplum kuruluşu başarabilirdi?

KUCAKLAYICI BİR MÜSİAD

MÜSİAD Başkanı Abdurrahman Kaan yeni yol haritası konusunda bazı ip uçları verdi. Yeni dönemde sanırım daha farklı bir MÜSİAD göreceğiz.

1993 yılında küçük bir ofiste başlayan hikaye şu anda 39 ülkeye yayılmış durumda. Seneye Afrika merkezli 20 yeni şube açılışı daha göreceğiz. Ama bir farkla: Evet, üyelerin seçiminde MÜSİAD kriterleri gözetilecek ama programlarda kapsayıcılık ve kucaklayıcılık öne çıkacak. Her görüşten insanı MÜSİAD programlarında görebileceğiz.

Yurt içinde ise artık projelerden tutunda yeni yapılanmaya kadar çok farklı açılımlar bizi bekliyor.

Abdurrahman Kaan “Artık öneriler değil, kanun önerileri yazmak lazım” diyor. Bir örnek olarak organize sanayi bölgelerini gösteriyor: “Küçük işletmeler sıkıştı, ama büyük sanayi siteleri de çok büyük. Ya 100-200 m2 ya da 3.000-4.000 m2 diyoruz. Oysa orta ölçekli sanayi bölgeleri olmalı” diyor. (Devam edeceğiz...)

  • Abone ol