AK Parti Hükümetleri döneminde önemli görevlerde bulunan biriydi.

Başbakanlık Müsteşarlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı görevlerinde bulundu.

“Türkiye’de Değişim Yapmak Neden Bu Kadar Zor” kitabını yazdı.

Gerçi şimdi yazmıyor...Veya yazamıyor. ‘Kendisine zulmeden biri var mı?’ bilmiyoruz, ama önce İSO danışmanlığı bitti.

Şimdi de yazarlığı....

Oysa AK Parti’nin ilk döneminde en büyük reform hamlesini başlatan kişi Prof. Dr. Ömer Dinçer’den başkası değildi. 

Hatırlayın o yılları.

AK Parti devletin harcamalarını küçülterek daha verimli bir devlet oluşturma gayreti içindeydi. Daha az harcama...daha yüksek hizmet...

Devlet obez olmayacaktı.

Milletin vergileri savurgan harcamalara gitmeyecekti. Millet yaşayacaktı ki, devlet yaşayacaktı...

Gerçi şimdi de sözde “Milleti yaşat ki devlet yaşasın” deniliyor. Ama söz başka uygulama başka...

***

AK Partiye iktidar yolunu açan neydi? Elbette 28 Şubat süreci çok ama çok önemliydi. Ama 2001 krizini de unutmayalım. Ekonomik kriz Milletin belini bükmüştü. Devletin kasası boşalmış ve borç batağına saplanmıştı.

2001 krizine giden yolun aslında 1991 seçimlerinde rahmetli Süleyman Demirel’in savurgan seçim vaatlerinden oluştuğunu herkes biliyor.

-”Kim ne verirse 5 lira fazlası benden”

-”Herkese iki anahtar”

-”Her mahalleye iki milyoner”

-”40 yaşına gelmeden erken emeklilik” vaatleri ile ülke adeta batmıştı. Ve kaçınılmaz son 2001’de patladı.

***

Ömer Dinçer yönetiminde başlatılan reform hamlesi ile kamu yeniden yapılandırılmaya çalışıldı. En büyük reform ise 657’nin sınırlandırılmasıydı. Artık herkes memur olmayacaktı. Ülkede 400 bini geçmeyen (asker gibi) memur kadrosu kalacaktı. Geri kalan herkes “çalışan” olarak aynı kanuna tabi olacaktı.

Ve 657’ye sırtını yaslayarak Millete işkence bitecekti.

Hatırlayın 2001 krizini. Kaç kişi işini kaybetti? Kaç kişi iflas etti? Kaç kişi bütün servetini kaybetti?

Acaba 2001 krizinde kaç kamu personeli işini kaybetti? Kaç kamu personelinin maaşı düştü? Kaç kamu personelinin maaşları aylarca ödenmedi ve maaş için beklediler?

***

657 yasası o kadar güçlüydü ki, FETÖ’nün bile tüm hedefi 657 ile devleti ele geçirmek değil miydi?

Hani, devlete kapağı atma dönemi bitecekti? Hani, devlet yerine Millet daha öne çıkacaktı?

Ne oldu? Aradan yıllar geçti ve ne değişti? Sayalım mı? (Kalkınma Bakanlığı Kamu Kesimi Genel Dengesi 1990-2017 verileri)

1-) Devlet 1990 yılında GSYH’nın yüzde 11,63’ü kadar vergi alıyordu. Bu oran 2002’de yüzde 17,05’e çıktı. Ve devlet küçülecek denilirken, vergi oranı 2016’da yüzde 20,68’e yükseldi.

2-) Kamunun harcanabilir gerili 2002’de GSYH’nın yüzde 5,05’i ediyordu; şimdi (2016) yüzde 16,0’sı ediyor.

3-) Kamu çok para topluyor da yatırım mı yapıyor? 1990 yılında daha düşük vergi alırken sabit sermaye yatırımları GSYH’nın yüzde 5,24’ü ediyordu. 2016 yılında ise yatırım oranı yüzde 4,86’ya geriledi. Lütfen buraya dikkat edin: Vergi oranı %11,63’den %20,68’e çıkıyor ama yatırım oranı %5,24’den %4,86’ya geriliyor.

Para OBEZ devlete gidiyor da ondan.

***

2002 yılında 2 milyon 123 bin memur vardı. 2007 yılında da 2 milyon 188 bin memur oldu. Sadece 5 yılda 65 bin kadro arttı.

Ya şimdi kamuda kaç kişi var?

Kadrolu personel: 2 milyon 806 bin...

Sözleşmeli personel: 239 bin

Sürekli işçi: 384 bin

Diğer: 119 bin

Toplam kamu personeli: 3 milyon 573 bin 496 kişi.

Ve son reform: Devletimiz OBEZleşti diyen Sayın Cumhurbaşkanımıza rağmen herkes kadroya alınıyor. Artık yakında herkes 657’li memur mu olacak? Yoksa, 2002’de başlayan reformlar ters reforma mı tabi tutuluyor? Nereden...nereye.

  • Abone ol