Bu ülkede faiz lobisi diye bir şey vardı. Merkez Bankası o günlerde yüzde 7,9 faiz uygularken, faiz lobisine hizmet ediyor deniliyordu. Hatta “Vatana nasıl ihanet edilir” denirken de Merkez Bankası örnek gösteriliyordu.

Sonra ne mi oldu?

Eski başkanın görevi bitince bir daha göreve devam etmedi. Bağlı olduğu Bakan da bir daha göreve gelmedi....vs vs...

Şimdi Merkez Bankası tam 12,75 faiz uyguluyor. Ama kimsenin gıkı çıkmıyor. O faiz lobiciler kendi lobilerinde ülkenin en varlıklı fonunun üzerinde oturuyor.

%7,9 a lobi diyenler

%12,75’e ülkeyi razı ettiler.

Bugün cari açığın büyük kısmı sıcak para (portföy yatırımı) ile kapatılıyor. Yani, yüksek faiz ile dış açığı finanse ediyoruz. Kısaca eskiden lobi olan yüksek faiz, şimdi can simidi oldu. Veya bir başka deyişle; vatana ihanet olarak değerlendirilen yüksek faiz şimdi milli faiz oldu.

***

Bir de yerli enerji meselesi vardı:

Enerjide yerlilik artacaktı. Yerli ve milli kaynaklar kullanılacaktı. İthalat bağımlılığı azalacaktı...

Sonra ne oldu?

EPDK (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu) Ocak- Ekim 2017 sonuçlarını açıkladı:

-Ham petrol ithalatı 20.196 bin tondan 22.352 bin tona çıktı. (%10,68)

-Motorin ithalatı 10.392 bin tondan 10.710 bin tona çıktı. (%3,06)

Ama asıl sorun doğalgazda: Enerji maliyetinin önemli kısmı olan, alternatif kaynaklar ile ithalatı azalacak beklentisi olan gaz sektöründe.

-Doğalgaz ithalatı Ekim ayında %19,70 artarak 4.137,10 milyon sm3’e yükseldi.

-Gaz ithalatı Ocak-Ekim döneminde ise 36.423,11 milyon sm3’den, yüzde 20,27 artışla 43.805,30 sm3’e arttı.

Neden bu kadar çok gaz ithal ediyoruz?

Ekim ayı verilerine bakalım: Geçen yıl 3.461,97 sm3 olan tüketim bu yıl 4.081,49 sm3’e çıkmış (%17,90). Bu artışta en büyük pay, elektrik üretimi için doğalgaz kullanan çevrim santralleri olmuş. Elektrik üretimi için kullanılan doğalgaz 1.477,84 sm3’den tam yüzde 31,38 artışla 1.941,54 sm3’e çıkmış.

Kısaca elektrik üretmek için daha çok doğalgaz ithal ediyoruz. Enerjiye dışa bağımlılığımız azalacak dedikçe dışarıya daha çok enerji faturası ödüyoruz.

Nitekim yine EPDK’nın elektrik sektörü aylık bültenine göre, Ocak-Ekim 2017’de doğalgaz santrallerinin kurulu gücü sadece yüzde 4,11 artıyor. Ama bu yılın ilk 10 ayında elektrik üretimi yüzde 7,40 artmasına karşılık, doğalgaz santrallerindeki üretim artışı yüzde 33,39 oluyor. İthalata dayalı bir diğer elektrik üretim alanı da ithal kömür santralleri. Orada da  elektrik üretim artışı yüzde 4,55.

Geçen yıl ilk 10 ayda enerji ithalatına ödediğimiz fatura 21 milyar 888 milyon dolardı. Oysa bu yıl ilk 10 ayda enerji ithalatına ödenen fatura çıktı mı size 29 milyar 788 milyon dolara. Böylece enerji ithalat faturası bu yılın ilk on ayında fiyat artışlarının da etkisi ile yüzde 36,01 artış göstermiş oldu.

Özet mi?

Ne kadar çok yerli ve milli dediysek, o kadar çok ithalat ve dış bağımlılık artışı gerçekleşmiş. Ne kadar çok düşük faiz demişsek, o kadar çok yüksek faize yol açmışız. Ve geçmişte hainlik gibi çok ağır suçlamalar ile itham ettiğimiz şeyler, çok daha ağır ve yüksek seviyede karşımıza çıkmış.

BORÇ ARTIRMAYAN BORÇLANMA

Vakıfbank’ın Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Vakıfbank Çalışanları Sandığındaki hisseleri Hazineye devrediliyor. Devir karşılığında Hazine bu iki kuruma borç senetleri verecek. Ama bu borç senetleri borçtan sayılmayacak ve borçları artırmayacak.

Nasıl mı?

696 nolu KHK’dan aktaralım: “Bakanlar Kururlu tarafından belirlenen devir bedeli karşılığında eşit tutarda beş farklı vadeli kira sertifikası, devir tarihi valörlü olmak üzere, bütçenin gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin hisse sahibi vakıfları temsil eden Vakıflar Genel Müdürlüğüne ihraç edilir.”

Bence çok önemli bir buluş: Borç sayılmayan borçlanma ya da borç artırmayan borçlanma...

Herkese tavsiye ederim.

  • Abone ol