Önce şu kuralı açıklayalım: Kamu zamları ve artışları Ekim ayı Üretici fiyat artışlarının yıllık ortalaması alınarak Bakanlar Kurulunca belirlenir. Buna “Yeniden Değerleme Oranı” denir.

2018 yılı YD oranı %14,47 olmuştur. 2017 yılı YD oranını ise sadece %3,83’dü.

Yıllar itibariyle YDO’ları:

2016: %  5,58

2015: %10,11

2014: %  3,93

2013: %  7,80

2012: %10,26

2011: %  7,71

***

2018 yeniden değerleme oranı %14,47 olmasına karşılık, gelir vergisi dilimleri aynı oranda artırılmadı.

-İlk %15 vergi dilimi tavanı 13.000 liradan 14.800 liraya çıkartıldı. Yani %13,85 artış yapıldı.

-İkinci %20 vergi dilimi ise 30.000 liradan 34.000 liraya artırıldı. Yani %13,33 yükseliş yapıldı.

Hele hele son vergi dilimi olan %35’lik dilim: Orada 110 bin liradan 120 bin liraya artışa gidildi. Yani %9,09 artış oldu.

Özet mi?

Devlet daha düşük gelir artışlarını daha yüksek orandan vergilendirmeye gitti. Yeniden değerleme oranı vergi dilimlerine uygulanırken küçük kesintilere gidildi. Yeniden değerleme oranı hakkı ile uygulansaydı ilk vergi dilimi tavanı 14.000 lira yerine, 14.881 lira olacaktı. Yüzde 20 vergi dilimi de 14.800-34.000 lira arası yerine, 14.881-34.341 lira arası olacaktı.

Şimdi diyeceksiniz ki, bu kadar küçük farklarla ne işiniz var?

Haklısınız.

Ama gelin işi biraz daha uzun süreli alalım. Mesela 2010 yılından 2018 yılına yeniden değerleme oranının tam hakkıyla gelir vergisi dilimlerine yansıtıldığını düşünelim. O zaman vergi dilimleri ne olacaktı?

18-01/02/screenshot_1.jpg

Görüldüğü üzere eğer vergi dilimleri adil olarak yeniden değerleme oranında artırılsaydı, bugün ilk vergi dilimi yılda 207 lira, ikinci vergi dilimi yılda bin 289 lira...üçüncü vergi dilimi 3 bin 219 lira ve 4. vergi dilimi de yılda 7 bin 032 lira daha az vergi ödeyecekti.

Kısaca vergi dilimlerindeki küçük kesintiler bile sıfırdan başlayıp 140 bin liraya kadar olan yıllık geliri olanlardan kademe kademe 11 bin 747 lira fazladan vergi kesintisine yol açmaktadır.

VERGİYE GELİNCE DÜŞÜYOR KÖPRÜYE GELİNCE ARTIYOR

Gelir vergisi dilimlerini belirlemede her nedense her yıl rakamlar biraz daha alt sınırdan yuvarlatılarak düşülüyor. Böylece bir asgari ücretli bile bir yıllık ücretini alırken, yüzde 15 vergi diliminden 9. ayda bir üst vergi dilimi olan yüzde 20’ye geçiyor. Hükümet ise son yıllarda yıl içinde düzenleme yaparak, asgari ücretlinin net gelirini düşürmeyecek önlemler almaya çalışıyor.

Bu arada unutmadan, 9. ayda bir üst vergi dilimine giren asgari ücretlinin sorunu 11. aylarda yapılınca iki ay işveren ile çalışanlar karşı karşıya kalıyor ve iş barışı maalesef ciddi yara alıyor.

İş vergi olunca kendine yontan devletimiz, iş köprü ve otoyollara zamma gelince farklı bir oran uyguluyor. Ulaştırma, Haberleşme ve Denizcilik Bakanı Ahmet Arslan “Köprü ve otoyollar için enflasyon oranına bakacağız” demişti. Buna rağmen yıllık enflasyon yüzde 12-13 bandında olmasına rağmen, köprü ve otoyollara yüzde  25 zam yapıldığı açıklandı.

Kısaca, kaşıkla verilen ücretler bir başka yoldan kepçeyle alınıyor.

EKONOMİYE GÜVEN SORUNU

Ekonominin öncü göstergeleri olan güven endeksleri son 4-5 aydır sürekli geriliyor. Hatta rakamlar Şubat 2017’ye geri döndü bile. Hanenin (gelecek 12 ayda) maddi durum beklentisi özellikle 15 Temmuz 2016 sonrasının da gerisine düşmüş durumda.

Acil yeni adımlar gerekiyor. Hem de çok acil.

Sorunu şer güçlere yüklemek yerine, birazcık topluma kulak vermek gerekiyor. Veriler bunu söylüyor.   

  • Abone ol