Bazı okurlarım ekonomiye dair sıkıntıları giderek daha sık dile getirdiğimi söylüyor. Galiba yeniden endişelerimin ana noktalarını açıklamam gerekiyor.

Neden acele ediyorum?

1-) Türkiye şu anda ‘Orta Yaş Fırsat’ ülkesi. Çocuk nüfus oranımız %23,6. Yaşlı nüfus (65+) oranımız ise %8,2’dir. Orta yaş, yani çalışma çağındaki nüfus oranımız ise %68,2.

Dikkat ediniz: Hem çocuk nüfus düşük, hem de yaşlı nüfus oranımız. Genç-dinamik ve tam çalışma çağında bir ülkeyiz.

2000 yılında orta yaş nüfus oranı %64,0’dü. 2023 yılında orta yaş nüfus oranı %68,6 olacak ama yaşlı nüfus oranı hızla artarak %10,2’ye çıkacak. Çünkü 2023 yılında çocuk nüfusumuz hızla gerileyerek %21,2’ye düşecek. Önce çocuk sayısı hızla azalıyor. Karşılığında yaşlı nüfus sayısı artıyor. 2012 yılında 30,1 olan ortalama yaşımız, 2023 yılında 34,0’e çıkıyor.

Unutmadan söyleyeyim: 2017 son yılımızdı? Neye mi? Yüzde 1,0 ve üzeri nüfus artış hızımız artık sıfırlı artacak. Bakın 2023 yılında nüfus artışı %0,85 oluyor. 2033 yılında ise artık 0,50’in altında artışlara düşüyoruz.

Ve 2049...Türkiye’mizin nüfusu 93.463.312 bine ulaştıktan sonra gerilemeye başlıyor. Evet evet, şuracıkta kala kala 30 yılımız kaldı. Sonrasında hem yaşlı hem de nüfusu azalan ülke olacağız.

***

Bugün yaş ortalamamız 31,9; ama 12 milyon 084 bin kişiye emekli maaşı veriyoruz. Zorunlu sigortalı çalışan sayımız ise 19 milyon 648 bin.

2017 yılı daha ilk 10 ayında SGK’nın gideri 260 milyar lirayı bulmuş durumda. Bu paranın 174 milyar lirası emekli aylıklarına, 65 milyar lirası da sağlık harcamalarına gitmiş. Hele bir düşünün 2030’lu yılları. Kaç kişi daha emekli olacak? O emeklilerin maaşı nasıl ödenecek? Yaşlılık hastalıkları ve yaşlanan nüfusun artan sağlık giderleri...Nasıl olacak? İşte o yüzden bizim çalışmamız gerekiyor. Hem de çok ama çok çalışmamız gerekiyor. Biz bugün erken emekli olarak çocuklarımızın-torunlarımızın geleceğini harcıyoruz.

Yine tekrar yazacağım: Çalışma hayatı bir bütün olarak ele alınmalıdır. Çalışanın canının çıkartıldığı, devletin çalışan üzerinden çok ağır vergi aldığı bu sistem yenilenmelidir. Hatta yine tekrar edeceğim: Emekli olmayarak çok çalışanın emekli maaşının düştüğü başka ülke var mı?

Evet, evet...Türkiye’de erken emekli olmayan cezalandırılıyor. Çok çalışırsan daha az emekli maaşı alınıyor. Kısaca bizde Çalışma Bakanlığı-Çalıştırmama Bakanlığı olarak iş yapıyor.

Bunu 10 yıldır söylerim-yazarım ama ne çare...

***

GEÇMİŞ SATIŞI

2-) Ülkenin geleceğini sadece erken emekliler mi yiyor? Hayır elbette...

Tam 72 milyar 183 milyon dolarlık özelleştirme yaparak geçmişi sattık. Geçmişi sattık da yatırım ve üretimimi artırdık?

2016 yılında 554 milyar

2017 yılında 630 milyar

2018 yılında ise 697 milyar

Merkezi yönetim bütçesine para topladık ve toplanacak (2018). Enflasyon artışının iki katından fazla oranda vergi toplandı ülkemizde. Devlet büyüdükçe büyüdü ama yatırımda nedense cimri kaldı.

2014 yılında 48 milyar

2015 yılında 54 milyar

2016 yılında 65 milyar

2017 yılında 80 milyar

Kamu yatırımı planlandı. 2018 yılı için kamu yatırımlarına ayrılan kaynak ise 88,1 milyar lira.

GELECEK SATIŞI

Ocak 2003- Kasım 2017 arasında ülkemize tam 632 milyar dolar yabancı sermaye geldi. Bu paranın yaklaşık yarısını dış borç olarak yabancılardan aldık. 2003 başında 130 milyar dolar olan dış borçlarımız, artık 438 milyar dolara ulaştı (3Ç 2017).

Ama hepsinden önemlisi, gelecek kuşaklara bıraktığımız borçlar; yani örtülü gelecek satışımız...

İşte bunu net kimse bilmiyor. Köprüler, yollar, havalimanları, nükleer santraller, şehir hastaneleri...Bilmediğimiz sayısız hazine garantisine son olarak ‘Kanal İstanbul’ eklendi.  Özel sektöre karlılık oranları karşılığı (kredi+kar) ihaleler veriyoruz ve bunlara  20-25 yıl süresince milyarlarca dolar hazine garantisi sağlıyoruz.

Özet mi? En iyisi yarına devam 
edelim...

  • Abone ol