Henüz 40’lı yaşlarına daha yeni girmişti.

Çalışkan, dinamik ve girişken bir arkadaşım. Dünyayı dolaşıyordu, işleri için. Aniden halsizlik hissetti. Merdiven bile yürüyemez hale geldi.

Meğer kan kanseri illetine yakalanmış.

Hemen tedavi başladı. Ama tek çare uygun kan nakli. (ilik demiyorum özellikle-bedenden bir parça alınıyor hissi oluşmasın diye)

***

Konuyla ilgili haber ve verileri araştırmaya çalışıyorum. 2015 yılına ait bir haber var. Tülay Karabağ’ın haberine göre “Test parası yüzünden donör olmak istemiyorlar” diyor. Yani kan verdiğinizde bu kanın ilik ihtiyacı olan hangi hastaya uygun olacağını belirleyen bir test. Bir bakıma kan grubu belirleme testi gibi düşünün...

İşte, o testin parası bağışçılardan alınıyormuş.

Ama aynı haberde Kızılay Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Özdemir şu açıklamayı yapmış: “Ağustos 2014’de Sağlık Bakanlığı ile Kızılay arasında imzalanan protokol gereği, Kızılay artık ücret almadan bu testi yapıyor. Kızılay kan bankalarına müracaat eden vatandaşlar, kök hücre veya ilik vericisi olmayı kabul ederlerse laboratuar işlemlerinin giderlerini artık devlet ödüyor” diyor.

Hastalık başa gelince olayı biraz daha derin soruşturuyoruz elbette. Edinebildiğimiz bilgiye göre, Türkiye’de 250-280 bin arası bağışçı bulunuyor. Almanya’da ise 6 milyon civarındaymış.

Kızılay, kan bağışlarında sadece bu hastalıktaki kişiler için bağışta bulunabileceğini söyleyenlerin kanlarını teste yolluyor. Ama bu alanda eğitimli personeli sadece 20 civarında kalıyor.

KAN TESTİNDE OLMAZ MI?

Her gün yüzlerce-binlerce insan hastanelerde kan testleri yaptırıyor. Acaba iki küçük tüp kan ile bu testler esnasında lösemi bağışı için de öneri getirilemez mi? En azından büyük hastanelerde kan testlerinde hastalara “bir can kurtarmak ister misiniz” diye sorularak kan testleri artırılamaz mı?

Aynı civarda nüfusa sahip olduğumuz Almanya’da 6 milyona yakın donör oluyorsa, biz neden bu sayıyı daha da artırmıyoruz? Neden sağlıkta çözüm odaklı farklı düşünceler geliştiremiyoruz.

Bakın bir hasta 40 yakınından kan testi istediğinde bunu SGK karşılıyormuş. Oysa yakınlara bu işi bırakmadan, kan verişlerde ve kan testlerinde de insanlara öneri ve bilgi verilse sorunu aşamaz mıyız?

ŞEHİR HASTANELERİ NE DURUMDA

Sağlıkta bir dönüşüm yaşıyoruz. Hazine garantisi ile şehir hastaneleri yapılıyor.

Devasa hastaneler...

Hazine garantisi ile yapılan yatırımlar şu anda önemli bir kredi kullanıcısı durumunda. Havalimanı inşası gibi büyük yatırımlar bankaları da önemli oranda kredide zorluyor.

Bu işlerin bir an önce bitirilmesi ve hazine garantilerinin yükü artırılmadan işleme girmesi gerekiyor.

Bunlardan biri de Ankara Etlik Entegre Sağlık Kampüsü. Hastanenin 2018 yılında hizmete girmesi açıklanmıştı. Türkerler Holding ve Astaldi yapımı üstlenmiş durumda. Ama henüz yatırımın bitme işaretleri kamuoyuna yansımış değil.

Hazine garantili bu yatırımlarda önemli bir sorun yüklü banka kredileri dedik ya; bir diğer sorun da alt yüklenici firmalar ve orada çalışan binlerce işçi. İşte bu gecikmeler hem devletin hazinesini, hem bankaların kredisini ve de alt çalışan firma ve işçilerini kilitliyor.

İçindeki hastasından, laboratuvar testlerine kadar çok sayıda hazine garantisi barındıran bu yapıların yapım aşamaları da yakından takip edilmelidir. Ya bir işe başlanmamalı, ya da başlandı ise derhal en kısa sürede sonlanmalıdır.

Bakalım hangi hastane ne zamana söz verildi; ne zamana bitiriliyor...

  • Abone ol