Şimdi de Moody’s kredi notunu düşürdü. Zaten piyasa pek umursamış görülmüyor. Düşürdüğü ile kaldı mı diyeceğiz? Yoksa yine hainlikle mi suçlayacağız?

Bakın Moody’s ne diyor?

Kredi notunun aşağı çekilmesinde, Türkiye’nin not görünümünün geçen yıl “negatif”e çevrilmesinde rol oynayan iki temel gelişmenin belirleyici olduğu, bunlar özetle:

1- “Kurumların direncindeki süregelen kayıp” ve...

2-”Dış şok riskinin yüksek borç ve siyasi riskler nedeniyle artması” olarak sıralandı.      

Dış kırılganlıklar azalırsa not yükselebilir: Kredi derecelendirme kuruluşunun, Türkiye’nin “Ba2”ye revize edilen kredi notunun dış kırılganlıklarla baskılandığını vurguladığı açıklamada, A-) “cari açığın kayda değer ve sürdürülebilir şekilde düşürülmesi, B-)bankacılık ve özel sektörün dış borçlarına yönelik vadelerin uzatılması gibi dış kırılganlıkları azaltacak değişiklerin not üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceği” kaydedildi.      

***

Moody’s özetle diyor ki; “Yabancı sermaye bağımlığınız çok yüksek. Bu bağımlılığı azaltırsanız kredi notunuz yükselir”. Kısaca, Moody’s “Yerli ve Milli olun” diyor. “Şer güçlere” bağlılığınızı azaltın diyor. “Yabancılara muhtaçlığınız” düşsün diyor.   

Şimdi biz de Moody’s için hain diyoruz.

Size bazı veriler aktarayım: Biliyorsunuz ki Maliye Bakanlığının yayınladığı bütçe sonuçları ile Hazine Müsteşarlığının yayınladığı nakit açığı verileri birbiri ile tam uymuyor. Tahsil edilemeyen alacaklar oluşabiliyor.

İlk veriler Hazine Nakit Açığı... Parantez içindeki veriler ise Merkezi Yönetim Bütçe Açığı (Milyon TL):

2017: -60.453 (-47.373)

2016: -38.221 (-29.932)

2015: -17.172 (-23.525)

2014: -21.700 (-23.370)

Dikkat ederseniz son iki yılda Hazine Nakit Açığı, Merkezi Yönetim Bütçe Açığından daha yüksek çıkıyor. Hem de açık tutarı hızla artıyor.

Nakit açığı arttıkça ne yapıyoruz? Tabii ki, borçlanıyoruz.

Nereden borçlanıyoruz? Hem içerden hem dışarıdan borçlanıyoruz.

Merkezi Yönetim Bütçe Finansmanı verilerine bakalım (Milyon TL):

2014 borçlanma 19.823: 8.182 dışarıdan; 11.642 içerden borçlandık.

2015 borçlanma 22.593: -2.883 net dış borç öderken; 25.476 içeriden borçlandık.

2016 borçlanma 32.972: 4.452 dışarıdan; 28.520 içeriden borçlandık.

Ve 2017 borçlanma 83.622: 16.816 dışarıdan ve 66.805 içeriden borçlandık.

Nerede ise sürekli vergi koyan, vergi oranlarını artıran kamu dahi net dış borç kullanmaya devam ediyor. Ya özel sektör? İşte dış borç tablomuz:

2003 başında 129 milyar 601 milyon dolar olan dış borçlarımız 2017 son çeyreğine gelirken 437 milyar 996 milyon dolara yükseliyor.

2003 yılında özel sektörün dış borcu sadece 43 milyar 066 milyon dolardı. Son veriler bize özel sektör dış borcunun 307 milyar 855 milyon dolara ulaştığını gösteriyor. Zaten Moody’s dış borç-dış kaynak bağımlılığı sorununu dile getirirken kamu-özel ayrımı yapmıyor. Türkiye’yi bir bütün olarak ele alıyor.

Lakin içerde hala bir çok trol görüşlüler özel sektörün dış borcu için “kendi sorunları” diyor. Bugün bankaların dış borçları 100 milyar doların üzerine çıkmıştır. Bankalardaki yabancı para mevduatları ise 200 milyar doların üzerine çıkmıştır. Kısaca her yanımız yerli-milli para yerine, şer güçlerin parası ile çevrilmiştir.

Moody’s işte bu noktaya dikkat çekiyor: Bize yerli ve milli olun diyor. Ekonomiyi kendi milli paranız işle idare edin diyor. Ama biz gitmiş köprülerin - otobanların bile ücretini şer güçlerin parası ile belirler olmuşuz.

Yılda 40-50 milyar dolar car açık vererek yabancı ülkelerin parasına ihtiyaç duyan bir ekonomi güçlü olamaz diyor Moody’s. Biz de içerde “şer güçler ekonomimizi çökertmeye çalışıyor” diye yakınıyoruz.

Acaba şimdi n’olacak?

  • Abone ol