Faiz enflasyonu belirliyor mu?

Yada, faiz bir maliyet olarak enflasyonu mu artırıyor?

***

Merkez Bankası haftalık para-banka verilerine göre toplam kredi hacmi 2 trilyon 133 milyar lira. Bankalar 2017 yılında kredilerden 200 milyar lira faiz geliri elde etmişler.

Bankalarda Şubat itibariyle 1 trilyon 470 milyar lira mevduat var. Bu mevduatın ise 602 milyar liralık kısmı DTH; yani döviz.

Buna bir de bankaların yurtdışı borçlarını eklememiz gerekiyor. Yani yabancılardan borç olarak alınan dövizleri...

***

Şimdi kredi-faiz ilişkisine bakalım.

Toplam vadeli TL mevduatımız 700 milyar lira (Şubat 2018). Faizlerle belirlenen ve etkilenen mevduat burası.

Kredilerin de öneli kısmı dövize bağlı (700 milyar lira üzerinde). Kaynak maliyeti döviz olduğundan, krediler de dövize endeksli oluyor.

Kısaca para piyasalarında maliyet belirleyen bir ana unsur doların fiyatı oluyor.

***

Şimdi üçüncü adıma geçelim. Geçen yıl ithalatımız 234 milyar dolara ulaştı. İhracatımız ise 157 milyar dolar. Kısaca kur artışı, dış ticarette maliyet olarak kardan daha fazla etkili.

Her bir ihracat için 0,82 sent ithalat yaptığımız söyleniyor. İhracat için de kur artışı maliyet artırıcı unsur. Ama eskiden şöyle bir kural işlerdi: Kur artınca ithalat azalır, ihracat ise artardı. Maalesef şimdilerde bu senaryo da çalışmıyor. 2017 yılında ithalat 35 milyar dolar atarken, ihracat artışı 15 milyar dolarda kaldı. Altın ve enerji çıktığında bile net dış ticaret açığımız azalmıyor.

Enflasyon verilerine bakıyoruz. Fiyatı arttan ürünlerin çok büyük kısmı kur artışından kaynaklı. Kur artınca genel fiyatlarda artıyor. Eee, fiyatlar artınca da faizler artıyor.

Hatırlatmak isterim: Avrasya Tüneli, Osman Gazi Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve bağlı otobanların fiyatları da dolarla belirleniyor. Hatta yeni havalimanında bile fiyatlar dolara bağlı belirleniyor.

Bugün kur artışı hayatımızın her adımında maliyet artışı olarak karşımızda. Ama fayda açısından henüz dış ticarete yansıyan bir artış göremedik.

İşte bu nedenle faiz düşüşü mü-kur artışı mı ikileminde dolara bağlı hayat bizi kur kontrolüne yaklaştırıyor. İşte bu nedenle kısa vadeli denge için paranın değerini faiz artışı ile zaipleştiriyoruz.

Diyeceksiniz ki , boş ver bunu... Dolar artarsa artsın.

O zaman köprülerin fiyatını TL’ye bağlayın; kur arttı diye zam yapmayın. Çünkü devletin yaptırdığı köprülerin bile fiyatı kur artışına bağlandı ise; gerisini hiç düşünmeyin.

ASIL TEHLİKE

Dün uzun vadeli tahvil faizleri %13,0’ün üzerine çıktı. Daha kısa vadeli tahvil faizleri de %14,30’un üzerine yerleşti.

İki hafta önce %13,98’den hazine ihalesini karşılayan yabancı banka iki haftada yüzde 3,0’e yakın zarar etti. Hem kur artışından, hem de faiz artışından. (Yüzde 3,0 zarar sadece faiz artışından).

Hatırlarım...Yıl 2000.

Hükümet hazine ihalesinde kağıt satamıyor. Annesinin cenazesinde Halit Cıngıllıoğlu aranıyor. O da ihalenin büyük kısmını alıyor. Sonra faizler patlıyor ve Demirbank batı(rı)lıyor. O günlerde bir Demirbank çalışanı olarak bu olaya çok üzülmüştüm.

İki hafta önce Türkiye’yi kurtaran yabancı banka da galiba Demirbank akıbetinde. Siz paranız olsa ve faize yatırsanız %13,98’i mi istersiniz, yoksa %14,38’i mi?

MB’DE ÇOK UCUZ

Merkez Bankası her gün bankalara 100 milyar lira civarında para veriyor. Faizi yüzde 12,75.

Şu anda %20’nin altında kredi faizi kalmadı.

Kısa vadeli devlet tahvilinin faizi bile %14,38.

Al ucuza devletten, ver ucuza devlete.

Tam rant kapısı...

BUDADIKÇA BÜYÜYOR

%7,0-8,0 oranlara “Faiz lobisi” dendi...

Ali Babacan gitti..

Erdem Başçı gitti...

Şimdi faiz %13,0-15,0 aralığında.

Dolar ise 4,0’ü çoktan geçti.

Ne faiz kontrolde, ne dolar.

Sahi lobi nerde? Lobi kim?

  • Abone ol