Aslında nereden nereye geldiğimizi anlatacak veri bulmak hayli zor. Çünkü sürekli veri değişti, sürekli hesap yöntemi değişti ve eski verilerle nereden nereye geldiğimizi bir türlü karşılaştıramıyoruz.

Bakınız;

Eski seride 2003 yılı işsizlik oranı %11,0

Eski seride 2005 işsizlik oranı %10,6

Yeni seri 2005 yılından başlıyor. Buna göre yeni seride 2005 yılı işsizlik oranı %9,5 açıklanıyor. Bir hesap değişimi ile işsizlik oranı %10,6’dan %9,5’e düşüyor.

Şimdi yeni seride 2017 işsizlik oranı %10,9 olarak açıklandı. Varın bu oranın eski seride neye karşılık geldiğini siz çözün. Ben sadece şunu söyleyeyim; en az yüzde 11,6 işsizlik oranına karşılık geliyor.

İyi de, hani biz işsizliği düşürmüştük.

“Üç bucuk kat büyüdük” diyoruz ama işsizlerimiz 2 milyondan 3,5 milyona nasıl çıkıyor? Bu nasıl bir büyüme?

Cevap mı? Üretim gücümüz düştüğü için; yabancının parası ile (dış borç) yabancının malını tüketerek  büyüdüğümüz için bu çarpıklık yaşanıyor. Kısaca biz borçlandık...

DIŞ BORÇ ARTTI

2002 sonunda kamunun (MB dahil) dış borcu 86,5 milyar dolar. Özel sektörün dış borcu ise 43,1 milyar dolar. Toplam dış borç ise 129,6milyar dolardı.

2017 sonunda ise kamunun dış borcu 136,8 milyar dolara çıkıyor. Ama asıl büyük patlama özel sektörün dış borcunda yaşanıyor. Özel sektörün dış borcu 43,1 milyar dolardan 316,4 milyar dolara yükseliyor. Böylece toplam dış borcumuz 453,2 milyar dolara ulaşıyor.

Dış borcumuz 15 yılda 129,6 milyar dolardan 323,6 milyar dolar artışla 453,2 milyar dolara yükseliyor.

YA, ZAM ORANLAR!

2003 yılında gelen fiyat düzeyi 100 kabul edildiğinde (TÜİK enflasyon hesabını da değiştirdiği için 2003’den başlıyoruz) 2004 yılında fiyatlar %8,6 arttı. Yani 2004 yılı zam oranı %8,6 oldu.

Gelelim 2017 yılına.

2016 yılına göre son bir yılda yapılan zam oranı %11,14 oldu. Mart 2018 itibariyle de zam oranı hala %11,14 olarak devam ediyor.

Kısaca zam oranımız da 2003 yılının üzerine çıkmış durumda.

TL DEĞERSİZ OLDU

Aslında tüm gerçekleri aşağıdaki 2 grafik gösteriyor.

Türkiye’deki enflasyona göre Reel Kur Endeksi 2003 başında 89,6 seviyesindeydi. Sonrasında kurlar artmadı ve TL değerlenerek endeks 2007-2008’lerde 126 seviyelerine çıktı.

Eylül 2016’dan sonra bir daha 100 seviyesi aşılamadı ve Mart 2018 itibariyle Reel Kur Endeksi 83,4 seviyesi ile 2003 seviyesinden bile daha değersiz hale geldi.

Kısaca 2003 başlangıç alındığında TL şu anda en değersiz seviyede bulunmaktadır.

Ya, emsal ülkelere göre durum ne?

Hatırlarsanız 29 Mart günü yazdığım “TL taş gibiymiş” başlıklı yazımda emsal ülke para birimleri ile karşılaştırma yapmıştım. İsterseniz o yazının içeriği ile rakamı vereyim. Emsal ülke para birimlerine göre TL şu anda dolar karşısında yaklaşık 2,5 lira seviyelerinde olmalıydı. Ama 4,0 liranın altında bile duramıyoruz.

İşte aşağıdaki grafik bunu veriyor. 2003 yılında emsal ülke para birimleri ile karşılaştırdığımızda 100 olan değer, Mart 2018 itibari ile 57,6’ya gerilemiş durumda. Hani diyoruz ya “TL negatif ayrıştı”; işte bu durum ikinci grafikte net olarak görülüyor.

Şimdi kendimize gerçekten soralım: Neyi başardık? Masa başında hesap değişimi dışında başardığımız ne var? Çok ağır oldu ama emin olun sorunları konuşmazsak daha çok kendi kendimize avunuruz. Ya sorunları çözeceğiz, ya da çözeceğiz.

18-04/09/ekran-resmi-2018-04-09-230825.png

  • Abone ol