Kurlarda yaşanan her yükselişte bakmayın siz “Türkiye’ye operasyon çekiyorlar”söylemine...

Batı ülkeleri için Türkiye’den daha güzel bir ekonomik model olamaz.

Onlar bizden aldıklarından fazla ve yüksek karla mallarını satıyorlar. O mallarını alacak paramız olmadığından, birde gidip onlardan yüksek faizden borç alıyoruz.

Batı açısından Türkiye pazarı nerede ise aramakla bulunmaz bir pazar. Hem malını yüksek karla satıyorsun, hem de parasını yüksek faizle satıyorsun.

Bu ülkeye bir operasyon kim ve niye çeksin ki?

Parasal olarak yılda 40-50 milyar dolar açığımız var. Birikmiş borcumuz 453 milyar dolar. Buna ek olarak 186 milyar dolarlık portföy yatırımları da bizde... Sadece devlet iç borçlanma senetlerinde 130 milyar dolar yatırmışlar.

Adeta parasal varlıklarımızın bütün kapıları Batı’nın elinde.

Dün, seçim tarihi açıklandığında finansal piyasalarda yaşanan iyimserliğe bakan Bekir Bozdağ “Bu seçimin sonucu, dünkü piyasaların verdiği tepkiden belli olmuştur” dedi. Gerçekten de piyasalar erken seçime bozulmuş ama çok erken seçim tarihine de sevinmiştir. Sonuç bunu gösteriyor.

Goldman Sachs şöyle değerlendiriyor: “Seçimin zamanlaması, muhalefetin siyasi olarak toparlanma kabiliyetini azaltması muhtemeldir. Beklenenden erken seçim AK Partinin zafer elde etme şansını artırdı. Ama piyasanın pozitif reaksiyonuna rağmen, seçimden sonra Türkiye’nin ekonomik görünümünün değişeceği beklenmiyor.”

Şimdi ne oldu? Kafalar mı karıştı...

Bizi ‘dövizle terbiye edemeyeceklerini’ mi anladı Batı ülkeleri... ‘Kur savaşını’ bir kenara mı bıraktılar?

Onu bunu bilmem... Resmi veriler bizi 15 yıldır batı sermayesinin ayakta tuttuğunu gösteriyor.

PARALAR BATI CEPHESİNDEN

Hazine 17 nisan tarihli dış borçlanma ihalesinin sonuçlarını açıkladı: 2 milyar dolarlık tahvil satışında faiz %6,20 oldu.

Peki, bize kim borç verdi? Hazine açıklamasından aktaralım: Tahvilin %53’ü ABD, %23’ü İngiltere, %9’u da diğer Avrupa ülkelerindeki yatırımcılara satılmıştır.

Ya 10 Ocak tarihli yine 2 milyar dolarlık borçlanma ihalesinde bize kim borç verdi? Yine Hazine açıklamasından aktaralım: Tahvilin %35’i İngiltere, %25’i ABD, %15’i de diğer Avrupa ülkelerindeki yatırımcılara satılmıştır. 

Bu yılın ilk iki dış borç ihalesinde parayı hangi ülke yatırımcılarının verdiğini galiba yeniden okumamız gerekiyor. Zaten doğrudan yatırımlara baktığımızda da gelen paranın yüzde 87’sinin AB ve ABD’den geldiğini görüyoruz.

Özet mi! : Türkiye’deki mevcut ekonominin tüm bağları Batı tarafından kontrol diliyor. Sistem Batı sermayesi ile ayakta duruyor. 15 yılda 550 milyar dolardan fazla açığımızı da Batı kapattı.

SEÇİM NEYİ DEĞİŞTİRDİ Kİ!

Hatırlarım...

Her seçime gidişte bakın nasıl iyi şeyler olacak? Ve seçimin ertesi günlerinde “Şimdi ekonomiye bakma zamanı” denildi.

Her seçim öncesi büyük değişimler vaat edildi. Her seçim sonrası ise ülkenin adeta uçacağı söylendi.

Tamam da ne oldu? Seçimlerden sonra ne değişti?

2015 seçimlerinden sonra yatırımlar mı patladı? Üretim şaha mı kalktı? Bakalım:

2016 Makine teçhizat yatırım artışı: Sadece %1,2

2017 Makine teçhizat yatırım artışı: Sadece %0,7 (Yüzde 1,0 bile değil)

Şimdi iş dünyasından bazıları açıklama yapıyor: “Hele bir seçim olsun, üretim patlayacak, yatırımlar şaha kalkacak”

Bir ricada bulunabilir miyim: Sevgili iş dünyası örgütleri... Lütfen yaptığınız eski açıklamalara da bir bakın. Lütfen topluma verdiğiniz mesajların ne kadar karşılık bulduğunu karşılaştırın. Bu ülkede siyaset topluma gerçekleşmeyecek vaatlerde hep bulunmuştur. Ama iş örgütleri de siyasetle kaderini tayin etmemelidir. Varlıklarını bir siyasi yapıya bağlamamalıdır. Ya da lütfen vaatlerin arkasında durun.

  • Abone ol