Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerinden yola çıkarak emeklilik durumumuzun ne olduğuna bakalım:

4/a’lılar:

2002 son döneminde asgari emekli aylığı: 239,7 TL (Azami aylık: 461,9 TL)

2017 son döneminde asgari emekli aylığı: 1.427,9 TL (Azami aylık: 2.736,5 TL)

4/b’liler:

2002 son döneminde asgari emekli aylığı: 137,7 TL (Azami aylık: 663,1 TL)

2017 son döneminde asgari emekli aylığı: 
1.278,6 TL (Azami aylık: 2.939,4 TL)

4/c’liler:

2002 son döneminde asgari emekli aylığı: 376,5 TL (Azami aylık: 
2.087,9 TL)

2017 son döneminde asgari emekli aylığı: 1.799,2 TL (Azami aylık: 
7.143,9 TL)

***

2003 yılı çalışanlardan toplanan prim gelirleri: 21.178.426 bin TL

2017 yılı çalışanlardan toplanan prim gelirleri: 207.833.337 bin TL

2017 emekli aylığı ödeme gideri:

4/a: 126.813.696 bin TL

4/b:  34.530.842 bin TL

4/c:  48.201.116 bin TL

Toplam emekli maaş gideri : 209 milyar 546 milyon TL.

Toplam SGK sağlık gideri : 77 milyar 632 milyon TL.

***

Sosyal güvenlik kapsamında çalışan sayısı (Aralık 2017):

4/a: 14 milyon 478 bin kişi

4/b: 2 milyon 777 bin kişi

4/c: 2 milyon 986 bin kişi

Emekli maaşı alanların sayısı: 12 milyon 154 bin kişi.

1 çalışan 1,78 emekliye bakıyor.

2017 nüfusuna göre yaş ortalamamız 32,0. Yine 2017 yılı nüfusuna göre 65+ üstü nüfus 6 milyon 895 bin kişi (%8,53).

Kısaca ülkemizde batı standartlarına göre bakıldığında emekli sayısının çalışan sayısına oranı en fazla yüzde 15’lerde kalması gerekiyor.  Bu da yaklaşık 3 milyon emekli demek. Oysa şu anda çalışanlara göre emekli oranımız yüzde 60 seviyesindedir.

2017 yılında her bir çalışan yaklaşık olarak SGK’ya 10 bin 250 lira prim ödemiştir. Kısaca her bir çalışan aylık olarak 850 lirayı emekliliğinde maaş almak için devlete ödemiş bulunmaktadır.

ÇİFTE AÇIK TEHLİKELİDİR

Gümrük verilerine göre 2018 yılı ilk 4 ayında ihracatımız 50,642 milyon dolardan 55.099 milyon dolara yükseldi (%8,8).

Aynı dönemde ithalatımız ise 68.201 milyon dolardan 82.411 milyon dolara çıktı (%20,8). Böylece yılın ilk dört ayında dış ticaret açığımız yüzde 55,5 artışla -17.559 milyon dolardan -27.312 milyon dolara çıktı.

Hazine nakit tarafına bakıyoruz. 2018 yılı ilk üç ayında nakit gelirler 171.026 milyon TL; nakit giderler 190.985 milyon TL. Nakit açığı ise -19.753 milyon TL

2017 yılı nakit açığı ise -60.453 milyon TL olmuştu.

Oysa Hazine nakit dengesi; 2016 yılında -38.221 milyon TL; 2015 yılında -17.172 milyon TL ve 2014 yılında da -21.700 milyon TL seviyesindeydi.

Kısaca hem dış açığın artışı, hem de bütçe açığının artışı çifte borçlanma baskısı oluşturmaktadır. Nitekim 2014 sonunda 414,6 milyar TL olan iç borç stoku, Mart 2018 itibariyle 550,4 milyar TL’ye çıkmış durumdadır.

Yine 2014 sonunda 405 milyar dolar olan dış borç stoku da 2017 sonunda 453 milyar dolara yükselmiştir. Dış borçlardaki artışın 45 milyar dolarının sadece 2017 yılında oluşmuş olması dikkat çekicidir.

Yabancı yatırımcının güvenli gelişi için ya kamu borçlarının sağlam olması, veya yabancı sermaye ihtiyacının düşük olması beklenir. Aksi halde çifte açık veren bir ülke ekonomisine yabancı sermaye yatırımını çekmek yüksek faize rağmen oldukça zorlaşacaktır.

  • Abone ol