Önce ithalat dediler

Sonra ürün yolda kayboluyor diye lojistik destek dediler

Ama hala doğruyu bulduklarını sanmıyorum. Gelin beraber bakalım

Gıda sektöründe yapısal sorun 2009 sonrasında başlıyor. Bir kere bunu sorunu sabitleyelim.

2003-2009 arasında yıllık fiyat ortalamalarından alındığında;

Ülkede genel fiyatlar %64,3

Gıda fiyatları %68,9

Sebze fiyatları %71,9 artıyor.

Gıda fiyatları 7 yıllık süre zarfında genel fiyatlardan sadece yüzde 4,6 ve sebze fiyatları da genel fiyatlardan sadece yüzde 7,6 fazla artıyor.

Gelelim 2009-2017 yıllarına. Yine yıllık fiyat ortalamalarından gidiyoruz.

Ülkede genel fiyatlar %90,0

Gıda fiyatları %108,8

Sebze fiyatları %136,8 artıyor.

Son 9 yıllık süre zarfında  gıda fiyatları genel fiyatlardan yüzde 18,8 ve sebze fiyatları da genel fiyatlardan yüzde 46,8 daha fazla artıyor.

Not: Sebze fiyatları gıda fiyatlarının bir alt kolu olduğundan, gıda fiyatlarındaki artışın da ana sebebi buradan geliyor.

***

Şimdi sorumuzu soralım:

Acaba 2010 öncesinde bu ülkede lojistik destek çok mu yüksekti?

Acaba 2010 öncesinde tarladan rafa sebze fiyatlarında çok daha mı az fire veriliyordu?

Şimdi bir de üretici açısından bakalım mı?

Üretici fiyatları 2003-2009 arasında yıllık ortalamalara göre %60,1 artıyor. Gıda üreticilerinin fiyatı da ise yine aynı dönemde %63,0 artıyor.

2009-2017 arasında ise üretici fiyatları yüzde 87,4 artarken, gıda üreticilerinin fiyatı yüzde 97,5 artıyor. Burada da fark sonraki yıllarda biraz daha açılıyor. Ama üretici farkı çok yüksek değil.

Not: Gıda üreticisi bir bakıma sanayi sektörüne konu olan ürünleri içermektedir. Yani tarla fiyatını ya da çiftçinin durumunu vermemektedir. Yine de gıda fiyatlarındaki temel sorunun gıda üreticilerinden geldiğini söylemek zorlayıcı bir yorum olacaktır.

ÇİFTÇİ NEREDE?

Tarım Üretici Fiyat Endeksi 2015 serisi 2010 yılından başlıyor. Bu nedenle karşılaştırmayı 2010-2017 yılları arasında yapıyoruz.

Ülkede genel fiyatlar %61,5

Gıda fiyatları %74,0

Sebze fiyatları %83,2 artıyor.

İşte tam bu yıllar arasında Tarım Ürünleri Üretici Fiyatları ise sadece yüzde 59,0 artıyor.

Bakınız bu hesapta yıllık ortalama fiyat endeksini alıyoruz. Yani yılın bir ayını baz alarak mevsimsel etkilere gitmiyoruz. Dolayısı ile çiftçinin ürettiği ürünü satış fiyatı enflasyonun bile altında kalmış olduğu çok açık görülüyor.

Ama daha temel sorunu da ekleyelim: Tarım üretici fiyatları hasat zamanlarında hızla düşüyor. Aslında çiftçi o düşük fiyattan ürününün büyük kısmını elinden çıkartıyor. O nedenle hasat zamanı satılan ürün ağırlığı ile bir hesap yapılsa çiftçinin ne kadar daha büyük kayıpta olduğu anlaşılacak.

DOMATES ÖRNEĞİ!

Gelin olayı bir örnek üzerinden yeniden izah edelim. Gerçi TÜİK’in daha domates fiyatını bile aynı tarihlerde farklı yayınladığını görünce bu işi nasıl başaracağımız da oldukça zor.

İlk Tarım Ürünleri Üretici Endeksi hesabında domates fiyatı yaz aylarında yer alıyor. Yani Mayıs-Ekim arasında çiftçinin domates sattığı kabul ediliyor.

2009 yılı Mayıs-Ekim arası çiftçinin domates satış fiyatı: 0,75 lira

2009 yılı Mayıs-Ekim arası domates raf fiyatı: 1,08 lira

Tarla fiyatı-raf fiyatı farkı %45

2010 yılında aynı zaman aralığında fiyatlar tarlada 1,02 liraya, rafta ise 1,58 liraya çıkıyor. Makas ise %55,5... 2011 yılında 0,92 lira tarla fiyatı ve 1,20 lira raf fiyatı ile fark yüzde 31,0’e düşüyor.

Gelelim 2016 yılı Mayıs-Ekim dönemine: Tarlada 1,18, rafta 2,10 ve fark %78,0

2017 yılında tarlada 1,25, rafta 2,32 ve fiyat farkı yüzde 85,4.

2018 yılı ilk 5 ay: Tarla fiyatı 1,64; raf fiyatı ise 3,18. Fiyat farkı yüzde 94,0

Yerimiz bitti. yarın çözüm önerileri ile devam edelim. 

  • Abone ol