Gelir ve Yaşam Koşulları araştırmasını incelemeye devam edelim.

Aslında konuyu eski yazılarımda da çok irdeledim.

Bulgular değişmedi.

Son yıllarda rahmetli Turgut Özal’ın hayali olan “Ortadirek” sınıfı, ya da orta-sınıf hızla eriyor.

-2010-2017 arasında; 

-Ortalama fert başına gelir artışı %125,0

-Üniversite okuyanların gelir artışı %92,0

-Lise ve dengi okul mezunlarının gelir artışı %110,0

-Lise altı eğitimlilerin gelir artışı %122,0

Bir okul bitirmeyenlerin gelir artışı %161,0

***

2010 yılında bir okul bitirmeyenlerin geliri, üniversite mezunlarının gelirinin yüzde 26’sına karşılık geliyordu. 2017 yılında bu oran yüzde 35’e yükseldi.

Kısaca 2010 yılında bir okul bitirmeyenlerin 4 günlük gelirini, üniversite mezunları 1 günde kazanıyordu. Şimdi bu fark 3 günün altına düştü.

Bir noktayı daha açıklayalım. Gerçi eski yazılarımda verdiğim rakamlar ama yine tekrar edelim:

Eski adı Kalkınma Bakanlığı (ya da DPT) olan, yeni adı ise TC Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı olan kurum verilerinden aktaralım:

2010-2017 arası ‘Net Ücretler’;

-Kamu kesimi içi ücretleri %90,7

-Memur maaşı %104,8

-Asgari ücret %138,8 artıyor.

Burada özel sektör net maaş verileri en son 2015 alınmış. Ama eski verilerden net olarak görüyoruz. En az maaşı artan kesim özel sektör işçi ücretleri.

Peki, asgari ücretteki yüksek reel artışa rağmen ve de özel sektörde çalışanların büyük kısmı asgari ücretli olmasına rağmen, nasıl oluyor da özel sektör işçi ücretleri en az artıyor?

Sanırım tek izahı var: Asgari maaşlar reel olarak arttıkça, asgari maaş dışında çalışanların maaşları reel olarak geriliyor.

Zaten bu veriyi “Gelir ve Yaşam Koşulları” çalışmasından da çok net görüyoruz.

Hatta aynı çalışmanın gelir dilimleri dağılımında da çok net sonuçlar var. En zengin yüzde 10 kesimin durumu gayet iyi. Gelirlerini eski düzeye çıkarmışlar. En alt yüzde 50’lik kesimin de geliri artmış. Yani zenginden alınıp fakire verilmemiş ama alt yüzde 50’nin durumu da iyileşmiş.

Kim zayıflamış? Kim gelirinden pay kaybetmiş?

Orta-sınıf.

Yani arada kalanın canı çıkmış.

***

Şimdi gelelim bir başka meseleye.

2010-2017 arasında hanehalkı fert geliri yüzde 125,0 artıyor ya, işte o gelir kadınlarda yüzde 139,0 artıyor. Gerçi kadınlarda da gelir artışı eğitim durumuna göre aynı seyrediyor:

-Okur-yazar olmayanların geliri %204

-Bir okul bitirmeyenlerin geliri %216

-Lise altı eğitimlilerin geliri %164

-Lise ve dengi mezunlarının geliri %129

-Üniversite mezunlarının geliri ise %94 artıyor.

Okuyan kadınlarda da gelir, okumayanlara oranla daha az artıyor. Okuma oranı arttıkça gelir azalıyor.

Ama işin bir de gelir kalemlerine göre tasnifine bakıyoruz. İşte orada kadın farkı net olarak ortaya çıkıyor.

Ücretli çalışan kadınların geliri %99 artıyor

Ama işveren kadınların geliri tam yüzde 396 oranında artıyor. Oysa işveren erkeklerin geliri sadece yüzde 215 artışta kalıyor.

2010 yılında işveren kadınların geliri 16.956 TL iken, işveren erkeklerin geliri 26.522 TL seviyesindeydi. Oysa 2017 yılında işveren kadınların geliri 84 bin liraya çıkarak, 83,5 bin lirada kalan erkekleri geçmiş oldular. Sadece 2016-17 arasında işveren kadınların gelirinin yüzde 40,6 arttığını söylersek, ortada çok muhteşem bir kadın dehasından bahsedebiliriz.

Zaten 2017 yılında nerede ise tek kazanan kesim kadın girişimcilerin işveren geliri olmuş. Aynı oran erkek girişimcilerin gelirinde yüzde 21,5’de kalmış.

Bu şimdi bize ne mi anlatıyor? Bence burayı çok dikkatli okuyun: Küresel kriz öncesi 2008 yılında toplam gelir yüzde 9,2 artarken, erkek girişimcinin işveren geliri yüzde 4,5 artıyor. Ama hemen kriz öncesi o yıl, kadın girişimcinin geliri tam yüzde 36,3 artıyor.

Ya sonra mı? Mesela 2009 kriz yılında: Erkek girişimci yüzde 1,9 kazanırken, kadın girişimci bu sefer yüzde 9,8 kaybediyor.

Sanırım kadınların temkinliliği, sabrı ve krize hazır duruşları kriz öncesi dönemde kazandırıyor.

Mesajı aldık galiba.

  • Abone ol