Dün yeni Orta Vadeli Program (OVP) açıklandı.

Adı “Yeni Ekonomi Programı(YEP)” olarak değiştirilerek.

YEP bize bir bakıma ekonomide yaşadığımız sorunlarla yüzleşme imkanı tandı. Daha bir kaç ay önce dün açıklanan verileri söylemek hayli zordu. O verileri söylemek epey cesaret istiyordu.

Mesela bir kaç ay önce biri çıkıp “enflasyon yüzde 20’nin üzerine çıkıyor” dese acaba ne olurdu? Ne gözle bakılırdı?

Ama dün YEP’de enflasyonun bu yıl yüzde 20,8 olacağını resmen ilan edildi.

Daha da önemli veriler var bence.

Mesela büyüme bu yılın ikinci yarısında sadece ve sadece yüzde 1,78 olacak. Bunu YEP doğrudan söylemiyor elbette. Diyor ki, 2018 yılı büyüme oranı yüzde 3,8 olacak. Bu ne anlama geliyor?

Yılın ilk yarısında büyüme oranımız yüzde 6,18. Eğer yılın tamamında yüzde 3,8 büyüme oranı olacak ise, kalan yarı yılda ancak ve ancak yüzde 1,78 büyüme oranı elde edebileceğiz.

Şifreyi çözmeye devam edelim mi?

Büyüme düşecek ise, istihdam ne olacak? İşte orada da sayın Bakanın dediği gibi: Kısa süreli azıcık artış olacak.

Nitekim 2019 yılında da büyüme yüzde 2,3’e düşecek ve işsizlik oranı da yüzde 12,1’e yükselecek. Yani 2019 yılı ortalamasında ülkemizde toplam işsiz sayısı da yaklaşık olarak 4 milyon kişiye çıkacak. Ya da 12 milyondan fazla kişi işsizlik sorunu ile yokluk yaşayacak. 

Gelin bu tabloyu biraz daha açalım:

2000 yılında 1 milyon 485 bin olan işsiz sayısı, 2001 krizinde 1 milyon 914 bine çıktı. 2002 yılında ise 2 milyon 344 bine çıkan işsiz sayısı ile ortalama işsizlik oranı yüzde 10,8 oldu.

Şimdi de son 3 yıllık işsizlik oranlarımıza bakalım:

2015-%10,3

2016-%10,9

2017-%10,9

Ve yeni ekonomi programı diyor ki, işsizlik oranı:

2018-%10,9

2019-%11,3

2020-%12,1 seviyesine çıkacak.

Yüksek enflasyon-yüksek işsizlik ve durgun ekonomi. İşin özeti bu aslında.

***

YEP başka ne diyor?

1- Kamu fiyat belirlerken, memura-emekliye zam verirken artık MB enflasyonun değil, YEP enflasyonunu esas kabul edecek. (MB zaten enflasyon hedefini hiç tutturamadı ki.)

2- 2019 yılında büyük kısmı giderlerden olmak üzere 75,9 milyar TL kamu tasarrufu olacak. En büyük tasarruf 30,9 milyar lira ile kamu yatırımlarından vazgeçilerek sağlanacak.

3-Mega-altyapı projeleri doğrudan yabancı yatırım yoluyla, uluslararası finansman ile hayata geçecek. (Elbette hazine garantileri olabilir)

4-Lüks tüketime yeni vergi geliyor.

5-Gayrimenkuller vergilenirken gerçek değerleri hesap edilecek.

6-Sosyal sigorta sistemi yeniden düzenlenecek. (Sanırım her bayram ödenen 1000 liralık harçlık farklı bir açıdan ele alınacak),

7-Eli-ayağı tutan, çalışabilir kişilere sosyal yardımlar yeniden incelenecek.

Şimdi bir de bu işler için kurulacak yeni ofislere bakalım:

A-) Kamuda kaynakların verimli kullanılması, maliyetlerin ve harcamaların azaltılması, gelirlerin kalitesinin arttırılması amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde “Kamu Maliyesi Dönüşüm ve Değişim Ofisi” kurulacak.

B-) Finansal hizmetlerin düzenlenmesi ve denetlenmesi için “Türkiye Finansal Hizmetler Kurulu” kurulacak.

C-) Finansal güvenlik ve istikrarın sürdürülebilmesi için “Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi (FİKKO)” kurulacak.

D-) Gıda ürünlerinde fiyat dalgalanmasının büyük veri ve ileri analitik yöntemler kullanılarak yakından takip edileceği “Ürün Gözetim Mekanizması” hayata geçirilecek.

E-) “Vergi Veri Analiz Merkezi” kurulması ile tahsilatta etkinliğin artırılması ve vergide kayıt dışılığın azaltılması sağlanacak.

D-) İhracatçıların küresel ticari verileri yakından takip edebilmesini sağlamaya yönelik “Elektronik İhracat Platformu” kurulacak.

***

Şimdi yeniden Türkiye gerçeğine dönelim mi?

Biz “Orta Yaş Fırsat” ülkesiyiz. Tam çalışma çağında olan bir ülkeyiz. Ama çok yakında hızla yaşlanmaya başlıyoruz.

Bu fırsat yıllarını yüzde 10 civarı üreterek büyüme ile geçirmemiz gerekiyordu. Bu güç bizde var. Ama 2021 yılında dahi yüzde 5,0 büyümeyi başarı kabul eder duruma geldik. Üzülmemek elde değil.

  • Abone ol