Aslında matematik gibi bir çok iktisat olayının da sebep-sonuç ilişkisi bellidir. Mesela tüketime dayalı bütçe açığının kur-enflasyon sarmalı oluşturması kesindir.

Yok yok... Aslında kesin değildir.

Matematik üzerinden örnek verelim: Çarpma büyüktür toplamadan değil mi?

3+5 = 8 eder ama,

3*5 = 15 olur.

Ya da

8+10 = 18’dir ama,

8*10 = 80’e çıkar.

***

Bu mantık ile yola devam ederseniz, etkisiz eleman (1) ve sonucu hep aynı olan  (0) kenarda tutarsanız çarpma her zaman toplamadan büyüktür.

İyi ama o zaman şu formülü nasıl izah edeceğiz?

2+2 = 4 ise

2*2 = 4 nasıl olabilir?

Hayır hayır... Matematik kuralına göre aynı sonuç çıkmamalıdır. Muhtemelen bu formülde dış mihrakların bir payı vardır. Bize tuzak kuruyor olabilirler.

***

Faizler yüzde 7,0-8,0 aralığında seyrederken Ankara’da bir faiz lobisi vardı. Teorileri de yüksek faizin enflasyona yol açacağıydı. O nedenle enflasyonla mücadele için faizler düşürülmeliydi.

Ya da artırılmamalıydı.

İyi ama düşük faizlerde de bu ülkede makine-teçhizat yatırımı (Yani fabrika) gerçekleşmiyordu ki.  Oluk oluk gelen yabancı parası tüketime ve betona akıyordu.

Olsun olsun... Faiz de bir maliyettir ve maliyetler artınca enflasyon yükselir.

***

Artan enflasyon karşısında faizler artırılmayınca kurlar arttı. Artan kurlar enflasyonu daha da artırdı ve Ankara’daki “faiz lobisi” ortadan kayboldu.

Bugün yüzde 25-30 aralığında bir faiz oranı veriyoruz. Kimsenin aklına “Bu faiz lobisi kimdi” diye sorası gelmiyor.

Sorulmayan başka sorularda var aslında.

Mesela büyük ve güçlü ülkemiz bu yıl ilk yedi ayda 16,2 milyar dolar yabancı sermaye girişine rağmen neden “Şer güçler” vasıtası ile çökertildi?

Evet evet... İlk yedi ayda bu şer güçler bize hala 16,2 milyar dolar para yollamışlar. Ama bizi yine onlar çökertti diyoruz.

Pardon pardon... Diyorduk.

Artık bu teoride bitti.

***

Bakınız şimdi ABD ile çalışıyoruz. AB ülkeleri ile de yeni bir bahar başlatıyoruz. Hatta daha da ileri gittik...

Seçim öncesi “Verimsiz kamu yatırımlarını durdurun” diyen SP Lideri Temel Karamollaoğlu’nun dediğinin ötesine geçtik. Bütün başlamamış kamu yatırımlarını durdurduk. Yapılan ve yapılmış kamu yatırımlarının ödeneklerini de büyük oranda kestik.

Motor stop etti tabii.

Ya da ölen insanın sağlık sorunu da bitecek teorisi.

İthalat bıçak gibi kesildi. İhracat ise AB sayesinde arttı. Ve dış açık sorunu ortadan kalktı.

Ağustos ayında muhtemelen ülkemizin rekor cari fazlası gelecek. Bunu 10 Eylülde “AK Parti rekoru geliyor” başlıklı yazımda açıklamıştım. 2,5 milyar dolar civarında bir cari fazla gelecek diye açıklıyor AA ekonomistleri.

Bir not daha:

Ağustos ayında dış açık 2,4 milyar dolar oldu ama enerji ve altın hariç dış denge 95 milyon dolar fazla verdi. Küresel kriz döneminde bile enerji ve altın hariç dış denge fazla vermemişti. Bu fazlalığı en son Ocak 2003’de görmüştük. Ve öncesi de 2001 krizinde...

***

Dolar için 8-10 lira senaryoları çizilirken, bu teoriyi açıkladım. “O kadar öleceğiz ki, dolar bile yükselecek güç bulamayacak” dedim.

Ve öldük.

Diriltmek için de yapacaklarımızı ABD’li McKinsey gözetsin dedik.

Parasız IMF dedim buna.

Elbette IMF ile alakası yok, ama yabancı sermaye ihtiyacı için bizi gözetme noktasında aynı kapıya çıkıyor. McKinsey demek yabancı sermayeye “Ben sizin için çok şeyi yaparım” demek.

Bunların onda birini faiz lobiciliği ile suçlanan eski kadrolar yapsa kim bilir ne denirdi haklarında. “İlke” yerine “çıkar” konulduğunda ha rabia-ha ülkücü; ha haçlı-ha papa ziyareti, ne fark ediyor. Onlar için hala temel sorun 2+2 ila 2*2 nasıl aynı eder sorusudur. 

  • Abone ol