Merkez Bankası (PPK) toplanacak ve faiz hakkında karar verecek. Elbette Brunson salıverilince -dolardaki düşüşe karşılık- faizde de bir salıverme hareketi bekleyenler oldu.

Haklılar elbette. Az mı risk üstlendi bu ülke?

Gerçi şimdi bir diğer salıverme tartışması başladı. Af olsun mu, olmasın mı? Elbette bu tür koalisyon ya da ittifakların fikir ayrılıkları ekonomi üzerinde etkiler oluşturuyor. Zaten biz 16 Nisan referandumu ile koalisyonları gömerken, fikir ayrılıklarının ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini de hafızalardan sildik.

Artık kimse çok başlı yönetim modellerinin risklerini üstlenmiyor.

Bu nedenle Merkez Bankası ekstra risk ile faiz artırmak zorunda kalmayacak. Sadece ekonomik tabloya bakarak faiz kararı verecek.

***

İyi ama Merkez Bankası ekonomik tabloyu nasıl okuyacak? TÜİK verilerine bakarak mı karar verecek?

Enflasyon beklentinin üzeride gelince başkan yardımcısı aynı gün görevini kaybetti. Sonra sanayi üretimi geldi ve gördük ki üretim artmış.

Bu yıl Ağustos ayında Kurban Bayramı vardı. O nedenle arındırılmış endekslere bakıyoruz.

Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,72 artış göstermiş. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış endeks ise, yine geçen yıla göre yüzde 1,26 daha yukarıda.

Elbette sanayi üretiminde bu yılın önceki aylarına göre bir ivme kaybı var ama büyüme oranı açısından hala pozitif taraftayız.

Bir de perakende tarafına bakalım. Yani satışlar ne durumda (İç talep)?

Takvim etkilerinden arındırılmış satışlar da geçen yılın ağustos ayının yüzde 1,33 üzerinde. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış satışlar ise geçen yıla göre yüzde 1,70 daha yukarıda.

Yani işler biraz yavaşlamış olsa da aslında kriz denilecek seviyenin ciddi üzerindeyiz. Kısaca kriz vs söylemleri yok.

***

Gerçi TÜİK verilerine göre işsizlik bir miktar artıyor ama asıl İŞ-KUR verilerine göre işsizlik epey artıyor. Zaten dış ticaret verileri de içeride işlerin ciddi yara aldığını gösteriyor. İthalat Ağustos ve Eylül aylarında adeta çakıldı. Ağustos ayında 2,6 milyar dolar cari fazlaya bir de Eylül ayında 1 milyar doların biraz altında cari fazla ekleyecek durumdayız.

(Açıklama: Eylül ayında dış ticaret açığı Ağustos ayının daha altında ama turizm gibi gelir etkisi azalacağından cari fazla daha düşük gelecek)

***

Kısaca Merkez Bankasının faiz düşüşü için ekonomideki yavaşlamayı dikkate alarak karar vermesi için de yeterli verinin oluşmadığı görünüyor.

O zaman ne olacak?

Galiba biraz daha sabredilecek.

Verilerin netleşmesi beklenecek ve kredi talebine bağlı olarak yeni kararlar alınacak. Ama bu arada şu noktayı da unutmayalım. Merkez Bankası son faiz kararını almasaydı acaba dolar ve enflasyon oranları şu sıralar ne olurdu?

Ya da şu tez ile devam edelim.

Ekonomide zamanında alınması gereken kararları ya hiç almayarak, ya da geç alarak faiz ve kur dengesinde geldiğimiz aşırı noktaların hesabını kime nasıl vereceğiz? Oluşan toplumsal maliyeti hangi dış güç ödeyecek?

Hatırlarsanız yeni ekonomik denge hakkında bazı formüller veriyorum. Mesele ne kadar çok reel daralma = o kadar az finansal dalga. Bunu şu şekilde izah edeyim: Reel ekonomideki durgunluk sayesinde finansal dengeleri yerine  oturtuyoruz.

Bir başka öngörümüz de şuydu: Önce döviz kuru sakinleşecek, sonra faizlerde denge oluşacak. Döviz kurundaki sakinlik sayesinde oluşacak yeni dengeler faizlerde de yeni dengelere yol açmış olacak.

O nedenle faiz kararlarında biraz daha sabır diyorum.

  • Abone ol