Büyük güçlerin kıskandığı ekonomik büyüme oranlarımızdan sonra küresel bir saldırıya uğradık. 

Şükür ki, bu dönemde dik durduk ve zor dönemi atlattık.  

Dün dolar 5,50’yi gördü. 

Doların 7,20’yi gördüğünü hesaba kattığımızda şu an ortada çok ciddi bir başarıdan söz edebiliriz. 

Zaten söz de ediyoruz.  

Acaba son iki yılda ekonomimizi bu kıskandıran büyüme ile mi ayakta tuttuk, yoksa doping kullanarak mı?  

Bütçeden etrafa dağıttıklarımızı bugün fazlası ile toplamaya çalıştığımıza bakılırsa, geçmiş iki yıllık büyüme oranlarının kıskandırmadığını, tersine korkuttuğunu çok rahat söyleyebiliriz. 

İşte o nedenle kıskançlıktan ekonomik saldırı altında değil, ekonomisinden korkulduğundan kaçılan bir ülkeyiz bugün.  

Güven vermediğimizden Mayıs 2016’dan bu yana rakiplerimizle açık ara bozuk durumdayız.  

***

Ocak 2016 kurların emsal ülkelerde zirve yaptığı tarihti. O günlerde; 

Dolar/TL 3,05’lerde zirveye gelirken,  

Dolar/Real 4,15’lerde zirve yapmıştı.  

Benzer şekilde bir çok emsal ülke para birimlerini de geçmişte defalarca kıyaslayarak yazdım. Hatta Arnavutluk Lekesini bile kıyaslamıştım.  

Dün ne oldu? 

Dolar/TL 5,50’yi görürken, 

Dolar/Real 3,60’ı gördü.  

Evet, dolar TL karşısında 2016 zirvesinin  nerede ise iki katının biraz altına düşerken, aynı dolar Brezilya Reali  karşısında 2016 zirvesinin bile altında seyrediyor.  

Sadece Brezilya Reli değil, Arnavutluk Lekesi de aynı. Güney Afrika Randı da aynı senaryoda işliyor.  

Bugün gelişmekte olan ülke para birimlerinin dolar karşısında nerede ise genel ortalaması 2016 zirveleri seviyelerinde, ya da altında seyrediyor.  Ama TL 2016 zirvesi olan 3,06’ları tarihe gömeli ve unutturalı yıllar oldu.  

Dolar/TL 2017 yılında da 3,50-4,0 aralığı ile emsal ülkelerin çok uzağındaydı. Yani diyeceğim o ki, bizim paramızın değeri (ya da ülkemizin itibar göstergesi) Mayıs 2016’dan sonra hiçbir zaman düzelmedi.  

Hiç emsal ülkelerin yanına bile yaklaşamadık. Hiç ekstra değer kazanamadık. Dünya bizi kıskanıyor dediğimiz tarihlerde bile aslında en riskli ve tehlikeli ülke konumunda seyrettik.  

*** 

Bakınız gerçeği görmediğinizde çözümü de göremiyorsunuz. Gerçeği kabullenmediğinizde, çözümü de bulamıyorsunuz. Sorunları dile getirmeyi muhaliflik olarak değerlendirdiğinizde, övgülerle yol alamıyorsunuz.  

Bugün bu sonuçları yine yaşıyoruz.  

Dolar/TL 7,20’den 5,50’ye geriledi ya; işte biz bu işi çözdük diye meydana çıkıyoruz. Oysa finansal göstergelerdeki bu aşırı bozulmanın durması reel ekonomide yaşanan büyük sıkıntıdan geliyor.  

Elbette bütçe disiplini, savurganlık harcamalarının kesilmesi gibi kulağa hoş gelen bazı adımların da etkisi var. Ama sorarsanız ki, ‘ekonomik sorunlarımızı temelden çözmeye mi başladık?’  

Maalesef hayır.  

Daha temel büyük yapısal sorunların bir tanesinin bile ele almadık. Yaptığımız tek şey nerede ise makyajlama hamlesi.  

Tarım fiyatları mı arttı? Hemen komisyoncuları ortadan kaldıralım. Bütçe mi açık verdi? Hemen yatırımları durduralım.  

Biz bu anlayış ile sadece yağmur yağana kadar makyajlı bir tablo oluştururuz. Sonrasını ben bile bilemiyorum.  

***

Bugün biraz sert yazdım... Affedin. Yazmamın nedeni şu: Gelin ekonomimiz hakkında temel sorunlara eğilelim ve yapısal büyük sorunları çözelim. Aksi halde köylü vatandaşı “şer güçler” edebiyatı ile avutarak gidecek yolumuz kalmadı.  

Hayat pahalılığı, yüksek enflasyon gelir dağılımını daha da bozacak. Büyük sorunları çözmeye başlamaz isek, yarın daha büyük toplumsal sorunlar ile karşılaşabiliriz. Lütfen çözelim sorunları... Lütfen 3 kuruşluk hareketlerle avunmayalım. 

  • Abone ol