Son aylarda hem kredi hem de mevduat tarafında bankalar küçülüyor. Ağustos ayı sonundan Kasım ayının başına kadar geçen sürede toplam krediler 238 milyar lira azalarak 2.588 trilyon liradan 2.350 trilyon liraya geriledi. (MB verileri)

Aynı süre zarfından mevduatlarda da daha küçük de olsa azalma yaşandı. Mevduatlar 2 trilyon 244 milyar liradan 2 trilyon 119 milyar liraya geriledi. Buradaki kayıp ise 125 milyar TL.

Bir dönem (Mayıs-Haziran 2018) yüzde 119’una ulaşan kredi/mevduat oranı da böylece yüzde 111’e gerilemiş oldu.

Şimdi bir not düşelim: Kredilerde ve mevduatlarda yaşanan kaybın tamamı reel değil. Hatta önemli bir kısmı fiktif.  Nasıl mı?

Mesela TL kredileri anılan dönemde sadece 48 milyar lira azalarak 1.508 trilyon liradan 1.460 trilyon liraya düşüyor. Oysa döviz kredileri 1.080 trilyon liradan 890 milyar liraya düşüyor. Döviz kredilerindeki azalış tam 190 milyar lira.

Şöyle bir hesap yapalım. Ağustos ayının son haftasında ortalama döviz kuru (dolar+euro/2) yaklaşık 7,5 TL. Oysa kurlar kasım ayının başında ortalama 6,30’lara geriliyor.

Kurlarda kabaca yüzde 16 civarı bir düşüş yaşanıyor. Yabancı para (YP) kredileri de zaten yüzde 17,6 oranında düşüyor. 190 milyar liralık döviz kredisindeki kaybın çok büyük bir kısmı kur düşüşünden geliyor. Ama yine de reel bir kayıp olduğu görülmektedir.

Anılan dönemde TL mevduatı ise 2,6 milyar lira gibi çok küçük bir artış yaşıyor. Buna karşılık döviz mevduatları yüzde 10,8 oranında (128 milyar TL) azalıyor.

Görüleceği üzere döviz mevduatlarındaki azalış, kurlardaki kaybın daha gerisinde.

Ağustos ayında YP mevduatlarında özellikle yabancıların 10,3 milyar dolarlık gibi bir kaynağı yurtdışına çıkardığını gördük. Bunu nerden gördük? Elbette ödemeler dengesinden. Ve buradan bir veri daha görüyoruz. 2003-2017 arasında bankalara bu yolla yurtdışından tam 39,3 milyar dolar sermaye gelmiş.

Yani yabancılar bizim olmayan bir refahı bize sağlamışlar. Bize döviz getirip, kredi vermişler. Ve bizde bu paraları güzelce başta beton gibi (konut kredisi), ithal ürünler gibi (otomobil kredisi) malları satın almakta kullanmışız. 

Hatırlayın ne diyorduk...

Yabancılardan Ocak 2003-Ağustos 2018 arasında tam 594 milyar dolar kaynağı belli para geldi. 55 milyar dolar da kaynağı belli olmayan para geldi. Böylece AK Parti döneminde ülkemizde oluşan refahın içinde yabancılardan gelen 650 milyar doların çok ama çok ciddi katkısı oluştu.

Hatta GSYH artışına baktığımızda şunu görüyoruz: Ortada bizim yarattığımız nerede ise tek kuruş bir refah artışı olmadı.

Bugün finansal kesim dışındaki firmaların 116 milyar dolar döviz varlıklarına karşılık 331 milyar dolar döviz yükümlülükleri (dış borçları) bulunmaktadır. Reel kesimin net döviz açık pozisyonu Ağustos 2018 itibariyle tam 215 milyar dolara ulaşmıştır. (Bu rakam -açık- 2003 yılına girerken sadece ve sadece 6 milyar dolardı.)

Yine bize bolca kredi veren bankaların da kaynaklarının önemli bir kısmı yabancılardan gelen (alınan sendikasyon gibi borçlardan) sermaye ile oluşturuldu. Sadece kısa vadeli özel sektör borcunun 40 milyar doları bankalara ait bulunuyor.

Bankaların ayrıca uzun vadeli yurtdışından sağladığı kredi borçları da 92,5 milyar doları bulmaktadır. Buna bir de banka dışındaki finansal kuruluşları eklediğinizde finansal kesimin yurtdışından sağladığı uzun vadeli dış kaynağın 108,5 milyar dolara ulaştığını görüyoruz.

Unutmadan bir not daha ekleyelim: Kısa vadeli borçlarda kamu bankalarının da 22,5 milyar dolar dış kredi kullanmıştır.

Zaten Hazine verilerinden 2002 sonunda 129,6 milyar dolar olan ülkemizin dış borçlarının Haziran 2018 itibari ile 460 milyar dolara çıktığını görmekteyiz. Artan 330 milyar dolarlık dış borç yanında, bir de yabancıların ülkemize mevduat olarak getirdiği ve burada kredi olarak verdiği sermayeyi ekleyince, acaba bu refahın neresini biz yarattık diyor insan!

Ülkemize toplamda 650 milyar dolar civarında sermeye getiren, bu sermayenin de yaklaşık yarısını borç olarak veren yabancılar sayesinde bir refah yaşadık. Şimdi 5-10 milyar dolar sermaye gitti diye o yabancıları düşman ilan ediyor, ülkemizi yıkmaya çalışmakla suçluyoruz. Tarihin en büyük finansal saldırısı olarak topluma sunuyoruz.

  • Abone ol