Yabancı parası ile sürdüğümüz sefa dönemi nerede ise bitti. 650 milyar dolar yabancı parası ile 15 yıl sürdürdüğümüz sanal refahın sonuna geldik.

Ağustos ayında 14,3 milyar dolar ve Eylül ayında da 4,9 milyar dolar yurtdışına gitti. Gerçi son iki ayda 3,7 milyar dolar cari fazla verdik ama fazlalığımızın çok üzerinde bir para yurtdışına çıkış yaptı.

Bu nedenle rezervlerde 11,6 milyar dolar erime yaşadık. Çıkan sermayeden daha az rezerv kaybının nedeni ise, kaynağı belirsiz 3,9 milyar dolarlık sermaye girişi oldu. Tabii ki buna ek olarak yine 3,7 milyar dolarlık cari fazlamız da katkı sağladı.

Ama neticede bu dönemde sermaye çıkışı yaşanan bir ülkeyiz.

Bu nedenle bankaların kullandığı kaynaklarda ve kullandırdığı kredilerde küçülme yaşandı. Zaten sadece Ağustos ve Eylül aylarında bankalar üzerinden yurtdışına çıkan kaynak tutarı 12 milyar 750 milyon dolara ulaştı.

***

Geçmişte hesabını tablo yaparak vermiştim. Bu sefer kabaca söyleyeyim: 2011 sonrasında uzun yıllar enflasyon+faiz oranlarına baktığımızda karşımıza nerede ise sıfır faiz çıkıyor. Yıllık reel faiz oranı yüzde 1’i bile geçmiyordu.

Mesela hatırlarsanız 2013 yılında faizler yüzde 5,0’in bile altına düşmüştü. Bizler bugün bile hala “Gezi” sonrası ekonomik dengelerimizi yabancılar bozdu diyoruz. Oysa 2012-2013 yıllarında bu ülkede faizlerin düşmesini sağlayan da yabancı sermayeydi.

2012 yılında tam 72 milyar 666 milyon dolar

2013 yılında ise yine 73 milyar 460 milyon dolar yabancılardan bu ülkeye sermaye girişi gerçekleşti.

Kısaca bizi çökerttiler denilen yabancı sermaye sayesinde faizlerde tarihi düşüş yaşadık. Bize saldırdılar denilen yabancı sermaye sayesinde uzun yıllar sıfır faize yakın oranlar oluşturabildik.

Şimdi o yabancılar ufaktan ufaktan gidiyor.

2003-2017 yılları arasında çok yüksek cari açıklarımızı hep o yabancılar kapattı. Hatta cari açıklarımızdan çok daha fazla sermayeyi o yabancılar getirdi.

Şimdi gelmiyorlar.

Hatta gidiyorlar

Acaba neden?

***

Bir tarafta demokrasi adalet özgürlük gibi devletin temel kavramları...

Diğer tarafta ‘kar’ gibi şirketlerin en temel hedefleri

Kamu üzerinden Hazine garantileri ile yüzde 100 belirli ihalelere elbette yabancılar gelmek isteyecektir. Ama temel kavramların oturmadığı yerde ülke riskini hangi yabancı üstelenerek gelecektir. Hatta hangi yabancı ikide bir “Hain” ilan edildiği ülkeye gelerek risk almak isteyecektir.

İşte bu nedenle yeniden kendi yağımızla kavrulacağımız döneme geri dönüş yapmış olduk. Yine ucuz işçilik üzerinden “Çaput” dediğimiz tekstil gibi ucuz işçilik sektörlerine bel bağlamış olduk.

16 yıl sonra aynı dengelere yeniden daha sıkı bağlanıyoruz.

Ucuz işçiliğe dayalı düşük değerli ihracat yeniden ana güven kapımız.

Geçen hafta “Esnek Çalışma Sistemi” yeniden genişletildi.

Artık daha düşük maaş ile kimse işini kaybetmeyecek. Asgari ücretli 1600 TL yerine 1200 TL alacak mesela. Hem de bu maaşları da devlet ödeyecek.

Ne kadar yaratıcı buluşlara imza ediyoruz.

Nerede üç kuruş birikmiş ise hemen el atıyoruz.

İşsizlik Fonunda 100 milyar para mı var? Hemen oradan maaşları ödeyelim diye büyük bir reform yapabiliyoruz.

Sonra da “Kıdem Tazminatı Fonu” kuralım diye reform çalışması peşinde gidiyoruz. Acaba Kıdem Fonunu kim kullanacak?

Kısaca yaptığımız işler geriye dönüşten başka bir şey değil. Bu kadar uzun süre siyasal istikrarı yakalamış olan bir ülkenin yeniden ucuz işçiliğe bel bağlamış bir ekonomik model ile dengelenme yapması ne acıdır.

Ne acıdır ki, kimse de bu dengenin nereye varacağını düşünmemektedir.

Bakalım ne olacak?

  • Abone ol