Kurumlar ve kurallar...

Sanırım bir toplumun-devletin ayakta kalması için en önemli şartlardan biri de kurumların ve kuralların işlemesidir.

“Makedonya’dan  Orta Asya’ya Enver Paşa” kitabında Şevket Süreyya Aydemir şu analizde bulunuyor: Abdülhamit  döneminde devlet Yıldız Sarayı gibi küçük bir yere hapsoluyor ve kurumlar güçlü lider etrafında çalışmaz hale geliyor. Fizan’da bir karakol çavuşu bile Abdülhamit’in haberi-izni alınmadan atanamaz oldu. Onun döneminde devlet ayakta kaldı ama kurumlar giderek yok olduğu için sonrasında birden çöküş yaşandı.

Örnek olarak ise Balkan Harbini vermektedir. Askeriyede onbaşılıktan Abdülhamit onayı ile generalliğe kadar yükselen alaylı subaylar vardı. Bir de askeri okulda okuyarak yükselen mektepli subaylar-generaller vardı. Alaylı subaylar biliyorlardı ki, bütün varlıkları Abdülhamit’e bağlıydı ve sıkı sıkıya ona bağlıydılar. Ama iki subay kesimi arasındaki çatışma ordunun içini adeta boşaltmıştı. Ve 1. Balkan harbinde bir ordu Edirne’de bir orduda Selanik’te olmasına rağmen yarı kuvvette olan Balkan ülkelerine yenilmiştik.

Enver Paşa Trablusgarp dönüşü ilk iş olarak alaylı subay-generallerden orduyu temizledi ve aynı ordu kısa süre sonra Kut’ül Amare ve Çanakkale’de tarihi başarılar elde etti.

***

Şimdi durduk yere bunları neden yazıyorum.

14 Kasım günü “Sorun sadece döviz ve faiz olsa keşke” başlıklı yazımda yeni BİST Başkanı Prof. Dr. Erişah Arıcan’ın Sermaye Piyasası Kongresindeki konuşmasını vermiştim. “Amaçlarımız arasında Hükümetimiz tarafından tasarlanan büyük altyapı projelerine gerekli finansman sağlanması da var” diyen yeni Başkana, asıl borsa sorunlarına bakması gerektiğini ve kurumu bu yönde yönetmesi gerektiğini yazmıştım.

Kurumların asli görev ve kararlarının siyasi davranışlarla yön bulmaması gerektiği konusunda son örneği dün yaşadık.

Olay şu;

Rekabet Kurumu soğan fiyatları konusunda bir açıklamada bulunuyor: “Soğan fiyatlarına ilişkin mevcut durumda yaşanan gelişmelerin incelendiği ya da değerlendirildiği ve bu gelişmeler üzerine alınan güncel bir Rekabet Kurulu kararı bulunmamaktadır” diyor.

Şimdi süreci hep beraber takip edelim....

***

15 Mayıs 2018;

Rekabet Kurumunun internet sitesinden yapılan açıklama: “Son dönemde haber ve yorumlarda, ülkemizdeki patates fiyatlarının önemli bir artış eğiliminde olduğu ve bunun altında yatan nedenin rekabete aykırı uygulama ve davranışlar olabileceği ileri sürülmüştür. Bunun üzerine T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli tarafından yapılan açıklamada bakanlığın bu konuya ilişkin olarak bir çalışma yürüttüğüne ilişkin bilgi verilmiş ve bu artışın gerekçelerinin araştırıldığı vurgulanmıştır” deniliyor.

22 Haziran 2018;

Rekabet Kurumu internet sitesinde yer alan duyuru: “Türkiye’deki patates ve soğan fiyatlarının önemli artış eğiliminde olduğu anlaşılıyor. Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin konuya ilişkin açıklamasına atıfta bulunularak “Yapılan açıklamada, Bakanlığın bu konuya ilişkin çalışma yürüttüğü bilgisi verilmiş ve bu artışın gerekçelerinin araştırıldığı vurgulanmıştır. Bahsi geçen konu, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun kapsamında Rekabet Kurumunun da gündeminde olup hassasiyetle takip edilmektedir” denilmiştir.

Şimdi de karar tarihi 08/08/2018 olan ve 26/11/2018 tarihinde yayımlanan Rekabet Kurumunun “Önaraştırma raporuna” bakıyoruz:

“26.06.2018 tarih ve 2018-3-48/İİ sayılı İlk İnceleme Raporu’nun görüşülmesi sonucunda, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (4054 sayılı Kanun) ihlal edilip edilmediğini tespit etmek amacıyla 28.06.2018 tarih ve 18- 21/367-M sayı ile önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir”

Araştırmada 2012-2017 yılları arasında soğan ve patates üretim tabloları alınıyor. 4,5-5,0 milyon ton arasında patates ve 1,8-2,2 milyon ton arasında soğan üretimi olduğu tablolar halinde veriliyor.

Değerlendirme;

“ Önaraştırma sürecinde gerçekleştirilen yerinde incelemelerde fiyat artışlarının teşebbüsler arası bir anlaşma veya uyumlu eylemin sonucunda olduğunu gösterebilecek herhangi bir bulguya rastlanılmamıştır.”

“Soğan ve patatesin üretimi ve ticareti küçük ölçekli ve dağınık bir yapı sergilemektedir. Ürünler aracılar tarafından küçük ölçekli üreticilerden toplanmakta ve ürün benzer birkaç piyasa oyuncusundan geçtikten sonra perakende satış noktasına ulaşmaktadır. Ticaret Bakanlığı HKS’den elde edilen verilere göre, yalnızca 2017 yılında patates ve soğan bildirimi yapan toplam komisyoncu, tüccar ve pazarcı sayısı 3000’i bulmaktadır. (Komisyoncu başına 2 bin ton)

2017 yılında gerçekleşen yaklaşık 4,8 milyon ton patates üretimi ve HKS kayıtlarında en fazla bildirim yapan teşebbüs yaklaşık 109 bin tonluk işlem hacmi dikkate alındığında, arz zincirinde perakende satış noktasına ürün temininde bulunan teşebbüslerin de oldukça parçalı bir görünüm sergilediği anlaşılmaktadır. Benzer şekilde 2017 yılı toplam soğan üretimi yaklaşık 2,1 milyon ton olarak gerçekleşmiş olup bu üründe de en fazla bildirimi yapan şirket  46 bin ton ile kalmıştır. Her bir ilgili ürün pazarında, çok sayıda teşebbüs faaliyet göstermekte ve pazar liderlerinin bile pazar payı %3 seviyesini geçmemektedir.”

2018 yılı içerisinde Nisan sonu-Mayıs ayının başından Temmuz ortasına kadar olan dönem aralığında ilgili ürünlerde fiyat artışları gerçekleşmiştir. Söz konusu zaman aralığı bir önceki yıl ürünlerinin artık depolarda bulunmadığı bir dönemi ifade etmektedir.

Patates ve soğan pazarlarında gerek ilgili pazarları etkileyebilecek büyüklükte teşebbüslerin bulunmaması gerekse bu pazarın hemen hemen her aşamasında çok sayıda teşebbüsün bulunması, bir diğer ifadeyle hâkim durumda teşebbüsün olmaması dikkate alındığında 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin ihlaline işaret edebilecek herhangi bir bilgi, belge ya da bulgunun da söz konusu olmadığı görülmektedir.”

***

Evet, yaklaşık 3 ay önce Rekabet Kurumu bu karar oy birliği ile alıyor.

Uzun yılları kapsayan bu rapor, sektörün bütününde stokçuluk diye bir şey olmadığını aslında resmen ilan ediyor. En büyük patates veya soğancı stokçunun 100-150 bin liralık stok yapabildiğini ve üretimin milyonlarca ton olduğunu ilan ediyor.

Fiyat değişimlerinin hastalık ve ekim alanına bağlı değiştiğini söylüyor ve depoculuğun ne kadar önemli olduğunu vurguluyor.

Ama dün...

Aradan sadece 3 ay geçmesine rağmen “Rekabet Kurumunun soğan konusunda güncel bir kararı olmadığını” açıklıyor.

Ve yakından takip ettiklerini söylüyor.

Acaba kısacık 3 ayda soğan patates piyasası tekellerin eline mi geçti? Basılan her bir depoda 500-700 bin ton ürün mü ele geçirildi?

Soğan patates piyasası 3 ayda mı değişti yoksa Rekabet Kurumu basılan depolar karşısında oybirliği ile aldığı kendi raporunu mu yok saydı?

Karar sizindir.

  • Abone ol