Seçim kampanyalarında söylenenle, sorumluluk omuzlarınıza yüklenince söylemleriniz hiç bir zaman aynı olmaz. Hiç bir ülkede de aynı olmaz. Bu siyasetin gereğidir. Siyaset ile hakikat her zaman birbiri ile örtüşmez.”

Bu cümleler bana ait değil.

Şu anda siyaset sahnesinden söylenmiş bir açıklamadır.

Galiba seçim sözleri üzerine en meşhur açıklama rahmetli Turgut Özal’a aittir: “Ben seçimden önce zam yapacak kadar enayi miyim?”

Seçim vaatleri konusunda ise yine rahmetli Süleyman Demirel’in 91 seçim vaatlerine erişilemez. Camdan karakollar, her mahalleye iki milyoner, herkese iki anahtar vs vs...

Ama benim aklımda hep “Kim ne verirse 5 lira fazlası benden” vaadi kalmıştır.

***

90 yılında Rahmetli Adnan Kahveci babama, “Süleyman galiba bizim (ANAP) bir dönem dinlenmemiz gerekiyor. Artık çok büyük reform yapamıyoruz. Bir dönem sonra ülkeyi yeniden kalkındıracak projelerle gelebiliriz” demişti.

Ama aynı Adnan Kahveci 91 seçimlerinde Demirel’in vaatlerini duyunca Ülkemizin en az 10 yıl kaybedeceğini de söylemiştir.

Nitekim de öyle olmuştur.

1991-2001 Türkiye için kayıp yıllardır.

O yıllarda her seçim devletin kasasından ulufe dağıtmak üzerine kurulmuştur. Her parti ulufe (seçim rüşveti) dağıtarak oy istemiştir.

Ve de ülke batmıştır.

Ne zamana kadar?

2002 seçimlerine kadar.

AK Parti iktidara geldiğinde ve devamında seçim ulufelerini rafa kaldırmıştır.

İşte bu vaatsiz süreç 2015’de kapanmıştır. İlk seçim vaatleri başlamış ve sonrasında hızla ama çok hızla artarak devam etmiştir.

***

24 Haziran seçimlerinde yeni ve milli paramız olacak denmişti.

Döviz ve faiz derdimiz bitecek denmişti.

Ekonomi yeniden büyümeye başlayacak ve kıskanılan ülke olacağımız açıklanmıştı.

Ama seçimlerden hemen sonra ne oldu?

Dolar 4,5 liradan 7,20’ye fırladı.

Faizler yüzde 19,0 seviyesinden yüzde 28,0’lere çıktı.

Ve ekonomik büyüme şimdilik yüzde 1,6’ya gerilerken, son çeyrekte ekonomik küçülme yaşayacağımız nerede ise kesinleşti.

Bugün yeni bir seçim hattındayız.

Yine seçim vaatleri-indirimleri gelmeye başladı.

Köprülere nihayet zam yapılmadı. İstanbul’da su fiyatlarına yüzde 15 indirim geldi. İmar barışı süresi uzatıldı. Vergi barışlarının biri bitmedin, diğeri geldi. Birinin ödeme süresi dolmadan diğerinin süresi uzatıldı. KDV indirimleri seçimlere kadar sürecek denildi.

Kısaca seçimlere kadar bir parmak bal daha yiyeceğiz. Ama seçimlerden sonra ne olacak bilmiyoruz.

Mesela boğaz köprüleri çift taraflı ücretlendirilecek mi? Suya zam gelecek mi? Vergi indirimleri yerine yeni vergiler mi gelecek?

Kısaca bugünler verme günleri.

Yarın ise (seçimden sonra) yeniden alma günleri başlayacak. Ne diyor büyüğümüz: “Seçimden sonra söylemleriniz hiç bir zaman aynı olmaz. Bu siyasetin gereği”

Ama rahmetli Adnan Kahveciden biliyoruz ki, verilen her vaat ülkeye kayıp yıllar olarak dönüyor.

İSPARK ve İSTANBUL ÖNERİSİ

Şu günlerde İSPARK’ın zararı konuşuluyor. Yılın son çeyreğinde 17 milyon lira zarar açıklamış. İyi ama İSPARK zaten yakın tarihte öyle bir kar açıklamamış ki.

(Faaliyet kar/zararı Bin TL)

2014 : -1.779

2015: -1.032

2016 yılında ise 2 milyon 375 bin TL dönem karı var ama bakın bunlar hep başabaş noktalar. Yani İstanbul’un her noktasına kadar bedava otopark işleten İSPARK bile kar edemiyor.

O zaman ne yapmalı?

Çözüm aslında çok basit. Bence bu çözüm modeli zaten uygulanacak.

Çözüm mü nedir?

Şu anda bir çok yerde yürüyecek kaldırım yok. Yayalar yürüyemiyor.

O zaman yeni ve büyük kaldırımlar yapmak lazım. Ama para yok... İşte burada Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osman Gazi Köprüsü, 3. Havalimanı Projesi, Şehir Hastaneleri modeli, yeni havalimanları yapım uygulaması devreye girecek.

Kaldırımlar yolcu garantisi ile özel sektöre yaptırılacak.

Belediyeden tek kuruş çıkmayacak. Ve çok muhteşem yürüyüş yolları olacak.

Ama bir farkla.

Kaldırımda yürümek paralı olacak. Mesela km başına 1 lira...

Araç parkından kar edemeyen İSPARK, belki de seçimden sonra insan parkından kar edebilir noktaya gelecek.

  • Abone ol