Yeniden yapılandırma kanunlarını hatırlayan var mı...

Ağustos 2016= 6736

Mayıs 2017 = 7020

Mayıs 2018 = 7143

Daha biri bitmeden diğer yeniden yapılandırma kanunu çıkıyor.

“Bir daha asla olmayacak” denilen indirimler-kolaylıklar sıradan hale geldi. Tabiri caiz ise, ekonomiyi kriz tedbirleri ile yönetiyoruz.

ÖTV indirimleri Mart seçimleri bitene kadar devam edecek. Yapılandırma taksitlerinde ertelemeler ise zaten biri bitmeden diğerinde devam ediyor.

Son günlerdeki en popüler icraat ise futbol kulüplerine yönelik oldu. Dün ise yeni kolaylıklar, imkanlar sunuldu. Ziraat Bankası kredi kartı borçlarını uygun faiz ve taksitle yapılandıracak. Halk Bankası ise esnafa 22 milyar kredi açacak.

İnşaatçıların konut satışlarında ise üstünü müteahhit kapatma şartı ile 0,98 ile kredi dağıtılacak.

***

Kamu yararına çalışma adına parklarda-bahçelerde yüz bine yakın istihdam sağlandı. Seçim bitene kadar geçici istihdamın ücretini işsizlik fonu ödeyecek. Geçen yıl ise 900 bin taşeron işçi kadrolara alındı.

Kısaca kesenin ağzını epey açtık.

Bir tarafta devletin bütçesinden veriyoruz. Bütçe açığı 11 ayda 26,5 milyar liradan 54,5 milyar liraya çıktı. Ama işimiz sadece bütçeden vermekle kalmıyor.

Hangi fonda, hangi yerde para var ise veriyoruz. Bu konuda en büyük para biriken fon işsizlik fonuydu.

Hazine garantileri ile yaptırdığımız yollar-köprüler-havalimanları-şehir hastaneleri vs vs ile gelecek gelirlerimizi ciddi oranda zaten sattık.

Geçmişimizden satacak ciddi bir kamu malı kalmadı.

Yurtdışından yüzde 7,25 ila borçlanma yanında şimdi yurtiçinden dolarla borçlanıyoruz.

***

1991 seçimlerinde verilen vaatler bir tarafta devletin kasasını bitirdi, diğer yanda ise kamu bankalarını...

2001 krizi ile IMF-Derviş gelip bize ekonomi modeli yazdığında kamu bankalarını siyasetin etkisinden kurtarmaya çalışmıştı. Kurallar ve kurumlar oluşturularak devletin mali ve diğer imkanlarının seçim süreçlerinde kullanılmasının önüne geçilmek istenmişti.

Şimdi yeniden geriye döndük.

AK Parti çok uzun yıllar seçimleri “kamu disiplini” sayesinde kazanmıştı. Şimdi ise “kamu imkanları” ile seçimlerde sonuç bekleniyor.

Ama burada bir noktaya değinmek gerekiyor.

Devletin kasası konusunda “piyasa” çok hassas. Mesela para basmayı aklınızdan geçirdiğiniz an piyasa 10-20 kat maliyet çıkarıyor. Hemen sert tepki veriyor.

Dün açıklanan yeni kamu kolaylıklarında da aynı şey oldu. Mali disiplinden uzaklaşıcı en küçük adım hemen doları hareketlendirdi.

Devletin kasasından verilecek en küçük vaatler-imkanlar, piyasada daha sert maliyetler oluşturuyor.

Kur artışı enflasyonu, enflasyon artışı faizleri besleyerek ekonomide çarkların dönüşünü kilitleyebiliyor. Bunun sonucunda ise daha yüksek işsizlik ve daha düşük gelir düzeyi olarak toplumsal maliyet çok daha yüksekte kesişebiliyor.

Sonuç olarak, kaşıkla verdiğimiz menfaatler piyasa tarafından kepçe ile geri alınıyor. Kısa vadeli menfaatler orta-uzun vadede daha büyük maliyet olarak geri dönmektedir.

BİR MAAŞ ARTIŞ HİKAYESİ

Hatırlarsanız ücretler konusunda “orta sınıf” sorunundan sıkça bahsediyorum. Türkiye’de kamu kesiminin belirlediği asgari ücretler reel olarak çok artıyor ama bu ücret artışları orta sınıfa yeterince yansımıyor.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtları üzerinde geniş bir çalışmada bulunuyorum. Size bugünlük sadece bir veriden bahsedeceğim.

2018 yılında asgari ücret (brüt) yüzde 14,2 artışla bin 777 liradan 2 bin 29 liraya yükseltilmişti.

SGK kayıtlarına göre 4/a’lı (özel sektör işçi) çalışanların ücretleri de 2 bin 955 liradan Ekim 2018’de 3 bin 350 liraya yükseliyor. Ücret gelirindeki artış oranı yüzde 13,4...

4/a’lı çalışan sayısı 14 milyon 906 bin kişi. Ama bu çalışanların büyük kısmı düşük ücretli işlerde istihdam ediliyor.

En fazla istihdam oluşturan sektörlerde (9 milyon 743 bin) ortalama ücret 2 bin 634 liradan yüzde 14,7 artışla 3 bin 020 liraya çıkıyor. Ama istihdamın daha az ve maaşların görece daha yüksek olduğu sektörlerde ise ortalama ücret 3 bin 541 liradan yüzde 11,8 artışla 3 bin 959 liraya yükseliyor.

Kısaca son yaşanan ekonomik sıkıntı yine orta sınıf ücretlerinde karşılık buluyor.  Okumaktan (yani okuyandan) tasarruf ederek krizi aşmaya çalışıyoruz sanırım.

Geniş sonuçlar için biraz bekleteceğim...

  • Abone ol