Yaklaşık 5 gün önce (09 Ocak) “TBMM Başkanı” ismi ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım hesabından şu twit yazıldı:

“İstanbul’un dışı ile ilgili ulaşım ve iletişim problemi kalmadı, Türkiye’ye ulaşılır hale getirdik. Şimdi tam mesaiyle İstanbul’a yoğunlaşarak İstanbul’u 2023’e hazırlamak için her türlü imkanımız ve hazırlıklarımız tamam.”

İstanbul’un dışı ile ulaşım sorunu hakkında 2010-2014 tarihlerinde başta Ülke TV olmak üzere çok sayıda konuşmam olmuştu. Kısaca şu bilgileri vermiştim:

“1986 yılında Rahmetli Turgut Özal ülkemizde 2 milyon civarı araç varken İstanbul’a 2. bir boğaz köprüsü yapımına başlıyor. Köprü hizmete açıldığında ise 420 bini motosiklet olmak üzere araç sayısı 2 milyon 375 bin oluyor. Rahmetli Özal 2 milyon araç varken İstanbul’a ulaşım için 2. bir köprü ve otoban yapıyor ama AK Parti 2002 sonunda 7,3 milyon araç olmasına rağmen İstanbul için ne bir köprü ne de bir otoban projesi hayata geçirmiyor.

Çok geç kalıyoruz.

Trafik kilit...

Ta ki, 2013 yılında 16,3 milyon araç sayısına ulaşınca aklımıza bir köprü ve otoban yaptırmak geliyor. O güne kadar İstanbul’da bir deprem olsa şehrin dışına çıkacak yol yok” diye sayısız konuştum.

Ufkumuzu Özal ile kıyaslayın diye defalarca ekranda söyledim.

Aslında hata yapmışım. Ufkumuz rahmetli Özal’ın ufkunu fersah fersah geçiyormuş.

Nasıl mı?

Özal 2. köprü (FSM) ve devamında paralı otoban yapıyor. Evet, paralı otoban...

Ve bizde bu konuda Özal’ın ufkunu aşıyoruz. 3. köprüyü ve otobanı (YSS) çok geç yapıyoruz ama ücret konusunda ufkumuz çok açık.

Sayın TBMM Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım sanırım İstanbul’un dışı ile ulaşım problemini aşmayı bu şekilde söylüyor. Köprü ücreti ayrı bir para, yol ücreti km başına ayrı bir para.

Git para-gel para.

Hatta nerede ise bakmak para.

İyi ama ben neden “Eyvah” başlığını attım.... Şundan dolayı: Sayın Binali Yıldırım İstanbul’u dış ulaşıma açtığı modeli İstanbul’un iç ulaşımında da kullanırsa yandık.

Kaldırımlar bile KÖİ projeleri ile paralı mı olacak?

Ya da taşı toprağı altın İstanbul yerine her adımı paralı İstanbul mu gelecek?

Umarım Sayın Binali Yıldırım İstanbul projelerini anlatırken, eserleri olarak Yavuz Sultan Selim Köprü ücreti hakkında, fahiş otoban ücretleri hakkında,  Osman Gazi Köprü ücretleri hakkında ve Hazine garantileri hakkında çok ama çok detaylı bilgiler verir.

Ve İstanbul’a rahmetli Demirel ve Özal’ın yaptırdığı ve cüzi bir bakım maliyeti dışında hiçbir gideri olmayan eski iki köprü zamları hakkında da bilgi verir. Bu köprülere iki yılda yapılan yüzde 157 zamların nedenini açıklar.

Kanun zoru ile büyük araçlar sayesinde birazcık kullanılan 3. Köprünün ve nerede ise kapasitesinin çok ama çok küçük kısmı kullanılan, hatta nerede ise bomboş kalan Osman Gazi Köprüsü eserini anlatır.

Eğer bu modeller İstanbul içine de uygulanacak ise İstanbulluları bekleyen büyük maliyet artışına da açıklık getirir.

İşte o nedenle Sayın TBMM Başkanımız Binali Yıldırım’ın şimdiden kamuoyuna bilgi vermesi gerektiğini düşünüyorum. Bilgi verdikçe oy oranının da artacağını düşünüyorum.

BORÇ YERİNE KREDİ

Biliyorsunuz, 24 Haziran seçimlerinden sonra artan oranda kamuya iş yapan Anadolu’daki küçük firmaların alacaklarının ödenmesi durduruldu.

Kamudan alacağını tahsil edemeyen şirketler yüzünden bu şirketlerden alacağı olan başka şirketler de zora girdi.

Binlerce konkordatonun bir nedeni de kamunun borçlarını ödememesidir.

Bu konuda defalarca Hükümeti  uyardım. Kamu seçim ulufeleri yerine, borçlarını ödesin dedim. Bu şirketlerde işsiz kalanlar ve zincirleme reaksiyondan dolayı işsiz kalanlar daha büyük sorundur dedim.

Ama Hükümet geçen hafta paketler açıkladı. Esnafa 22 milyar kredi, KOBİ’lere 20 milyar kredi vs vs.

Kısaca Hükümet kamu borçları yerine bankalar üzerinden kredi vermeyi tercih etti.

Yani, yine kredi yine faiz dedi.

Zaten göbekten bankaya bağlanan özel sektörü yine bankaların kucağına itti.

  • Abone ol