Sorun üretimde değil

Sorun çiftçide değil

Sorun sadece marketçide de değil.

***

Beyaz lahana

Aralık 2018 - 1,88 TL

Ocak 2019 - 2,18 TL’den satıldı.

Oysa;

Aralık 2017 - 1,40 TL ve

Ocak 2018 - 1,30 TL’den satılmıştı. Geçen yılın ocak ayına göre yüzde 68 zam var.

Aynı beyaz lahana Aralık 2018 - 0,97 TL ve Ocak 2019 - 1,05 TL’den üreticiden alındı. Bir yıl önce ise üreticide fiyatlar 0,76 ve 0,71 TL seviyesindeydi. Geçen yılın Ocak ayına göre üreticide fiyat artışı yüzde 48.

Kısaca üreticide yüzde 48 ama tüketicide yüzde 68 zam olmuş. Üretici-tüketici makası sadece bir yılda yüzde 83’den yüzde 108’e çıkmış.

Bu sürecin 2013 yılından bu yana nerede ise her yıl arttığını aylardır tüm ürünlerde örneklerle yazıyorum; anlatıyorum.

Sayısız örnek verdim. Defalarca tablolar hazırladım ve ekranlarında aktardım.

Sorun üretici değil... Sorun üretim azlığında da değil.

İktisat teorisi ile sorunu nasıl tarlaya bağlıyorlar anlamıyorum. Eğer ürün kıt olsa, tarla fiyatları bu kadar düşük mü olurdu?

Asıl sorun arz sorunu değil.

İktisatçılar bile bunu yaparsa sokağa bunu nasıl anlatırız.

***

Kuru soğan.

Çiftçi 2010 yılında ortalama 0,84 liradan satmış bu ürünü. Aradan 8 yıl geçmiş ve 2018 yılı çiftçi satış fiyatı yine 0,89 lira.

Ama marketlerde aynı ürün 1,30 liradan (yıllık ort. fiyat) 2,52 liraya çıkıyor. Gelin bunu iktisat teorisi ile açıklayın?

Tarım ürünlerinin tarla fiyatı 8 yılda %75 artıyor.

Gıda ürünleri ise yüzde 118 zamlanıyor. Sebzede ise raf fiyat artışı yüzde 138. Oysa aynı dönemde enflasyon yüzde 100,

Yani çiftçi perişan olmuş. Çiftçi daha fazla mal üretip tarlaya mı döksün ürünü?

Tarlada üretilen ürün para etmiyor... Daha çok üretim ile (arz artışı) tarla fiyatları mı artacak? Ya da daha çok üretim ile çiftçiden ürününü bedava mı satmasını istiyorsunuz. Zaten 8 yıldır çiftçi enflasyonun çok altında bir fiyattan ürününü satıyor.

Bakın Ocak ayında kuru soğan fiyatı patladı diyoruz ama çiftçinin kuru soğan satış fiyatı ancak 1,59 lira. Oysa aynı soğan tüketiciye ocak ayında 4,86 liradan satılmış. Makas yüzde 205. Oysa kuru soğan 2010-11-12 yıllarında yüzde 50-60 makas (raf fiyatının tarla fiyat farkı) ile satılıyordu.   

Burada arz sorunu nerede?

Koca koca isimli iktisatçılar bile iki fiyat karşılaştırması yapmadan sorun ve çözüm öneriyorlar.

***

Şimdi gelelim asıl ve çok büyük tehlikeye.

Sorun iki taraflı diyorduk: Tüketici raflarda çok yüksek fiyat ödüyor ama aynı anda çiftçinin ürünü para etmiyor.

Önlem alındı ama tüketiciye.

Tanzim satış ile tüketici daha düşük fiyat ödüyor. İyi ama büyük alıcılar şimdi ne yapacak?

Muhtemelen çiftçiye daha büyük baskı gelecek. Tarladan ürününü daha düşük fiyata sat diyecekler. Ve böylece çiftçi daha da zora düşecek.

Burada bir soru soralım: Acaba ürünü çürüme riski olan çiftçi mi fiyat belirler, yoksa alıcı büyük tekel marketler mi?

***

İyi ama sorun nerede?

Hadi bıkmadan, usanmadan yeniden anlatalım.

Sorun sistemin bütününde. Marketler verimsiz bir yoğunlaşma yaşıyor. Vergiler-harçlar maliyetleri artırıyor. Marketlerin kira artışı, pazarcının pazar kirası maliyet artışı olarak satışlara yansıyor. Ürün taşıma zaten artık başlı başına bir maliyet oldu.

Özel sektör yolları hıyarı bile pahalandırdı. Daha ne diyelim.

Ve sonuç: Eğer gıda fiyatlarında bir istikrar sağlanmak isteniyorsa sorunların bir bütün olarak ele alınması gerekiyor. Hatta en acil sorun ise üreticinin ürününün para etmesini sağlamak olmalıdır.

Aksi halde baskılanan fiyatlar çiftçiyi daha da zora sokacaktır ve belki de yeni sezonda daha az ürün ekilecektir. Çok ama çok tehlikeli bir durumla karşı karşıyayız. Çiftçiyi küstürmeyelim.

  • Abone ol