Ekonomi Güven Endeksi ocak ayından bu yana yükseliş içinde. Bakan Berat Albayrak, “Ekonomide aldığımız aksiyonlar ekonomik güven endeksini artırmaya devam ediyor. Ocaktan beri süren artış, güçlü toparlanmanın da göstergesi. İnşallah 2. çeyrekten itibaren uygulayacağımız politikalar ve ‘Yapısal Dönüşüm Adımları’ ile daha yüksek seviyeleri yakalayacağız” açıklamasında bulundu.

Nitekim sanayi üretim endeksi olsun, perakende tüketim seviyesi olsun bu yıl daha hafif daralıyor.

Yani bir kıpırtı var.

Bu kıpırtı nereden geliyor?

Sürdürülebilir bir kıpırtı mı; yoksa yeniden daralma ve karamsarlık gelir mi?

Önce bir kaç tespit aktaralım:

-Ekonomi Güven Endeksi geçen yıl nisan ayında 99,9 seviyesindeyken, bu yıl yükselişe rağmen hala 84,7 seviyesinde.

-Son üç ayda yüzde 7,9 yükseliş olmuş ama bu yükseliş “Tüketici Güven Endeksi”nde yaşanan yüzde 9,2 artıştan beslenmiş.

Şimdi ana konumuza dönelim.

Tüketicinin nasıl ve neden morali kısmen düzelmiş?

Gelin iki noktaya bakalım ve sonucu birlikte düşünelim:

1- Merkezi bütçeden yapılan ilk 3 aylık harcama tutarı 254,4 milyar TL. Geçen yılın ilk üç aylık harcama tutarı ise 187.9 milyar liraydı. Kamu harcamasında yüzde 35 artış olmuş.

Hazine nakit gerçekleşmesinde de durum ortada. İlk üç ayda nakit giderler 263,3 milyar liraya ulaşmış. Geçen yıl nakit giderler 191,0 milyar liraydı. Yüzde 38,5 artış var.

Ama bir nokta daha vereyim: Son normal yıl olan 2016 yılı ilk 3 ayında Hazine nakit giderleri 139 milyar liraydı. Aradan geçen 3 yıl içinde genel fiyat düzeyi yüzde 45,7 artış gösterirken, Hazine nakit giderleri yüzde 90 artış göstermiş. Hazine sadece enflasyona göre harcama artışına gitmiş olsaydı, bu yıl 62 milyar lira fazladan harcama yapmamış olacaktı.

Ama tek mesele bütçe harcamalarındaki artışla ekonomiye verilen para değil...

2-  Merkez Bankası EVDS verilerinden toplam krediler ve mevduat bankaları toplam kredilerine bakıyorum.

-Toplam krediler 2018 sonuna göre yüzde 5,4 artışla 2 trilyon 429 milyar liraya ulaşmış.

-Mevduat Bankaları kredileri ise yüzde 5,0 artışla 2 trilyon 042 milyar liraya çıkmış.

Ama bir şey dikkatimizi çekiyor.

Özel banka TL kredileri hiç artmamış. 430,6 milyar TL ile aynı seviyede. Yabancı ortaklı bankaların TL kredileri ise yüzde -1,6 azalma ile 320,3 milyar liraya gerilemiş.

Bütün TL kredi artışı kamu bankalarından...

Kamu Bankaları 2018 sonundan 19 Nisan tarihine kadar tam 58,8 milyar liralık yeni kredi artışına gitmişler. Kamu Bankaları ayrıca yabancı para kredilerinde de 18,7 milyar liralık artışa gitmişler. Lakin bunun önemli kısmı kur kaynaklı olduğundan biz sadece TL kredilerindeki artışa bakalım. 

Hazine-bütçe üzerinden yaklaşık olarak geçen yıla göre 28,5 milyar, üç yıl önceye göre de 62 milyar fazladan harcama yapılıyor. Kamu bankaları üzerinden de 58,8 milyar kredi dağıtılıyor. Ama ekonomide sadece bir tık kıpırdama sağlanmış.

Güven Endeksi artışının detaylarına baktığımızda da karşımıza şunlar çıkıyor:

Reel Kesim Güveni sadece yüzde 4,8 artışta kalırken, gelecek 3 aylık üretim artışı beklentisi yüzde -4,5 azalış göstermiş. Yine gelecek üç aydaki toplam istihdam beklentisi de yüzde -3,1 düşüşte.

Perakende sektöründe ise güven endeksi  yüzde -2,1 gerilerken, inşaat sektöründeki gerileme yüzde -4,9 oranında.

Şimdi asıl noktamıza gelelim.

Evet, ekonomide 2018 son çeyreğinde yaşanan sert gerileme sonrası sadece karamsarlıkta kısa iyileşmeler yaşanıyor. Oysa ekonomik daralma halen devam etmekte ve özellikle işsizlik sorunu devasa boyutlara ulaşmaktadır.

Kamu parasının adeta oluk oluk dağıtıldığı bu kısa dönemde dahi gelen veriler küçük bir kıpırtıyı gösterebilmektedir. Acaba kamu tasarrufunun zorunlu hale geldiği şimdiki dönemde ekonomide nasıl bir dönüşüm sağlanacaktır.

İnsanlar gerçekten merak ediyor.

  • Abone ol