Bilmem neyin kaçıncı maddesine göre sandıklar şöyle sayılırmış. 

Maddenin kaçıncı fıkrasına göre de sayım böyle olurmuş...

vs vs vs...

Ekranlarda millet seçim yasalarını öğreniyor ama asıl bilmeleri gereken şey geçim yasaları. Gelir olmadan nasıl yaşayabilirsiniz? Bu en önemli kural...

Fıkrası yok ama hikayesi bol bir kural. 

İtirazı da kabul edilmiyor. 

Tekrarı ise hiç yok. 

***

Geçen yıl Mart ayında İş-Kur’a kayıtlı İŞSİZ sayısı:

2 MİLYON 341 BİN 822 KİŞİ...

Bu yıl Mart ayında İş-Kur’a kayıtlı İŞSİZ sayısı:

4 MİLYON 048 BİN 050 KİŞİ

İşsiz sayısındaki artış bir yılda yüzde 72,9... Ya da 1 MİLYON 706 BİN 228 KİŞİ.

2018 yılı sonunda İŞSİZ sayısı 3 MİLYON 509 BİN 603 KİŞİYDİ. 

2019 ilk üç ayında İŞSİZ sayısı tam 538 BİN 447 KİŞİ arttı. 

1994 ve 2001 krizlerinde 15+ yaş üstü yetişkin nüfusun işsizlik oranı yüzde 5,0’lere ancak gelirken, şimdi bu oran yüzde 8,0’lere dayandı. TÜİK henüz daha ocak ayı işsizlik verisini açıkladı ama burada bile oran yüzde 7,0’yi geçti. 

Kısaca şu anda ülkede tek bir söz sahibi olan kim varsa aklına ilk olarak bu işsizlerin hakkı ve durumu gelmelidir. 

Ekranlarda seçim yasalarını tartışmak yerine geçim şartlarını ve kurallarını tartışmak gerekiyor. 

Ülkenin bütün enerjisi GEÇİM olmalıdır. 

Gıda tüketimini bile azaltan bir ekonomik kriz ile karşı karşıyayız. İşsizlik açısından 94 ve 2001 krizlerini çoktan geride bıraktık. Ve çok daha ağır bir ekonomik bunalım yaşanmaktadır. 

Önceki gün köprüde yine bir intihar girişimi vardı. 

Şimdi ben “açlık-işsizlik bu ülkenin en büyük sorunudur ve bütün yoğunluk burada olmalıdır” dediğimde ülkeme haksızlık mı etmiş oluyorum? 

“Dikkatleri buraya çekmemiz ve en kısa sürede bu sorunu çözmemiz gerektiğini” söylediğimde kimin bekası ile oynamış oluyorum? 

***

Ama ekranlarda siyasetin tüm tansiyonu varsa-yoksa İstanbul seçimleri.  

Atı alan Üsküdar’ı geçti mi yoksa geçmedi mi?

Gerçi ortada at bile kalmadı ya. 

Ama benim gördüğüm gelecek riskleri görseler sanırım herkes artık şu seçim belirsizliğinin bitmesi için çalışacaktır. 

Belirsizliği uzatan her adımda binlerce kişi daha işini kaybediyor. 

Her itiraz kaç bin kişinin işsiz ve aç kalmasına yol açıyor hesaplayan var mı? Siz “hakkımızı arıyoruz” diye süreçleri uzattıkça kaç bin kişi işini ve geçinme hakkını kaybediyor? Kaç eve daha ekmek ve yemek giremiyor? 

Bunun vebalini kimler nasıl taşıyacak? 

Bu vebalin ödemesi bu dünyada, ya da “inanıyorsa” öbür dünyada nasıl ödenecek? 

Çünkü bu dünyada vebal ödeyen milyonlarca işsiz var. 

Onlar seçim yasalarını, maddelerini, fıkralarını bilemeyebilirler. 

Ama onlar borç yasalarını çok iyi biliyorlar. Onlar için seçim kanunu değil, borçlar kanunu işliyor. 

***

Dün de yine itirazlar ve soruşturmalar açıldı. 

Borsada satışlar geldi. 

TL değer kaybetti. 

Faizler zaten yüksek seviyede. 

Gerçi şimdi o “faiz lobisi” yok ortalıklarda. 

Dilimizden düştü ama bilançolara sarıldı. 

Şirketler kur ve faiz gideri altında eriyor. Maliyet baskısı o kadar yüksek ki! 

Yarına kim çıkacak bilen yok...

Bu belirsiz ortamda kim nasıl yatırım yapar, kim kimi niye ve neden işe alır? Ama işten atmak için sebep çok.

Bizim kılık kıyafetimiz düzgün olabilir. Façamız da epey fiyakalı olabilir. Ama işsiz kalan milyonların karnı nasıl? Bir lokma yiyecek ekmekleri var mı? Yarına çocuklarına harçlık verebilecekler mi? Bence bir düşünün. İşsiz kaldığınızı ve paranızın bittiğini bir düşünün. 

  • Abone ol