Hazreti Ömer’in “Fırat’ın kenarında bir oğlak kaybolsa hesabı Ömer’den sorulur” anlayışını bugüne nasıl uyarlarız? 

Mesela oğluna harçlık veremediği için intihar eden babadan kim sorumludur? 

Ya da borçlarını ödeyemediği için kendini asan kişiden...

Acaba bir kadın kendini neden trenin önüne atmak ister. Neden ölümü yaşamanın önüne koyar?

Örnekler sayısız...

Fırat’ın kenarına gitmenize gerek yok

İstanbul’un göbeğinde bunlar 

yaşamak yerine;

ölmeyi, intihar etmeyi tercih ediyorlar.

Gerçi siyasetimiz kuyruklara “varlık kuyruğu” diyerek yeni bir norm getirdi. 

Şimdi bu ölümlere ve ölmeye teşebbüs edenlere de bir kulp bulunur. Mesela varlıktan bunalanların tercihi denilebilir. Çünkü en fazla intihar olayları gelişmiş zengin ülkelerde oluyor ya.

ASO Başkanı Nurettin Özdebir ne diyordu: “Zengin ülkeler önce sanayileşiyor ve ardından hizmetler sektörü geliyordu. Biz sanayileşmeden hizmetler sektörüne geçtik”.

Tıpkı zenginlikten bunalanların durumu gibi. 

Sanırım o kadar çok zengin olduk ki; Milletin canına tak etti bu zenginlik. 

***

Evet, sorumluyuz.

İşsizlikten bunalan herkesten sorumluyuz

Evine ekmek getiremeyenden sorumluyuz.

Harçlık veremediği için intihar edenden, 

ya da krizden dolayı bunalım geçirenlerden sorumluyuz.

Ama önce sorumlu olduğumuzu bilmemiz gerekiyor. Sn Temel Karamollaoğlu’nun dediği gibi “Kork asıl Allahtan korkmayandan...”

Önce ne olduğumuzu bilmemiz gerekiyor. 

Önce sorumluluk üstlenmemiz gerekiyor. 

Toplumun sorunları ile sorumlu olmalıyız ki, sorumluluk üstlenmiş olalım. 

***

22 Şubat 2019 tarihli yazıdan:

“Dün itibari ile işsiz sayısından 1 kişi eksildi. Hem de çok ama çok acı bir şekilde. Tekirdağ’da yaşayan Saffet G. arkasında bir not bırakarak intihar etti. Notta şöyle diyordu, “Bana mezar yaptırmayın. Sadece bir mezar taşı olsun. Ben hakkımı size helal ediyorum. Siz de bana hakkınızı helal edin. Biliyorum, sizi çok üzdüm. İşsizlikten bunaldım.”

Evet, varlıktan bunalan bir toplum olmuşuz. 

En azından iktidar ve ortağı blok partisi bu yönde. 

Eğer doğru ise şu söz ne kadar da doğru ifade ediyor: “Rüşvetçi politikaları, düzenbazları, hırsızları ve hainleri seçen halk kurban değil, suç ortağıdır.” George Orwell.

Ben de aynı şeyi söylüyorum: Hepimiz sorumluyuz! Ama hepimiz....

06 Şubat 2019 yazıda da şöyle demiştim: 

“Bugün bile 4 milyona dayanan işsizlik çok ciddi bir sosyal problemdir. Yarın bu sayı 5 milyona geldiğinde ne yapacağız? Sosyal sorunları, intiharları, boşanmaları, aile içi geçimsizlikten doğan cinayetleri vs vs nasıl çözeceğiz?”

***

Evet, nasıl çözeceğiz bu sorunları? 

Herkes verdiği oylar ile kimlerin hayatlarını nasıl söndürdüğünü bilebilecek mi? 

Yoksa sorumsuz şekilde suçları başkalarına atarak yaşamaya devam mı edeceğiz?

  • Abone ol