24 Ocak 1980 ekonomi kararlarını yazan Turgut Özal, siyasette Süleyman Demirel’in önüne geçmişti. Demirel’in yeniden öne geçmesi için 1991 seçimlerini beklemesi gerekecekti. 

Tabiri caiz ise, o seçimde Demirel kasada ne varsa topluma vaat etmişti. Bu vaatlerin içinde en önemlisi ise “erken emeklilik” oldu.

38-40 yaşında insanlar emekli olmaya başlamıştı. Sosyal güvenlik sistemi adeta çökmüş ve iç borçlanma sistemi darmadağın olmuştu. 

Oysa geçmişte Demirel bu ülkede barajlar kralı olarak anılacak kadar yatırımcı bir siyasetçiydi. 

Sonra işler değişti. 

Siyasetçinin gelecek bakışı ile Milletin gelecek bakışı farklılaştı.

***

Bugün, bir süreç yaşıyoruz ama kimse işin ne kadar ciddi olduğunu bilmiyor. Günü kurtarma uğruna yarınlarımızı kaybediyoruz. 

Nasıl ki, 91 seçimlerini kazanmak için toplumun günlük çıkarına da uygun olan erken emeklilik ülkeyi çökertti ise; bugün de bir benzer süreç yaşanıyor. 

Günlük kişisel kazanç uğruna kocaman bir ülke kaybediyor. 

Bugünü düşünerek kısa çıkar hesabı yapıldıkça, yarınımız olmayacak. Bu çok ama çok net. 

Siyasetin kısa vadeli çıkarı, ülkenin uzun süreli kaybına dönüştü. O nedenle bu kısır döngüden çıkışın yolu uzun vadeli düşünebilen kitlelere bağlı. 

Kulağa hoş gelebilen sözcükler, vaatler duyabiliriz. Ama Millet kendi kaderini belirleyecek. 

Belki daha önce seçtiği Başbakanını bile aslında seçemediğini, hatta seçtiğini zannettiği belediye başkanını bile seçemediğini düşünmek zorunda. Yani aslında Millet tercihi tek bir yere gittiğinde Millet oluyor gerçeğini görebilmeli.

Ya da görmeyip koca bir ülkeyi tek yere verip bitirecek. 

Grafiğe iyi bakın lütfen: 15+ yaşın üstündekilerin işsizlik oranı... Veya şöyle söyleyeyim:Bu daha ne ki?

 19-05/09/1.png

  • Abone ol