Enerji sektörü çok önemli.

Biz 1998-99 yıllarında 5-6 sent olması gereken elektriğe, 25-30 sent Hazine garantisi vererek santraller kurdurmuş ülkeyiz.

24 saat 365 gün kapasite garantili bu santrallerin büyük kısmı şu an verimsizlikten kapalı. Ama hala Hazine garantisi ödemeye devam ettiklerimiz de var.

İçimdeki bu yarayı kısaca yazdıktan sonra gelelim asıl konuya.

TÜİK’in en son 2016 yılında yayınladığı ‘2012 Arz ve Kullanım’ tablosuna göre her sanayinin üretimi ve ara tüketimi kullanılarak yeni girdi-çıktı oranları hesaplanmış. Buna göre, ara tüketim harcaması en yüksek olan sektör 0,83 ile enerji sektörü olmuş. İkinci sırada ise 0,72 ile imalat sanayi geliyor.

Kısaca üretim açısından enerji olmazsa olmaz. Toplam maliyetleri etkileme açısından da çok önemli.

Enerji sektöründe ise en önemli girdi hammadde maliyeti doğalgazdır. 2018 EPDK verilerine göre kururlu elektrik üretim gücünün yüzde 30,93’ü doğalgaz santrallerine ait. Nitekim 2018 yılı elektrik üretiminin de yüzde 30,88’i doğalgaz santrallerinden karşılanmıştır.

Gelelim asıl noktaya.

Doğalgaz dediğimizde karşımıza BOTAŞ çıkıyor. BOTAŞ’ın bilançosuna bakınca da karşımıza devasa bir borç çıkıyor. Nasıl mı?

2016 yılına bakıyoruz:

Kısa vadeli borçlar (tümü) 6 milyar 863 milyon TL

Uzun vadeli borçlar (tümü) 3 milyar 224 milyon TL

Bu borçların içerisindeki mali borçlar ise 1 milyar 257 milyon TL

Kısaca 10,1 milyar toplam borç ve bunun yüzde 12,5’i banka kredileri diyebileceğimiz mali borçlardan oluşmaktadır.

Aradan sadece ve sadece iki yıl geçiyor.

2018 yılına bakıyoruz:

Kısa vadeli borçlar (tümü) 16 milyar 801 milyon TL

Uzun vadeli borçlar (tümü) 9 milyar 820 milyon TL

Bu borçların içerisindeki mali borçlar ise 7 milyar 494 milyon lira.

Yani, 26,6 milyar liralık toplam borca ulaşılmış ve bu borcun yüzde 28,1’i de mali borçlardan oluşmaktadır.

Ama sorun sadece banka kredileri değil. Mesela BOTAŞ 2018 yılında bağlı ortaklıklarına da 3 milyar 282 milyon lira borçlanmış. (2017 rakamı -0- sıfır)

Aslında bir noktayı daha belirteyim. BOTAŞ’ın 2016 yılında 10 milyar 087 milyon lira olan toplam borcu 2017 yılında sadece ve sadece 10 milyar 240 milyon liraya çıkıyor. Ne oluyorsa 2018 yılında oluyor ve BOTAŞ’ın toplam borçları 10,2 milyar liradan 26,6 milyar liraya yükseliyor.

Bu arada 2016 yılında 8 milyar 934 milyon lira dönem karı elde eden BOTAŞ’ın 2018 yılında 2 milyar 482 milyon lira dönem zararı ettiğini de belirtelim.

Yine de sorunun kar/zarardan daha öte bir nakit döngüsü olduğunu belirtmem gerekiyor. Yani BOTAŞ zarar ettiği için borçlanmıyor. Nakit döngüsünü sağlayamadığı için borçlanıyor.

Biraz daha açalım:

2017 yılında şirketin ticari alacakları 4 milyar  945 milyon lira. Ama 2018 yılında ticari alacaklar 13 milyar 741 milyon liraya yükseliyor. Bu borcun da nerede ise tamamı “Alıcılar” hesabından geliyor. Alıcılar ödeme yap(a)madığı için BOTAŞ borçlanmak zorunda kalıyor.

Bu meseleyi isterseniz biraz daha açalım.

Bugün ülkemizde elektrik üretim şirketleri önemli bir kredi-batık sorunu yaşıyor. Sektörü kurtarmak için bankalar birleşerek özel bir ‘enerji fonu’ kurma aşamasında.

Diğer tarafta ise büyük bir iç ekonomik kriz yaşayan Türkiye ekonomisine yönelik çözüm yolları aranıyor. İmalat sanayini canlandırmak için talep tarafına teşvikler verilirken, maliyet azaltıcı önlemlere gidilemiyor.

Yazının girişinde de verdiğimiz gibi, en yüksek girdi sektörünün enerji olduğu düşünüldüğünde, burada yapılacak indirimlerin faydası kendini katlayarak geri ödeyecektir.  Fakat maliyet yapısına ve nakit döngüsüne bakıldığında böyle bir imkanın da sektörün kamu kesimi tarafından sunulması oldukça zor gözüküyor.

Kısaca diyeceğimiz o ki; galiba seçimlerden sonra ciddi bir elektrik zammı kapıda bekliyor. Elektrik şirketlerini kurtarmanın başka bir yolu kalmadı.

  • Abone ol