Yılın ilk beş aylık bütçe sonuçları geldi. 

Bütçede 347.5 milyar liralık gelire karşılık 414 milyar lira harcama yapıldı. 

Açık 66 milyar 530 milyon TL. 

2019 yılı tamamında bütçe açık hedefi 80.6 milyar lira. Yani hedefin yüzde 83’ü şimdiden gerçekleşti. Olayı daha iyi anlatmak açısından şöyle verelim: 2017 yılı bütçe açığının ilk beş ayında yüzde 24 açık verilmişti. 2018 yılında ise bu oran biraz daha artarak yüzde 28 olmuştu. 

Bu yıl Merkez Bankası’ndan (MB) yüksek temettü gelirine rağmen 66.5 milyar TL açık var. 

Harcamaları kısacak herhangi bir alan yok. Nerede ise her seçim, bir harcama artışı vaadiyle alınmaya başlandı. Oysa AK Parti 2015 yılına kadar bütçe disiplininden taviz vermeyerek seçim alıyordu. 

Artık o devirler bitti. 

İyi ama 31 Mart seçimleri ile para da bitti. 

Kamu bankaları ile de seçim sürecini finanse eden hükümet, 60 milyar liranın üzerinde kredi dağıttı. Bütçeden de MB parası ile beraber 80 milyar liraya yakın ek açılma yaptı. 

Kısaca yılın ilk 5 ayında 140 milyar liralık ek kamu genişlemesine rağmen ekonomide işler hala iyi gitmiyor. 

Sanayi üretimi nisanda yüzde 4 daralmaya devam ederken, bir önceki aya göre de gerileme var. Perakende tüketim ise yine nisan ayında yüzde 6.9 azaldı. Mart ayı perakende tüketim azalması da yüzde 3.4’te kalmıştı. 

Bir de elektrik tüketimini verelim: 

Nisan ayında yüzde 0.77 azalan elektrik tüketimi mayıs ayında ilginç şekilde yüzde 1.69 artış gösterdi. Muhtemeldir ki, mayıs ayında çarklarda küçük bir kıpırtı daha oluştu. Ama 1-18 Haziran gününe kadar bu ay elektrik tüketimi yeniden yüzde 1.73 azalışla hızla daraldı. 

Diyeceğim o ki, ekonomiye yönelik para paketleri de artık çarkları döndürmüyor. 

Bakış açımızı daha bütüncül şekilde değiştirmemiz gerekiyor.

***

Merkezi yönetim ilk 5 aylık bütçe finansmanına baktığımızda şöyle bir tablo görüyoruz:

36 milyar TL dış borçlanmaya karşılık 18.3 milyar TL dış borç ödemesi gerçekleşmiş. İçeride verdiğimiz açığın 17.7 milyar lirasını yabancılardan borçlanarak kapatmış durumdayız. 

Ayrıca 39.9 milyar lirada iç piyasalardan borçlanmaya gitmişiz. 

Kısaca şimdilik borçlanarak gidiyoruz. 

Bu senaryoyu biz 90’lı yıllardan hatırlıyoruz. 

Bütçe açık verecek, açık borçlanarak kapatılacak. 

Aynı senaryoya geri döndük. 

Ya da bir başka yol bulacağız. Seçimler bitince oturup hesap yapacağız. Ya harcamaları kısarak devletin savurganlığını bitireceğiz ya da bütün yükü millete yükleyeceğiz. 

Sizce hangisi olacak? 

***

Olayın bir de diğer yönünden bakalım:

Mart ayı sonunda işsiz sayısı (en dar tanımlı) 4.5 milyon kişiye ulaştı. Mevsim etkisi arındırıldığında işsizlik oranı da yüze 13.7’ye geldi. 2008-09 küresel krizinde bu oran en yüksek 13.9 olmuştu. 

Yani millet işsiz. 

Şirket tarafı ise ayrı bir sorun. Bir tarafta yıllarca yabancı parası sayesinde aşırı kredi kullanımı ile artan faizlere bağlı finansman gideri; diğer tarafta ise artan dövize bağlı kur gideri. 

Maliyetler yüzde 30’larda artış gösterirken, satışlara yüzde 18’ler civarında ancak yansıtılabilmiş. 

Tam bir çıkmaz sokak hikayesi. 

Peki bu çıkmazdan nasıl kurtulacağız? 

Var mı fikriniz? 

Yoksa Türkiye İhracatçılar Meclisi gibi şer güçler videoları ile üç maymunu mu oynamaya devam edeceğiz. 

Unutmadan; aslında 4. maymun da varmış: Görüyorum-duyuyorum-biliyorum ama tırsıyorum. 

Tercih sizin. Seçim sonrasını bekleyelim bakalım. 

NOT: Seçim sonrası ekonomide bizi ne bekliyor diye merak edenler YouTube üzerinden Paratoner programına göz atabilir. 

https://www.youtube.com/watch?v=PCL-P-MOWAo&feature=youtu.be

  • Abone ol