Nihayet seçimler bitiyor. İptal edilen İstanbul Belediye Başkanlığı seçimi bu pazar yeniden yapılacak.

Gerçi muhalefet ve ülke açısından bir belediye başkanlığı seçiminden ziyade seçim sisteminin çalışması daha önemli hale geldi. Milletin vereceği karardan daha çok yargının vereceği karar öne çıktı. En azından Cumhurbaşkanı öyle söyledi, “Seçilmesi durumunda yargının vereceği karar bu şahsın önünü kesebilir” dedi.

Ama toplum açısından seçim kadar seçim sonrası da önemli. Belki de çok daha önemli.

Siyasetimiz seçimden önce zam yapacak kadar şeffaf değil elbette. Bakın rakamlar ne diyor?

Bütçeden ilk 5 ayda 414 milyar lira harcama yapılmış. Faiz dışı harcama tutarı da 367.6 milyar lira. Geçen yıl aynı dönemde 322.5 toplam harcama ve 291.1 milyar faiz hariç harcama yapılmıştı.

Yine geçen yıl ilk 5 ayda 302 milyar lira gelir elde edilirken, bu yıl 347.5 milyar lira gelir elde edilebildi.

Böylece bütçe açığı geçen yıl ilk 5 ayda 20.5 milyar liradan bu yıl 66.5 milyar liraya yükseldi. Hatta bu açık, Merkez Bankası’ndan (MB) bu yıl Hazine’ye 34 milyar TL kaynak aktarılmasına rağmen oluştu. Geçen yıl 12 milyar lira seviyesindeydi. Kısaca fazladan tek seferlik 32 milyar liralık ek bir kaynak kullandık. Bu kaynak olmasaydı bütçe açığı yaklaşık 100 milyar liraya çıkacaktı.

Giderler yüzde 28.4 artarken, gelirler MB parasına rağmen sadece yüzde 15 arttı. Ama devletin sürekliliğini sağlayan vergi gelirleri ise sadece ve sadece yüzde 4.3 artış gösterdi.

Biraz daha detaya bakalım. Çünkü burası çok önemli: Vatandaş seçimlerden sonra buraya çok bakacak...

Geçen yıl 34.3 milyar lira olan kurumlar vergisi bu yıl yüzde 5.9 artışla 36.4 milyar lira oldu.

Yurt içinden alınan mal ve hizmet vergileri ise 89.9 milyar liradan 83.4 milyar liraya geriledi. Yani burada vergi gelirleri azaldı. Nerelerde mi?

-KDV gelirleri 25 milyar liradan 19.9 milyar liraya düştü.

-ÖTV gelirleri 56.5 milyar liradan 52.7 milyar liraya geriledi.

Dahilde alınan KDV ve ÖTV vergi gelirleri böylece 81 milyar 493 milyon liradan 72 milyar 507 milyon liraya indi. Nominal kayıp oranı yüzde 11...

Gelirler bu kadar düşünce ne oldu?

2017 yılında ilk 5 ayda bütçe açığı (-11.5 milyar TL) yıllık açığın (-47.8 milyar TL) yüzde 24’üne gelmişti. Geçen yıl ise yıllık açık 72,6 milyar lirayken ilk 5 ayda 20.5 milyar açık vardı (yüzde 28). Bu yıl bütçede 80,6 milyar lira açık hedeflenirken, daha ilk beş ayda bu açığın yüzde 83’ü gerçekleşti. Hatta fazladan gelen MB parasına rağmen.

Bütçeye bakıyoruz ki, gelir tarafı artmazken giderlerde hiç kısıntı olmuyor. Nerede ise oluk oluk para harcanıyor. İyi ama bu değirmenin suyu da yok...

O zaman nasıl olacak?

Muhtemelen şöyle:

1) Şirketlere yeniden net aktif vergisi ile müfettiş tehdidi gelecek... Ya matrahı artır ya da müfettiş gelip seni incelesin.Tercih senin.

2) Varlık barışıyla bitmeyen döviz isteğine bir daha devam etme kararı...

Ve vatandaşı ilgilendiren asıl vergiler;

3) Motorlu Taşıtlar Vergisi’ne bir ek taksit daha eklemek.

4) Keza aynı şekilde emlak vergisine de bir taksit daha eklemek. Ama bu taksit belediye yerine merkezi bütçeye...

Bu kadar mı?

Hatırlarsanız geçen hafta BOTAŞ’ın bilançosunu vermiş ve sektörün adeta nakit krizinde olduğunu göstermiştim. 2017 yılında 10.2 milyar lira olan BOTAŞ’ın borcunun 2018 yılında 26.6 milyar liraya yükseldiğini okumuştuk.

Kısaca orada da bahsetmiştim: Seçimlerden sonra ciddi bir elektrik zammı da bizi bekliyor olabilir.

Bir tarafta çalışan sayısı azalırken, emekli sayısı hızla artmaya devam ediyor. Bütçeden SGK’ya aktarılacak para bu yıl 200 milyar liraya ulaşabilir.

Zaten kamu personel sayısındaki artış ve gösterge sözleri nedeniyle çalışanların kamu personel maaşını karşılama oranı yüzde 70’lerden yüzde 50’lere geriledi.

Kısaca işimiz zor. Hem de çok.

  • Abone ol