Yılın ilk beş ayında İTO aylık fiyat artış oranı toplamda yüzde 6.70’e ulaşırken, Türkiye’deki fiyat artış oranı toplamda yüzde 4.89’da kaldı. Oysa haziran ayında İstanbul enflasyonu (İTO) yüzde 0.98 düşüş gösterirken TÜİK’in Türkiye enflasyon beklentisi sıfır noktasında.

Elbette İTO’nunki ile TÜİK’in fiyat hesabı arasında farklar var ama bu kez İstanbul fiyatları Türkiye beklentisinin oldukça altında kaldı. Yarın bunu göreceğiz.

Geçen yıl haziran ayında Türkiye’de aylık fiyat artışı yüzde 2.61 olmuştu. Enflasyon bu kez bırakın negatifi, sıfır bile gelse 18.71’den 2.61 düşmüş olacak ve yıllık enflasyon 16.1’e gerileyecek.

Bizler buna baz etkisi diyoruz. Ama baz etkisi asıl kalan 6 ay için geçerli. 2003-2017 arası 15 yılda kalan altı ayın ortalama artış toplamı 4.19 puan ederken, geçen yıl kur artışının etkisi ile bu artış 12.59 puana ulaştı. Yani ortada 8.40 puanlık bir baz etkisi var. Ve bu rakam -ekstra bir şey olmaz da- enflasyona yansır ise yıl sonu yıllık enflasyon oranımızı 7.7 puana kadar çekebilir.

Bu çok ama çok basit bir matematik işlemi. Yani derinlik içermeyen basit bir hesap. Olur mu olmaz mı elbette bilemeyiz. Mesela kasım ayı 15 yıllık ortalama fiyat artışı 0.96 puan olurken, geçen yıl kasım ayında fiyatlar eksi 1.44 düşüş göstermiş. Bu da tersine baz etkisi...

***

Dün haziran ayı ISO-Türkiye PMI Endeksi açıklandı. Endeks baz değer 50’nin altında ama 47.9 ile Temmuz 2018’den bu yana en iyi rakam. Açıklamada şöyle deniliyor: “Uluslararası pazarlarda talebin iyileştiğine yönelik sinyallerle birlikte yeni ihracat siparişleri şubat ayından beri ilk kez arttı ve toplam yeni siparişleri destekledi. İkinci çeyreğin sonunda üretim ve istihdamdaki yavaşlama daha sınırlı ölçüde gerçekleşti.

ISO-Türkiye PMI Endeksi haziran ayında 2.6 puan artış gösterirken, MÜSİAD SAMEKS Endeksi de haziran ayında 5.8 puan artışla 46.5 değerine ulaştı. SAMEKS Endeksinde özellikle hizmet sektörü eşik değerin yeniden üzerine çıkışı dikkat çekerken, Sanayi Endeksi de 47.7 ile eşik değer 50’ye yaklaştı.

Kısaca hem PMI hem de SAMEKS Endeksleri dış sipariş artışları ile reel sektörde ihracata dayalı toparlanma gösteriyor. Ama hala eşik değerin altında olması da krizin devam ettiğini göstermektedir.

***

Ocak-nisan arası toplam 4 ayda Türkiye’de toplam elektrik tüketimi (TEİAŞ verileri) yüzde 1.36 azaldı. Burada EPDK verilerinden görüyoruz ki, meskenlerde ve kısmen ticarethanelerde tüketim artarken, sanayide tüketim çift haneye yakın azalıyordu.

Mayıs ayında elektrik tüketimi yüzde 1.69 artış gösterirken, Haziran ayında artış yüzde 0.11’de kaldı. Hatta Haziran ayının son günlerindeki artış sayesinde bu tüketim gerçekleşti.

EPDK verilerine göre mart ayında sanayide kullanılan elektrik yüzde 8.67 azalış gösterirken, nisan ayında bu azalış yüzde 3.80’e geriledi. Nisan ayında en dikkat çekici yer ise ticarethanelerde elektrik tüketiminin yüzde 1.02 azalmasıydı. Mart ayında ticarethanelerde elektrik tüketimi yüzde 1.11 artış göstermişti.

İşin özeti şu: Henüz iç piyasaya yansımamış bir reel sektör aktivitesi yaşanıyor. Hatta iç piyasada daha da sıkışan bir ticaret ortamına rağmen, ihracata dayalı bir sipariş artışı geldi.

Mayıs ayında 84.7’den 77.5’e gerileyen Ekonomik Güven Endeksi de haziran ayında yeniden artarak 83.4’e yükseldi. Burada da özellikle hizmet ve tüketici güven endeksleri etkili oldu.

***

Fakat asıl dikkat çeken artış Kapasite Kullanım Oranlarında (KKO) yaşanıyor. Önceki aylarda yüzde 74’e kadar gerileyen KKO haziran ayında yüzde 77.1’e çıkarak oldukça dikkat çekti. Tabii ki burada bir soru da şudur: Yanan ve kapanan fabrikalar ile KKO artışına rağmen üretim de artıyor mu?

Aralık ayında 108.7’ye gerilemiş olan mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi nisan ayında 112.6’ya yükseldi. Kriz öncesinde endeks 116-118 aralığında seyrediyordu.

İşin bir de istihdam yönü var tabii. Mesela nisan ayında 10 bin kişi azalan İŞ-KUR’a kayıtlı işsizler, mayıs ayında yeniden 47 bin kişilik artışla 4 milyon 85 bin kişi ile zirveye çıktı.

Bu da gösteriyor ki henüz reel sektörde yaşanan ihracata dayalı sipariş artışları ekonomide temel bir dönüşüme yol açmadı. Fakat bazı göstergelerdeki toparlanma da önemli görülmelidir.

  • Abone ol