Geçen hafta Türkiye’nin dış borç verileri açıklandı. Önümüzdeki süreçte ekonomiye ilişkin önemli ipuçları vermesi açısından verilere biraz daha yakından bakmak gerekiyor.

2018-I ve 2019-I. çeyrek karşılaştırması yaparak durumu anlamaya çalışalım.

Kamu sektörü dış borcu 140.980 milyon dolardan 148.346 milyon dolara çıkmış. Kamu sektörü dış borcu 7 milyar 367 milyon dolar artış gösteriyor.

Ama yine kamu sektörü olarak görebileceğimiz Merkez Bankası da var. Geçen yıl 1. çeyrekte sadece 1.446 milyon dolar olan MB dış borcu da 5.906 milyon dolara çıkıyor. Merkez Bankası dış borcunda  da 4 milyar 461 milyon dolarlık artış var.

Böylece toplam kamu dış borcu 11 milyar 827 milyon dolar artıyor.

***

Özel sektörün kısa vadeli dış borcu 9 milyar 537 milyon dolar azalarak 89.029 milyon dolara geriliyor.

Yine özel sektörün uzun vadeli dış borcu 16 milyar 4 milyon dolar azalışla 210.141 milyon dolara düşüyor.

Böylece son bir yılda özel sektör, toplamda 25 milyar 541 milyon dolar net dış borç ödemiş oldu.

Türkiye’nin de toplam brüt dış borç stoku 467.137 milyon dolardan 13 milyar 714 milyon dolar azalarak 453.423 milyon dolara gerilemiş oldu.

Dış borç ödemesinde özellikle 2018 yılı ikinci yarısı dikkat çekiyor. Yani kurların çok yukarıda olduğu dönem.

***

Dış borç ödemesinde özellikle reel kesim dikkat çekmektedir. Mesela reel kesimin döviz açık pozisyonu 2018-I. çeyrekte eksi 221 milyar 011 milyon dolarken, 2019-I. çeyrekte eksi 189 milyar 063 milyon dolara geriliyor.

Reel kesim döviz açık pozisyonu 32 milyar 67 milyon dolar azalırken bu azalışta yurt içi bankalara ödenen döviz borçları önemli oluyor.

Reel kesim yurt içinden sağladığı döviz kredilerini 16 milyar 852 milyon dolarlık kısmını ödüyor ve yabancı para (YP) kredilerini yurt içinde 169.631 milyon dolara düşürüyor.

Yurtdışından sağlanan döviz kredilerinin ise sadece 1 milyar 568 milyon doları ödeniyor. Yurtdışından sağlanan krediler 104.961 milyon dolar seviyesinde devam ediyor.

Bu arada reel kesim döviz varlıklarında da 12 milyar 599 milyon dolarlık artış sağlayarak net döviz açığını 189 milyar 4 milyon dolara düşürmeyi başarıyor.

Burada dikkat çeken nokta elbette yurt içi bankaların reel sektörü döviz kredileri borçlarını ödemeye almasıdır.

***

Bankalar özel sektörden neden döviz borçlarını tahsil ediyor?

Ya da şu şekilde bakalım: Reel sektör yurt içi bankalara döviz borçlarını öderken, bankalar ne yapıyor?

Hazine verilerine göre finansal kuruluşların toplam dış borcu 2018-I. çeyrekte 164.622 milyon dolarken, bu borç 2019-I. çeyrekte 136.576 milyon dolara geriliyor. Finansal kuruluşlar son bir yılda 28 milyar 46 milyon dolar net dış borç ödemiş durumdalar. Bu borcun da 24 milyar 625 milyon dolarını bankalar gerçekleştirmiş.

Kamu bankalarının bile aynı dönemde 2.6 milyar dolar net dış aldığı hesaba katıldığında, özel ve yabancı sermayeli bankaların yüksek döviz fiyatından yine önemli bir borç ödediğini görüyoruz.

***

Hazine verilerine göre Mayıs-Aralık 2019’da ödenmesi beklenen dış borç dağılımı da şu şekilde:

Kamu sektörü: 10 milyar 808 milyon dolar

Özel sektör: 49 milyar 964 milyon dolar

Toplam ödenecek veya çevrilecek dış borç ise 60 milyar 773 milyon dolar.

Şimdi konuyu yeniden toparlayalım: Reel sektör yurt içi bankalara dövizli borçlarını ödedikçe, yurt içi finansal kuruluşları da dış borçlarını ödemeye devam ediyor.

Kısaca mali sektörde yeni kredi ve parasal genişleme imkanı şu halde nerede ise imkansız noktada. Zaten kamu tarafına baktığımızda dış borçlanma ve kredi genişleme yükü üstlenilmiş durumda. Ama kamunun kaynak kullanımında vereceği kararların ne kadar ekonomik olacağı tartışma konusudur.

Kamu bankalarının kredi kullanımında açıkladığı kararların hala tartışma konusu olması durumu göstermektedir.

Bu ne anlama geliyor?

Ülkemizde maalesef finansman kanalları verimlilik odaklı çalışma düzeninden siyaset odaklı çalışma düzenine daha yoğun geçiyor. Böyle bir ekonominin uzun süre bu yapıyı taşımasına imkan olamaz. Ya da uzun vadede oluşacak verimsizlik birikimi bizi daha büyük tehlikelere taşıyabilir.

Bütçe üzerinden süren baskı ve zamlar yanında bir de kamu kredileri ile oluşacak verimsizlik halini şimdiden düşünmeli ve çözüme gitmeliyiz.

  • Abone ol